Yeşildi dünyam, Maviydi... Bir de kahverengiydi. ..... Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler... Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının... Sen; Durgunluğuma düştün... Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün; Sudaki halkalar gibi.Yeşildi dünyam, Maviydi... Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde! .. Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde... ..... Hoşgeldin, dedim. Hoşgeldin sıcağım... Hoşgeldin salıncağım ..... Ve savruldu başım uzuun bir iple dalına bağlanmış gibi.. Savruldum; Sendeen sana doğru Beni, sadece ürkek ceylanlar tanırken bir de çingene serçeler... Ve ben, yalnız kuşlarla kavak yapraklarının sesini tanırken... Sen; Durgunluğuma düştün... Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün; Sudaki halkalar gibi. ..... Sen; Sessizliğime düştün... Sen; Kimsesizliğime düştün... Belki de onun için böyle büyüdün içimde; Sudaki halkalar gibi...
“Ben bir beşerim. Bazan hata, bazan da isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı tetkik ediniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmadığınızı reddediniz.”
Üstüme yağan düşler ile, başıma üşüşen düşler ile, ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben, bahara dokunmuş bir filiz gibi....... ..... Biliyor musun; Denizler bile düşlerimin rengidir... Dalgalar, gülüşlerindir yani; düşlerimin üzerinde oynaşan....
Sevgi neydi sahi ? Yağmurda ıslanmak mi ? Damlaları hissetmek mi ? Islanmak herhangi bir suyla da olur... Hissetmek O ayrı.... Sevgiyi hissetmek .. Umudu hissetmek.. Yanılgılar biz insanlar içindir.. Kaybettiğinde anlıyorsun Yine yeniden bulmak Yüce gönüllü ,zarif insanları Geçmişine bakmadan önüne geleceğe bakan Ayıbını yüzüne vurmayan güzel insanları... Tekrar bulmak Allah'ın lütfu olsa gerek... Fazlası ne gerek Biraz Umut biraz Sevgi... Avuç içi kadar mutluluk...
" Küle döndüysen yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla..."
Bir mucize oldu bir yerlerde Bir çocuk doğdu belki Belki bir tohum yeşerdi , Kimbilir belki Kuru bir dal filizlendi çorak topraklarda Yaklaşan zemheriye inat Bir gonca gül açtı yüreğimde Adı "Umut"tu.....
""Yanından geçerken pespembe güller atsam kucağına... Sonra da, bana doğru uzattığın, beyaz bir gülü koklasam avuçlarından; Ama asıl, teninin kokusunu hissetmek ister gibi!.... Gözlerin gibi menekşeler versem ..... Ya da Ve bir kırmızı lâle koysam masana... Ya da sarıp gelinteliyle onu, yerleştirsem vazona; Adımı “içine” doldurur gibi ..... Bir kırmızı lâle koysam masana... Bir kırmızı lâle koysam; Ve; ...konuşmasam... "
" Ey gafil insan Mademki peygamber değilsin, ötelerden haber alamıyorsun, sana uyanlar da yok; bu yolda haddini bil, geri kal! Büyük bir velînin arkasından yürü ki, bir gün nefsaniyet kuyusundan çıkıp Hz. Yûsuf gibi bir mâna padişahı olasın. Mademki bir mâna padişahı olamadın, hiç değilse sadık bir kul ol! Mademki gemici değilsin, gemi kullanmaya kalkışma! Mademki alış verişten anlamıyorsun, bu işte olgun değilsin, yalnız başına dükkan açma Nefsanî arzulardan elini yıka, temizle; sonra iyi işler hamurunu açmaya bak!”
" Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, Ne ceplerde tren tarifesi, Ne de turna katarı gökte.
Yeşildi dünyam, Maviydi...
Bir de kahverengiydi.
.....
Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı,
bir de çingene serçeler...
Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının...
Sen;
Durgunluğuma düştün...
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.Yeşildi dünyam,
Maviydi...
Bir de kahverengiydi;
sen, bana düştüğünde! ..
Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç içe yayıldı içimde...
.....
Hoşgeldin, dedim.
Hoşgeldin sıcağım...
