Aklı olan herkes tarihten yararlanır. Tarih ise sadece akılları ile iz bırakanları hatırlar.. Kendini akıllı zanneden diktatör ve şarlatanları da hatırlar..
İş bankası hisseleri ve hukukun üstünlüğü... Biz ağzımıza geleni söyleyebiliyormuyuz. Mesela diyanetin nereye teslim edilmesi gerektiğini.. Camilerin hangi şirketlerin işletmesi gerektiğini.. Kurban ve zekatın hangi vakıflara haraç vermek zorunda olduğu.. Yanmayan kefenin ve cennetten arsasının satışının nasıl yapılacağı.. Devlet dediğin başı boş olmalı sabah erken kalkanın istediğini yapması gerek.. Hukuk dediğin guguk olmalı. Öyle hukuk fakültesinde okumuş davalarda dirsek çürütmesine gerek kalmadan hukuk akademisi adı altında çakma hızlandırılmış liberalizm tahsilatcılığı yapsın yeter... Varmı başka bir ülke borsaya kote olmuş bir anonim şirket hakkında aklına geldiğinde saldırmak ve hukukun hiç bir şey yapmadığı... Hadi aynı açıklamayı amerikada herhangibir şirket hakkında yapın bakalım başınıza neler geliyor hukuki olarak... Başkan Cola şişesi tuttu diye dava edildi rakip şirket tarafından bırak aleyhte açıklamayı..
Allah da seni güldürsün yolcu.. Ama gözlem yeteneğini kaybetmişsin bu kaşar o kaşar değil hükümetin eğitim politikalarından türemiş yüzde yüz yerli ve sıfır maliyetli kaşarlar.. Endüstri 5.00 Fabrikasyon üretim.. Konyada robotik üretim bile var...
Yani ne diyeyim bilemedim... Necip Haplemitoğlu video sunu silmiş bir moderatörün sakladığı videoları görünce değil bu millete patlıcanı yirmi tl satmak, bastığı topraktan para alacaksın ki sokağa çıkamayacak yeter mi yetmez.. Evin elektriği ve suyunu ihale ettiğin yabancı şirketlerle bir gecede yüzde yüz yükseltip ertesi gün iki katı faturalarla kapıyı dayanıp ödemeyenin elektriğini ödeyenin faturasını ödeyemeyecek hale gelinceye kadar katlayacaksın.. Yeter mi yetmez.. Hukuk akademisinde eğittiğin teröristleri borçlarını ödeyemeyen vatandaşın üzerine icra dosyaları ile salıp yabancı şirketlerin istediği kararları aldıracak şekilde hal edeceksin... Yeter mi yetmez yandaş mütahite milletin anasına küfrettireceksin.. Yeter mi yetmez... Sesini çıkaranı terörist diye içerde çürüteceksin.. Yeter mi yetmez.. Sonra "yes be anam" diye...
En çok da sayın yolcunun "cennet kaşarı " fikrimi patentlememesi kötü oldu... Maliyet sıfır üstelik ürüne ulaşılabilirlik garanti.. Çok güzel fikir heba oldu gitti..
Gıda fiyatları, enflasyonu uçuruyor. Soğan depolarına baskınlar yapılıyor. Soğanı sanki depodan başka yere koymak mümkünmüş gibi “depoda yakalandılar” diye manşetler atılıyor. Patlıcanın fiyatının artması sanki patlıcanın suçuymuş gibi, özellikle gariban semtlerde patlıcan satışı yasaklanıyor. Kabzımallara “emperyalist çıkarlara hizmet eden kuklalar” diyen var. Zincir marketler “vatan haini” ilan ediliyor. Market yöneticilerinin sicillerini tespit etmek için Milli İstihbarat Teşkilatı'nı göreve çağıranlar var.
?
“Mevsiminde yerseniz pahalı olmaz” diye akıl verenler var. Dana kıyma mesela… Mevsiminde yemediğimiz için mi pahalı? Niye saman ithal ediyoruz acaba? Mevsiminde yemediğin için mi?
?
(Ahaliye masal anlattıklarına göre, bizim de bir masal anlatmamızda sakınca yok herhalde.)
?
Dünya çocuk klasikleri arasında yeralan, ABD ve İngiltere'de ilkokul çocuklarına okutulan, Rus kökenli bir halk masalı var. Kırmızı İbikli Küçük Tavuk.
