çok güzekl şiirleri olan şairimiz.ben en çok içimde ağlayan gülleri seviyorum ve paylaşıyorum
GÜLLER AĞLAR İÇİMDE Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilir dem hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliğe anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmışcasına, büyük İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar, ben ağlarım…
Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi? Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla, dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu. Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...
Fakir bir çamaşırcı ve kötü yola düşmüş bir kadının kızı olan Katerina, Papaz Gluk’un evinde çamaşırcılığa başlar. Gluk belli bir süre sonra Katerinayla ilişkiye girer. Bu sırada Rusya ile İsviçre savaşa hazırlanmak üzereydiler. İsviçreliler Katerina’nın bulunduğu şehre gelmişlerdi. Katerina burada bir isviçre askerine hayran olur sonunda aşk doğar. Bu arada Katerina askeril papazı idare etmektedir. Papaz bundan şüphelenir ve sonunda evinde Katerina’yla askeri basar ve orada askeri öldürür ve evini yakar. Korktuğu için Katerina’yla Rusya tarafına sığınmaya karar verir. Rusya tarafına geçerlerken sınırda yüzbaşının birisi Katerina’ya el koyar papazıda Moskova’ya gönderir. Kısa sürede Katerina ile yaşadığı aşk ortaya çıkınca Genaral Menkişof emanetine alır. Katerina ile genaral gönül eğlendirir. Genaral savaşı kazanmış olarak yurduna dönerken Katerina’yıda götürür. Fakat karısından korktuğu için Katerina’yı en yakın arkadaşı ve hatta çarın en yakın dostu olan Genaral Şermiyetif’e verir. O günden sonra Katerina’nın şansı açılır. Başlarda ilgi çekmeyen kız bir anda herkesin gözdesi olur ve Çarın metresliğine ardındanda Rusya’ya çariçe olur.
Kızılbaş kavramı tarih boyunca ve günümüzde Alevileri aşağılamak, karalamak ve küçük düşürmek için kullanılmıştır.(destiizdivaç programındada bu kastedilerek kullanılmıştır.) Aleviler; bu ülkenin yüz akıdır... Aleviler; aydındır... Aleviler; iyi vatandaştır. Aleviler; okuyan, bakan, gören, dinleyen, bilen, anlayan, düşünen insanlardır. Aleviler; her zaman uygarlıktan yanadır. Aleviler; inançlarında samimi oldukları için kimliklerini asırlardır acı çeke çeke koruyabildiler. Aleviler; tarihin bir kanlı hesabını sorarken, sadece kendi dizlerine vurdular. Aleviler; 'incinsen de incitme' derler. Aleviler; yiğit insanlardır. Aleviler; çalışkandır. Aleviler; doğaya saygılıdır. Aleviler; Allah'ın yarattığı tüm canlıları sevdiler. Aleviler; kadını ikinci sınıf vatandaş sayarak, bir mal gibi görerek, ona şüpheyle bakarak, insan yerine koymayarak, kapalı kapıların arkasına hapsetmezler. Aleviler; kadına güvenirler. Aleviler; yobaz değildir. Aleviler; saz çalarlar. Aleviler; ozanları-şairleri yakmazlar, edebiyatçıları kovmazlar, aydınları vurmazlar. Aleviler; 'el, dil, bel sağlamlığı' isterler. Aleviler; çağdaş dünyanın reddettiği, akıl dışı hurafelere, batıl inançlara kanmazlar. Aleviler; Mustafa Kemal Atatürk'ü severler. Aleviler; ulusumuza çağdaşlık kapılarını aralayan devrim yasalarına yürekten bağlıdırlar. Aleviler; laik cumhuriyete sahip çıkarlar. Aleviler; dönek değildir. Aleviler; kendi çıkarları için, hangi iktidar gelse ona yanaşıp yalakalık yapmazlar. Aleviler; hiçbir zaman küçük hesaplar yüzünden Türkiye'nin aydınlık yoluna ihanet etmediler, etmezler. Aleviler; vefalıdır. Aleviler; dürüsttür.
ölüm allahın emri olabilir ama en acı ve en zor ayrılık.kavuşurum diye bir umut yok yollara baksan nafile çaresiz ve aciz kalıyor insan.en zor ayrılık ölümle olan ayrılıktır..
çok güzekl şiirleri olan şairimiz.ben en çok içimde ağlayan gülleri seviyorum ve paylaşıyorum
GÜLLER AĞLAR İÇİMDE
Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım…
ancak çekenlerin dizeleri anlatır bunu
ahmet telli (su çürüdü)
Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...
