Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Atilla İlhan
Atilla İlhan

"Hakikatini kaybetmiş bir toplumda yalancıya herkes inanır." ( ben tabii ki)

  • serbest kürsü11.01.2019 - 12:33

    Yahu hep söylüyorum machavellizm bizim bulduğumuz bir şey değil. Dolayısıyla herkese lollo demek siyaset değil... Kandırılıyorsunuz..

  • serbest kürsü10.01.2019 - 22:52

    Padişahım çok yaşa

  • serbest kürsü10.01.2019 - 15:51

    Biz sizin gündüz fenerle Cizme giyerek geçtiğiniz yerlerden gece karanlık yalınayak geliyorduk.. Gelecekte olacakları söylüyorlarmış.. Ne biliyorsunuz vakıf ve cemaatlere ülkeyi nasıl peşkeş çektiğinizi mi.. Bir de onlar kaldırsın tam olun...

  • serbest kürsü10.01.2019 - 14:18

    Kimin dedesi şehit kimin oğlu ne Allah bilir.. Senin şehit dediğine biri kelle diyorsa sende savunuyorsan deden şehitken keşke yunan kazansaydı diyor sen ses çıkarmıyorsan imam ziyaretine gidiyorsa yunan sevicinin düşün bakalım biz aynı olabiliryiz..

  • serbest kürsü10.01.2019 - 13:16

    Bir gün herkes tarih olacak.. Herkes tarihde hakettiği yerde duracak.. Türkiyenin Suriye politikası kandırılmanın sonucudur. Hükümetin itiraf ettiğini müritlerin savunması ancak afazilikle açıklanabilir.. Yani hem kel hem fodul olmayın.. Ne oldu askere kağıttan kaplan diyenler mi hain Suriye'de destan yazanlar mı? Bunu kendinize bir itiraf edin... Cumaya birlikte gideriz. Ama siz Cumaya keşke Yunan kazansaydı diyen bir hainle gitmeyi tercih ettiğiniz sürece bizim sizin hocalarınızla işimiz olmaz.. İnsanlıktan nasibini almamış hainlerle müslüman ya da Türk denmez.. Biz kafir hain diyoruz.. İnanmıyorsanız kırmızı halı ile karşılanan teröristin şimdilerde amerika ve Rusya ile olan ilişkilerine bakın yeter

  • serbest kürsü10.01.2019 - 11:47

    Yani peygamberin kadınları erkeklere eşitlemesi hatta yaratılan herşeyi birbirine eşitlemesi anlamayıp peygamber dört karı alıyordu bende alırım kafasında olan bir topluma şapka devrimi anlatmak yada Atatürk anlatmak ne kadar akıl işi bilmem ama belliki gerekiyor.. Bu ülkede ikide bir kandırılıp kâr haneye düşenlere söylüyoruz kandırılıyorsunuz "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" kafanızın bir kenarına yazarsanız "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fen dir" ilkesini benimserseniz üstüne "yalnız Allah'a ibadet eder yalnız Ondan mağfiret dilerseniz" belki ıslah olursunuz.. Yoksa daha çok kandırılırsınız çooook

  • serbest kürsü09.01.2019 - 13:39

    Sayın Murat Bardakcı bizi güldürmeye çalışıyorsa çok güldük.. Bence de istipdata karşı yazılmış.. Akif’in dediği gibi "tarih tekerrür etmez tarihi aptallar tekerrür ettirir.."

  • serbest kürsü09.01.2019 - 13:21

    ÂKİF ASLINDA BAKIN NE DEMİŞ…

    İşte, Mehmed Âkif’in “Sırat-ı Müstakîm” dergisinin 21 Eylül 1910’da yayınlanan 107. sayısındaki yazısının tam metni:

    “Tanıdıklarımdan bir Fransız vardı. İkimiz de bir adamın hususî muallimliğini ifâ ettiğimiz (özel öğretmenliğini yaptığımız) için arasıra buluşur, konuşurduk.