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister, hiçbiri yardım etmez, kırmızı ibikli küçük tavuk mecburen iş başa düştü der, kendisi eker, kendisi büyütür, kendisi hasat eder, kendisi değirmene taşır, kendisi un yapar, neticede ekmek yapar. Mis gibi ekmek kokusu etrafa yayılır. Kırmızı ibikli küçük tavuk “beraber yiyelim mi?” diye sorar. O hiç yardım etmeyen öbür hayvanların ağzı sulanır, “eveeeet yiyelim” derler. Kırmızı ibikli küçük tavuk acı acı gülümser, “yok öyle yağma” der, bir lokma bile vermez.
?
Bu masalı okuyan Amerikalı, İngiliz ve Rus çocuklar kıssadan hisse çıkarırlar, ders alırlar, çalışmayana, üretmeyene, karnını doyurmak için başkasından medet umana ekmek mekmek olmadığını kavrarlar.
?
E herkes çocuk değil tabii. Büyüklerin de okuması için bu masalın bir başka versiyonu var. Küreselleşme karşıtı aktivistler tarafından revize edildi, UNICEF'in sitesinde yayınlandı… Ki, büyükler de anlasın!
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister. Ördek “sen buğdayı filan boş ver, sana kahve tohumu satayım, acayip para kazanırsın, istediğin kadar buğday alırsın” der. Domuz “sen buğday yerine kahve ek, nasıl satarım diye merak etme, ben senin adına pazarlarım” diye seslenir. Fare iyice cesaretlendirir, “buğdayla uğraşma, kahve ekebilmen için istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
?
Kırmızı ibikli küçük tavuğun aklına yatar. “Kahve üretiminden anlamam ki, nasıl yapacağım” diye sorar. Ördek “sana gübre satayım, çok çabuk büyür” der. Domuz “böceklerden korumak için ilaç satayım” diye seslenir. Fare gene finansal açıdan yaklaşır, “gübre ve ilaç alabilmen için sana istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
?
Neticede hasat vakti gelir. Kırmızı ibikli küçük tavuk “şimdi ben ne yapacağım bu kahveyi” diye sorar. Ördek “paketlemek için benim fabrikama getirebilirsin” diye akıl verir. Domuz “kusura bakma, herkes kahve ekti, fiyatlar acayip düştü, senin kahve beş para etmez” diye seslenir. Fare ise “borcunu öde artık” der!
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, ibiğini kaptırdığını fark edince… “Aç kaldım, ekmek verecek yok mu” diye ağlar. Ördek “ekmek kolay da, alacak paran var mı” diye sorar. Domuz “herkes kahve ekti, buğday karaborsaya düştü, kusura bakma, istersen ekmek yapman için sana ithal buğday tohumu satayım” der. Fare ise avukatıyla gelir, “borcuna karşılık tarlanı haczetmek zorundayım, uslu tavuk olursan artık benim olan tarlamda yevmiyeyle çalışıp buğday yetiştirmene izin veririm” diye akıl verir.
?
Şimdilerde maalesef, kırmızı ibikli küçük tavuk, eskiden kendisine ait olan tarlada ırgat olarak çalışıyormuş. Yevmiyeyi almaya gittiğinde, ördek, domuz ve farenin aslında senelerdir şirket ortağı olduklarını öğrenmiş.
?
Böyle bu işler.
?
Dünyanın en bereketli topraklarına sahip olan, kendi kendine yeten yedi mucizevi ülkeden biri olan Türkiye'yi, kırmızı ibikli küçük tavuğa çevirdiler… Vay efendim patlıcanın suçu, kabzımal emperyalist, marketçi terörist filan diyorlar. İster misin ithal ettiğimiz sığırlar da casus çıksın! "Yılmaz Özdil"
Sayın Nurgül hanım, eskiden yazılı ve görsel basına konu olmuş sözleri yazdığımızda kimse alınganlık etmez yazılarımızı silmezlerdi. Şimdi kendi söyledikleri sözleri suç kabul edip infaz ediyorlar.. üstelik onlar söylerken suç değil.. Daha yeni onun bunun çocuğu fesli bir lavuk "şeriat gelsinde isterse Türkiye batsın" diyecek kadar çekip çıkarma ahlaksızın söyledikleri cep telefonuma haber diye gönderiyorlar. Düşmez kalkmaz bir Allah... Reklam arasını bıraktıkları mirasta görürler..
Aklı olan herkes tarihten yararlanır. Tarih ise sadece akılları ile iz bırakanları hatırlar.. Kendini akıllı zanneden diktatör ve şarlatanları da hatırlar..
İş bankası hisseleri ve hukukun üstünlüğü...
Biz ağzımıza geleni söyleyebiliyormuyuz.