Adımdan gayrısını bilmiyorum
günlerden bir gün işte.pek bişey ifade etmez. herhesin hergünü ve bugünü güzel olsun
Fakir bir çamaşırcı ve kötü yola düşmüş bir kadının kızı olan Katerina, Papaz Gluk’un evinde çamaşırcılığa başlar. Gluk belli bir süre sonra Katerinayla ilişkiye girer. Bu sırada Rusya ile İsviçre savaşa hazırlanmak üzereydiler. İsviçreliler Katerina’nın bulunduğu şehre gelmişlerdi. Katerina burada bir isviçre askerine hayran olur sonunda aşk doğar. Bu arada Katerina askeril papazı idare etmektedir. Papaz bundan şüphelenir ve sonunda evinde Katerina’yla askeri basar ve orada askeri öldürür ve evini yakar. Korktuğu için Katerina’yla Rusya tarafına sığınmaya karar verir. Rusya tarafına geçerlerken sınırda yüzbaşının birisi Katerina’ya el koyar papazıda Moskova’ya gönderir. Kısa sürede Katerina ile yaşadığı aşk ortaya çıkınca Genaral Menkişof emanetine alır. Katerina ile genaral gönül eğlendirir. Genaral savaşı kazanmış olarak yurduna dönerken Katerina’yıda götürür. Fakat karısından korktuğu için Katerina’yı en yakın arkadaşı ve hatta çarın en yakın dostu olan Genaral Şermiyetif’e verir. O günden sonra Katerina’nın şansı açılır. Başlarda ilgi çekmeyen kız bir anda herkesin gözdesi olur ve Çarın metresliğine ardındanda Rusya’ya çariçe olur.
Yalan dört nala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.
yoğurt veya ayran kaynatılarak elde edilen biraz eşkimsi bir süt
ürünü.
bu duvar kiralıktır. :)))
italyan peyniri
salata ve pizzada çoğunlukla kullanılır
Kızılbaş kavramı tarih boyunca ve günümüzde Alevileri aşağılamak, karalamak ve küçük düşürmek için kullanılmıştır.(destiizdivaç programındada bu kastedilerek kullanılmıştır.)
Aleviler; bu ülkenin yüz akıdır...
Aleviler; aydındır...
Aleviler; iyi vatandaştır.
Aleviler; okuyan, bakan, gören, dinleyen, bilen, anlayan, düşünen insanlardır.
Aleviler; her zaman uygarlıktan yanadır.
Aleviler; inançlarında samimi oldukları için kimliklerini asırlardır acı çeke çeke koruyabildiler.
Aleviler; tarihin bir kanlı hesabını sorarken, sadece kendi dizlerine vurdular.
Aleviler; 'incinsen de incitme' derler.
Aleviler; yiğit insanlardır.
Aleviler; çalışkandır.
Aleviler; doğaya saygılıdır.
Aleviler; Allah'ın yarattığı tüm canlıları sevdiler.
Aleviler; kadını ikinci sınıf vatandaş sayarak, bir mal gibi görerek, ona şüpheyle bakarak, insan yerine koymayarak, kapalı kapıların arkasına hapsetmezler.
Aleviler; kadına güvenirler.
Aleviler; yobaz değildir.
Aleviler; saz çalarlar.
Aleviler; ozanları-şairleri yakmazlar, edebiyatçıları kovmazlar, aydınları vurmazlar.
Aleviler; 'el, dil, bel sağlamlığı' isterler.
Aleviler; çağdaş dünyanın reddettiği, akıl dışı hurafelere, batıl inançlara kanmazlar.
Aleviler; Mustafa Kemal Atatürk'ü severler.
Aleviler; ulusumuza çağdaşlık kapılarını aralayan devrim yasalarına yürekten bağlıdırlar.
Aleviler; laik cumhuriyete sahip çıkarlar.
Aleviler; dönek değildir.
Aleviler; kendi çıkarları için, hangi iktidar gelse ona yanaşıp yalakalık yapmazlar.
Aleviler; hiçbir zaman küçük hesaplar yüzünden Türkiye'nin aydınlık yoluna ihanet etmediler, etmezler.
Aleviler; vefalıdır.
Aleviler; dürüsttür.
ölüm allahın emri olabilir ama en acı ve en zor ayrılık.kavuşurum diye bir umut yok yollara baksan nafile çaresiz ve aciz kalıyor insan.en zor ayrılık ölümle olan ayrılıktır..