Hoşgeldin salıncağım
.....
Ve savruldu başım uzuun bir iple dalına bağlanmış gibi..
Savruldum;
Sendeen sana doğru
Beni, sadece ürkek ceylanlar tanırken
bir de çingene serçeler...
Ve ben,
yalnız kuşlarla kavak yapraklarının sesini tanırken...
Sen;
Durgunluğuma düştün...
Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün;
Sudaki halkalar gibi.
.....
Sen;
Sessizliğime düştün...
Sen;
Kimsesizliğime düştün...
Belki de onun için böyle büyüdün içimde;
Sudaki halkalar gibi...
Erkul
“Ben bir beşerim. Bazan hata, bazan da isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı tetkik ediniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmadığınızı reddediniz.”
İmam Mâlik ( r.a)
Biliyor musun;
Düşler dökülür...
Düşler üşüşür...
Düşler doluşur kulaklarıma;
Gülüşlerinden....
Üstüme yağan düşler ile,
başıma üşüşen düşler ile,
ve içime doluşan düşler ile serpilirim ben,
bahara dokunmuş bir filiz gibi.......
.....
Biliyor musun;
Denizler bile düşlerimin rengidir...
Dalgalar, gülüşlerindir yani;
düşlerimin üzerinde oynaşan....
Erkul
" Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp daha çok
Gülümsüyorum.
Bilmiyorlar ki neden güldüğümü
aklımdan Neler geçirdiğimi
içinde senin koyduğun umut olduğunu...."
Sevgi neydi sahi ?
Yağmurda ıslanmak mi ?
Damlaları hissetmek mi ?
Islanmak herhangi bir suyla da olur...
Hissetmek
O ayrı....
Sevgiyi hissetmek ..
Umudu hissetmek..
Yanılgılar biz insanlar içindir..
Kaybettiğinde anlıyorsun
Yine yeniden bulmak
Yüce gönüllü ,zarif insanları
Geçmişine bakmadan önüne geleceğe bakan
Ayıbını yüzüne vurmayan güzel insanları...
Tekrar bulmak Allah'ın lütfu olsa gerek...
Fazlası ne gerek
Biraz Umut biraz Sevgi...
Avuç içi kadar mutluluk...
" Küle döndüysen yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla..."
Rumi
Bir mucize oldu bir yerlerde
Bir çocuk doğdu belki
Belki bir tohum yeşerdi ,
Kimbilir belki
Kuru bir dal filizlendi çorak topraklarda
Yaklaşan zemheriye inat
Bir gonca gül açtı yüreğimde
Adı "Umut"tu.....
""Yanından geçerken
pespembe güller atsam kucağına...
Sonra da, bana doğru uzattığın,
beyaz bir gülü koklasam avuçlarından;
Ama asıl,
teninin kokusunu hissetmek ister gibi!....
Gözlerin gibi
menekşeler versem
.....
Ya da
Ve bir kırmızı lâle koysam masana...
Ya da sarıp gelinteliyle onu,
yerleştirsem vazona;
Adımı “içine” doldurur gibi
.....
Bir kırmızı lâle koysam masana...
Bir kırmızı lâle koysam;
Ve;
...konuşmasam... "
" Ey gafil insan
Mademki peygamber değilsin,
ötelerden haber alamıyorsun,
sana uyanlar da yok;
bu yolda haddini bil,
geri kal!
Büyük bir velînin arkasından yürü ki,
bir gün nefsaniyet kuyusundan çıkıp
Hz. Yûsuf gibi bir mâna padişahı olasın. Mademki bir mâna padişahı olamadın,
hiç değilse sadık bir kul ol!
Mademki gemici değilsin,
gemi kullanmaya kalkışma!
Mademki alış verişten anlamıyorsun,
bu işte olgun değilsin,
yalnız başına dükkan açma
Nefsanî arzulardan elini yıka, temizle;
sonra iyi işler hamurunu açmaya bak!”
(Mesnevî, 3436-3455. )
" Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
Ne kapanan kapılar,
Ne yıldız kayması gecede,
Ne ceplerde tren tarifesi,
Ne de turna katarı gökte.
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık......................."