Mesela diyanetin nereye teslim edilmesi gerektiğini.. Camilerin hangi şirketlerin işletmesi gerektiğini.. Kurban ve zekatın hangi vakıflara haraç vermek zorunda olduğu.. Yanmayan kefenin ve cennetten arsasının satışının nasıl yapılacağı.. Devlet dediğin başı boş olmalı sabah erken kalkanın istediğini yapması gerek.. Hukuk dediğin guguk olmalı. Öyle hukuk fakültesinde okumuş davalarda dirsek çürütmesine gerek kalmadan hukuk akademisi adı altında çakma hızlandırılmış liberalizm tahsilatcılığı yapsın yeter... Varmı başka bir ülke borsaya kote olmuş bir anonim şirket hakkında aklına geldiğinde saldırmak ve hukukun hiç bir şey yapmadığı... Hadi aynı açıklamayı amerikada herhangibir şirket hakkında yapın bakalım başınıza neler geliyor hukuki olarak... Başkan Cola şişesi tuttu diye dava edildi rakip şirket tarafından bırak aleyhte açıklamayı..
Allah da seni güldürsün yolcu.. Ama gözlem yeteneğini kaybetmişsin bu kaşar o kaşar değil hükümetin eğitim politikalarından türemiş yüzde yüz yerli ve sıfır maliyetli kaşarlar.. Endüstri 5.00 Fabrikasyon üretim.. Konyada robotik üretim bile var...
Yani ne diyeyim bilemedim... Necip Haplemitoğlu video sunu silmiş bir moderatörün sakladığı videoları görünce değil bu millete patlıcanı yirmi tl satmak, bastığı topraktan para alacaksın ki sokağa çıkamayacak yeter mi yetmez.. Evin elektriği ve suyunu ihale ettiğin yabancı şirketlerle bir gecede yüzde yüz yükseltip ertesi gün iki katı faturalarla kapıyı dayanıp ödemeyenin elektriğini ödeyenin faturasını ödeyemeyecek hale gelinceye kadar katlayacaksın.. Yeter mi yetmez.. Hukuk akademisinde eğittiğin teröristleri borçlarını ödeyemeyen vatandaşın üzerine icra dosyaları ile salıp yabancı şirketlerin istediği kararları aldıracak şekilde hal edeceksin... Yeter mi yetmez yandaş mütahite milletin anasına küfrettireceksin.. Yeter mi yetmez... Sesini çıkaranı terörist diye içerde çürüteceksin.. Yeter mi yetmez.. Sonra "yes be anam" diye...
En çok da sayın yolcunun "cennet kaşarı " fikrimi patentlememesi kötü oldu... Maliyet sıfır üstelik ürüne ulaşılabilirlik garanti.. Çok güzel fikir heba oldu gitti..
Gıda fiyatları, enflasyonu uçuruyor.
Soğan depolarına baskınlar yapılıyor.
Soğanı sanki depodan başka yere koymak mümkünmüş gibi “depoda yakalandılar” diye manşetler atılıyor.
Patlıcanın fiyatının artması sanki patlıcanın suçuymuş gibi, özellikle gariban semtlerde patlıcan satışı yasaklanıyor.
Kabzımallara “emperyalist çıkarlara hizmet eden kuklalar” diyen var.
Zincir marketler “vatan haini” ilan ediliyor.
Market yöneticilerinin sicillerini tespit etmek için Milli İstihbarat Teşkilatı'nı göreve çağıranlar var.
?
“Mevsiminde yerseniz pahalı olmaz” diye akıl verenler var.
Dana kıyma mesela…
Mevsiminde yemediğimiz için mi pahalı?
Niye saman ithal ediyoruz acaba?
Mevsiminde yemediğin için mi?
?
(Ahaliye masal anlattıklarına göre, bizim de bir masal anlatmamızda sakınca yok herhalde.)
?
Dünya çocuk klasikleri arasında yeralan, ABD ve İngiltere'de ilkokul çocuklarına okutulan, Rus kökenli bir halk masalı var.
Kırmızı İbikli Küçük Tavuk.
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister, hiçbiri yardım etmez, kırmızı ibikli küçük tavuk mecburen iş başa düştü der, kendisi eker, kendisi büyütür, kendisi hasat eder, kendisi değirmene taşır, kendisi un yapar, neticede ekmek yapar. Mis gibi ekmek kokusu etrafa yayılır. Kırmızı ibikli küçük tavuk “beraber yiyelim mi?” diye sorar. O hiç yardım etmeyen öbür hayvanların ağzı sulanır, “eveeeet yiyelim” derler. Kırmızı ibikli küçük tavuk acı acı gülümser, “yok öyle yağma” der, bir lokma bile vermez.
