Ben kimsesizliği seni tanıyınca anladım, Badem gözlerin toprağım oldu, Sevginle filizlendim, Dikkat et Sözlerin kürek kürek, Mezarımı kazmasın..................................
Kırkından sonra aşk; Ömrü yollarda geçen iki insanın bir yere yerleşme arzusudur... Artık pembe panjurlu ev değil, Iki mavinin arasında, yeşil küçük bir bahçe hayalidir... Bir fincan kahve ve kitap kokusudur... Yatakta değil, ruhunda sevişme zamanıdır... Sevgili olduğunuz için değil, Yanındayım demek için elele tutuşma güdüsüdür... Kırkından sonra aşk; Yorgunluğunu örtecek birinin şefkatli elleridir... Şişeyi kafaya dikmek değil, Şarabı kadehten yudumlamanın keyfidir... Gençlikten kısa, Boşa geçen zamanlardan uzundur....................................................
Kirlettin kalbimi, hançerledin ruhumu, Gözlerimde kalacak hayallerim, Şimdi gitme vakti, Omuzladım ayrılıkları, Sana bensiz bir dünya bırakıyorum,....................................
Kedi korkusundan, endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücü biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür..
Ve der ki,
'Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreği var..............................
fare yürekli kağıttan kaplanlara gelsin..................................................
Ben sıcak olan şeylerin dostluğunu severim; Bir fincan kahve, bir bardak çay gibi. Soğuk olan şeyler üşütür bilirim, Sevgisiz bir yürek, Merhametsiz bir vicdan gibi..........................
Ben kimsesizliği seni tanıyınca anladım,
Badem gözlerin toprağım oldu,
Sevginle filizlendim,
Dikkat et
Sözlerin kürek kürek,
Mezarımı kazmasın..................................
Kırkından sonra aşk;
Ömrü yollarda geçen iki insanın bir yere yerleşme arzusudur...
Artık pembe panjurlu ev değil,
Iki mavinin arasında, yeşil küçük bir bahçe hayalidir...
Bir fincan kahve ve kitap kokusudur...
Yatakta değil, ruhunda sevişme zamanıdır...
Sevgili olduğunuz için değil,
Yanındayım demek için elele tutuşma güdüsüdür...
Kırkından sonra aşk;
Yorgunluğunu örtecek birinin şefkatli elleridir...
Şişeyi kafaya dikmek değil,
Şarabı kadehten yudumlamanın keyfidir...
Gençlikten kısa,
Boşa geçen zamanlardan uzundur....................................................
İçim tıka basa sessizlik dolu,
Sanki herkesin yalnızlığını yemiş gibiyim......................................
oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim.
dağınık,
hesapsız,
yaralı...
çok yaralı..............................
Sus...
Kirlettin kalbimi,
hançerledin ruhumu,
Gözlerimde kalacak hayallerim,
Şimdi gitme vakti,
Omuzladım ayrılıkları,
Sana bensiz bir dünya bırakıyorum,....................................
Kedi korkusundan, endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücü biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür..
Ve der ki,
'Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreği var..............................
fare yürekli kağıttan kaplanlara gelsin..................................................
yokluğunu yazdım
k/ağıda
kıpkırmızı çığlıklar...
ben ç/ağladım
ağladı kuşlar..............................
Ben sıcak olan şeylerin dostluğunu severim;
Bir fincan kahve,
bir bardak çay gibi.
Soğuk olan şeyler üşütür bilirim,
Sevgisiz bir yürek,
Merhametsiz bir vicdan gibi..........................
Nerden başlıyorduk?
İlk önce seviyor muyduk?
Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? ...............................
Ayrılık diye birşey yok
bu bizim yalanımız
sevmek var aslında
özlemek var
beklemek var............................