    Gariptir ki Avrupalılar dine karşı lâkayd olduklarını daima ileri sürdükleri halde itikadiyât (inanç) üzerinde münâkaşadan hiç geri durmazlar. Ferid’in (o devrin âlimlerinden Ferid Kam) dediği gibi bu heriflerin küfürleri imanlarından çok zayıf! Öyle olmasa din bahsini hiç karıştırmazlar, samîm-i fıtratlarında kâmin duran hiss-i îmânın (yaratılışlarının özünde saklı duran iman hissinin) uyanması ihtimaline karşı bu kadar telâş göstermezlerdi.

    Fransalı arkadaşım da tıpkı böyle idi: Beni gördükçe edebiyata dâir beş-on söz söyledikten sonra sadedden (asıl konudan) yükselerek bermûtâd (her zaman olduğu gibi) din mesâilini (meselelerini) karıştırmaya başlardı. Ben de bâhusûs (özellikle) bir yabancı ile, din üzerinde münâkaşa etmeyi hiç sevmediğim halde, Müslümanlığı aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar muhâtabıma anlatmak mecburiyetinde kalırdım. Adamcağız beni bir hayli dinledikten sonra günün birinde dedi ki:

    - Eğer Müslümanlık böyle ise çok iyi! O halde Jules Simonlar’ın yeniden bir din ibdâına (ortaya koymaya) kalkışmaları hiç icab etmeyecek. Lâkin şüphe etmem ki siz Müslümanlığı olduğu gibi değil, olması lâzım geldiği gibi gösteriyorsunuz. Ben mesleğim iktizâsı (gereği) birçok müslüman ailelerle münâsebette bulunuyorum ki bunlara saplanıp kaldıkları bataklıktan kurtulmaları için ne kadar çare saydımsa evvelâ hükümeti, sonra şeriati mâni gösterdiler; hiçbirini kabul edemediler.

    - Hükümeti bir tarafa bırakın, ona dair söz söylemek zâiddir (gereksizdir),çünki olanca maskaralığı meydanda! Lâkin şeriatin mâni’-i terakki (gelişmeye engel) olmasına hiç aklım yatmaz. Mösyö, siz işin içyüzünü bilmiyorsunuz! Başımızdaki hükümetin Allah belâsını versin! İstibdâdını idâme (devam ettirmek) için bizim o güzel şeriatimizi meshetti de (şeklini bozdu da) böyle umacı şekline soktu! Halkın teâlîsi (yükselmesi) idarenin hiç işine gelmeyeceği için terakkıyât-ı fikriyye, medeniyye (fikrî ve medenî yükselme) nâmına vuku bulacak harekâtı (hareketleri) lisân-ı din (din dili ile, dini kullanarak) ile menetmek istiyor, görüyorsunuz ki ne güzel de muvaffak oluyor!

    - İdare-i müstebîde (despot yönetim) diyorsunuz... Lâkin sizin için başka şekilde bir hükümet tesîsi kabil midir? Müslümanlık buna müsâit mi?..

    - Lâkin siz tarihten büsbütün gafil gibi davranıyorsunuz! İlk müslümanların hükümeti böyle bir hükümet-i keyfiyye (keyfî hükümet) mi idi? Siz ecnebîler daima aynı hataya düşüyorsunuz: Müslümanlığın lehinde, aleyhinde vereceğiniz hükmü bugünkü müslümanların hâline bakarak veriyorsunuz...

    - Ya ne yapmalıyız?

    - Evvelâ şeriatin esaslarını tedkik etmeli, sonra şeriati doğrudan doğruya Peygamber’den telâkki eden eslâfın harekâtını (eskilerin davranışlarını) nazar-ı itibara almalısınız....