?
Bu masalı okuyan Amerikalı, İngiliz ve Rus çocuklar kıssadan hisse çıkarırlar, ders alırlar, çalışmayana, üretmeyene, karnını doyurmak için başkasından medet umana ekmek mekmek olmadığını kavrarlar.
?
E herkes çocuk değil tabii.
Büyüklerin de okuması için bu masalın bir başka versiyonu var.
Küreselleşme karşıtı aktivistler tarafından revize edildi, UNICEF'in sitesinde yayınlandı… Ki, büyükler de anlasın!
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, gezinirken buğday tanesi bulur, o buğdayı tarlaya ekebilmek için çiftlikteki öbür hayvanlardan yardım ister.
Ördek “sen buğdayı filan boş ver, sana kahve tohumu satayım, acayip para kazanırsın, istediğin kadar buğday alırsın” der.
Domuz “sen buğday yerine kahve ek, nasıl satarım diye merak etme, ben senin adına pazarlarım” diye seslenir.
Fare iyice cesaretlendirir, “buğdayla uğraşma, kahve ekebilmen için istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
?
Kırmızı ibikli küçük tavuğun aklına yatar.
“Kahve üretiminden anlamam ki, nasıl yapacağım” diye sorar.
Ördek “sana gübre satayım, çok çabuk büyür” der.
Domuz “böceklerden korumak için ilaç satayım” diye seslenir.
Fare gene finansal açıdan yaklaşır, “gübre ve ilaç alabilmen için sana istediğin kadar borç vereyim, ufak ufak ödersin” diye akıl verir.
?
Neticede hasat vakti gelir.
Kırmızı ibikli küçük tavuk “şimdi ben ne yapacağım bu kahveyi” diye sorar.
Ördek “paketlemek için benim fabrikama getirebilirsin” diye akıl verir.
Domuz “kusura bakma, herkes kahve ekti, fiyatlar acayip düştü, senin kahve beş para etmez” diye seslenir.
Fare ise “borcunu öde artık” der!
?
Kırmızı ibikli küçük tavuk, ibiğini kaptırdığını fark edince…
“Aç kaldım, ekmek verecek yok mu” diye ağlar.
Ördek “ekmek kolay da, alacak paran var mı” diye sorar.
Domuz “herkes kahve ekti, buğday karaborsaya düştü, kusura bakma, istersen ekmek yapman için sana ithal buğday tohumu satayım” der.
Fare ise avukatıyla gelir, “borcuna karşılık tarlanı haczetmek zorundayım, uslu tavuk olursan artık benim olan tarlamda yevmiyeyle çalışıp buğday yetiştirmene izin veririm” diye akıl verir.
?
Şimdilerde maalesef, kırmızı ibikli küçük tavuk, eskiden kendisine ait olan tarlada ırgat olarak çalışıyormuş.
Yevmiyeyi almaya gittiğinde, ördek, domuz ve farenin aslında senelerdir şirket ortağı olduklarını öğrenmiş.
?
Böyle bu işler.
?
Dünyanın en bereketli topraklarına sahip olan, kendi kendine yeten yedi mucizevi ülkeden biri olan Türkiye'yi, kırmızı ibikli küçük tavuğa çevirdiler… Vay efendim patlıcanın suçu, kabzımal emperyalist, marketçi terörist filan diyorlar.
İster misin ithal ettiğimiz sığırlar da casus çıksın!
"Yılmaz Özdil"
İnsan sormadan edemiyor istekleri arasında hangi aydınlar vardı..
Sayın yolcu kimse patentlemeden sana ticari bir sır cennet kaşarı düdüklü makarna nın yanında peynir ekmek gibi satarsın..
Cennetten arsa satma işi varken niye sermaye harcıyorsun sayın yolcu.. Üstelik her katta sınırsız arsa var... Cenneti sat cenneti emlak bedava..
Sayın Nurgül hanım, eskiden yazılı ve görsel basına konu olmuş sözleri yazdığımızda kimse alınganlık etmez yazılarımızı silmezlerdi. Şimdi kendi söyledikleri sözleri suç kabul edip infaz ediyorlar.. üstelik onlar söylerken suç değil.. Daha yeni onun bunun çocuğu fesli bir lavuk "şeriat gelsinde isterse Türkiye batsın" diyecek kadar çekip çıkarma ahlaksızın söyledikleri cep telefonuma haber diye gönderiyorlar. Düşmez kalkmaz bir Allah... Reklam arasını bıraktıkları mirasta görürler..