    Üç gün evvel Bayezid’dan Fatih’e doğru gidiyordum. Yolda tesadüf ettiğim simâlardan birinin ufacık bir müşâbeheti (benzerliği) bana senelerden beri görmediğim o Fransız arkadaşımı ihtâr etti (hatırlattı); derken yukarıdaki muhavereler (konuşmalar) birer birer zihnimden geçmeye başladı. Kendi kendime Mösyö …. elime geçse de vaktiyle şerîate isnâd edilen cinâyetler hükümette mi imiş, yoksa değil mi imiş, göstersem dedim. O aralık biri aşağıdan, diğeri yukarıdan olmak üzere kemâl-i sür’atle (büyük hızla) iki araba geliyordu. Ben bunların altında kalarak çiğnenmemek için tahayyülâtıma (daldığım hayallere) vedâ ederek hemen kendimi sol tarafa atıp kurtulmak istedim. Göğsüm Osman Baba Türbesi’nin parmaklığına çarptı, fena halde canım yandı. O acının tesiriyle “Yol ortasında da mezâr olur mu? Bu ne maskaralık!” demiş bulundum. Vay efendim, derhal sağdan soldan itiraz sesleri yükselmeye başladı! Garîbi neresi, için içine yine şeriat bahsi karıştırıldı...

    Zavallı şeriat! Kimlerin elinde, hem ne gibi işlere âlet olduğunu biliyor musun? Allah aşkına olsun biz daha ne zamana kadar şeriati üzerimize çökmüş bir kâbus, karşımıza çıkmış bir umacı tahayyül edeceğiz? Dünyanın en kalabalık bir caddesinin ortasında bir ölü yatmış, gelip geçen dirilerin hayatı üzerinde âdetâ tasarruf ediyor! ‘Yâhu, şu mezarı kaldıralım’ desek derhal kıyametler kopuyor, ‘Şeriatin müsaadesi yoktur ne yapıyorsun?’ deniliyor.

    Demek bizim o mülevves hükümet-i sâbıkamız (eski pis hükümetimiz) Müslümanlığı şekl-i aslîsinden (asıl şeklinden) o kadar çıkarmış ki hâlâ simâ-yı hakikisini (gerçek simâsını) tanıyamıyoruz; hâlâ bir emr-i hayra (hayırlı işe) teşebbüs edeceğimiz zaman ‘Sakın şeriat buna mâni olmasın’, demek istiyoruz!

    - İyi ama Osman Baba’yı kaldırmak için ne yapmalı?

    - Pek kolay. Evvelâ parmaklığı, sonra taşları kaldırılır. Daha sonra başındaki ağaçlar kestirilir. Bu işler bitince zemîni düzletip bırakılır.

    - Vâkıa aklen (akla göre) böyle!

    - Hayır efendim şer’an da (şeriate göre de) böyle”.
    Mehmet Akif Ersoy murat Bardakcı orjinal metninden nakletti bugünkü yazısında.

  • serbest kürsü09.01.2019 - 12:53

    Bence de klasik müziği sevmemiş sevmeyeceğini beyan eden insanlara klasik müzik dinletilmesi işkencedir.. Zurnanın mübarek olduğu bir kulağa çok sesli müzik olacak iş değil.. Öncelikle cok sesli müzik konusunda bir kulağın olması gerekir ki ancak müzik dinlemekle oluşur. Muzik bilgisi reklam cıngılı dinlemekten öteye geçmemiş insanlar için klasik müzik tabii ki işkencedir. Benden söylemesi sayın Cumhurbaşkanı çok yerinde bir tartışma başlatmıştır. Bakalım dünya çapında klasik müzik sanatçılarımız Cumhuriyetin yüzüncü yılında sayın Cumhurbaşkanı mahçup edecek bir yüzüncü yıl marşı yapabilecekler mi..

  • serbest kürsü09.01.2019 - 12:44

    Cemil ipekçi büyük sorulara konuk oldu habertürk.. Habertürk haber kanalı olma yolunda dev adımlarla ilerlerken bir den ortaya büyük sorular diye bir program çıktı ve bilimsel programları sabaha kadar izlenen Fatih Altaylının programları sınırlandırıldı. Bilimsel programların tezlerin eğitimin ortadan kaldırılmasının faşistlik olmadığı bir ülkede iktidarın sanatcılara ağzına geldiği gibi iktidarın bütün güçleri ile saldırması ileri demokrasi örneğidir... Cemil ipekçi kendi ilkelerini inkar edecek kadar liberalleştiği bir siyasal düşüncede atmosferinde sıradan vatandaşın başına taş düşmesi an meselesidir...