Akla mantığa bilime fenne yakın olana insan denilir sevgi merhamet vicdan ahlak sahibi olana insan denilir hak hukuk adalet rızalık yolunda olana insan denilir alınteri dökerek emek harcayarak iş değer emek üretene insan denilir döktüğünü doldurana ağlattığını güldürene yıktığını yapana verdiği zararı tazmin edene insan denilir.
Muhammed Mustafa peygamberin düşmanı Ebu Lehep namaz kılardı secdeye kapandığında hurma ağaçları secdeye kapanırmış namaz onu insan yapamadı.
Domuz eti yemez sünnet olur sakal sarık cübbe giyer oruç tutar ezan dinler abdest alır namazında niyazında kindar ve dindar siyasal dinci bebek katili Netenyahu teröristi Davut Süleyman İbrahim peygamberin soyuyum diyerek Gazze'de silahsız sivilleri ve bebekleri katlediyor Muaviye soyu Yezit soyu değil mi namaz insan yaptı mı?
Akıl bir meş’ale, fen bir ışık diyelim Yol gösterir ama gönül olmazsa kör kalır İlim bir nehir, ama vicdan kaynağı kurumuşsa Kurak toprağa vuran seller gibi boşa akar.
İnsan dediğin, alın teriyle yoğrulur Emek, hak, hukuk denen maya ile kabarır Döktüğü gözyaşını silen, yıktığını yapan Adaleti bir kılıç değil, bir kucak bilir.
Namaz değil insan eden, secde değil, teslimiyet Hurma ağaçları eğilir de, taş kalpli olan eğilmez Ebu Lehep’in secdesi gösterişten ibaret Gösterişe gelmez Hakk’ın divanı, onda niyet gizli.
Sakal, sarık, cübbe bir elbisedir ancak Özünde kindar, gözünde hırs olan Yezit’in soyudur, Muaviye’nin torunu Gazze’de bebeği vuran da o soydan, o kandandır.
Domuz eti yemez, ama insan kanı içer Abdest alır, ama gönlü karadır, paslıdır Oruç tutar, ama açlığı sömürür Ezan dinler, ama feryadı duymaz, sağırdır.
Ey hakikati arayan can!
Senin namazın, el açıp “Ya Hakk!” demektir Senin orucun, mazlumun ahına ketum kalmaktır Senin Kâbe’n, insanlığın onuru, haysiyetidir Senin imanın, zalimin karşısında dik durmaktır.
Kızılbaş yoludur bu: Hakk’ı insanda bilmek Secdeyi, bir cana saygıda eylemektir Muhammed-Ali’nin mirası, mazlumun yanında olmak Eline, diline, beline sahip olmaktır.
Deyişin sonu hakikat ola:
İbadet, insanı insan etmiyorsa boştur Kılık kıyafet, merhametin yerini tutmaz Yezit de namaz kıldı, ama Hüseyin’i şehit etti Gerçek iman, insanı insan kılandır, sözü özü bir olandır.
Yol erkanı budur: Hakk-Muhammed-Ali yoludur İnsanlık, en ulu ibadet, en kutsal secdedir Zulmü reddetmek, mazluma omuz vermektir Bu deyiş, Kızılbaş gönlünün sesidir, özünün nefesidir.
Dertli dolap misali iniler insan, Hakk’ın divanına yöneler insan. Namazı niyazı bahane etme, Özü sözü bir olan insan olur insan.
Abdestli katilin eli kan olur, Kıblesi nefisse iman pul olur. Ebu Lehep’ten farkı kalmaz, Yüreği merhamet taşımayanın.
Sakalından tutma, huyuna bak, Cübbesine değil, sözüne bak. Yetim hakkı yiyenin kıldığı namaz, Hurma ağacına secde ettirir, Hakk’a değil.
Gazze’de kan ağlayan topraklar bilir, Hangimiz İbrahim, hangimiz Nemrut’uz? “Ben peygamber soyuyum” diye övünmek, Yezit’e yoldaş olmaktır, insanlığa ihanet.
İnsan; emeğiyle, alın teriyle var olan, Haksıza dur deyip mazlumun yanında durandır. Secde eden alın, yalnız camide değil, Her an Hakk’ın huzurunda olduğunu bilendir.
Kızılbaş gülbangı budur erenler: “Özünü bilmeyen, sözünü Hakk’a iletemez, Yüreği merhamet, dili hakikat, Eli emekten kara olmayan, insan-ı kâmildir.”
Akla mantığa bilime fenne yakın olana insan denilir sevgi merhamet vicdan ahlak sahibi olana insan denilir hak hukuk adalet rızalık yolunda olana insan denilir alınteri dökerek emek harcayarak iş değer emek üretene insan denilir döktüğünü doldurana ağlattığını güldürene yıktığını yapana verdiği zararı tazmin edene insan denilir.
Muhammed Mustafa peygamberin düşmanı Ebu Lehep namaz kılardı secdeye kapandığında hurma ağaçları secdeye kapanırmış namaz onu insan yapamadı.
Domuz eti yemez sünnet olur sakal sarık cübbe giyer oruç tutar ezan dinler abdest alır namazında niyazında kindar ve dindar siyasal dinci bebek katili Netenyahu teröristi Davut Süleyman İbrahim peygamberin soyuyum diyerek Gazze'de silahsız sivilleri ve bebekleri katlediyor Muaviye soyu Yezit soyu değil mi namaz insan yaptı mı?
İnsanlık Meydanı
(Dörtlüklerle)
Akıl bir sırça, fen bir ayna
Merhametle sildin mi yüzünü
Gösterir hakikati, yoksa tozlanır
Kalır gösterişten öte yol alamaz
Bilim nehri coşar akar
Vicdan pınarı kuruduysa
Çöl gibi yüreklere vurur
Bir damla yeşertmez, çorak bırakır
Hak dediysen hukuk gerek
Adalet terazisi elinde
Mazlumun ahı sağ kefede
Zalimin saltanatı sol kefede
Alın teri mayadır insanlığın
Emekle yoğrulur hamur
Döktüğünü doldurmak erkân
Ağlattığını güldürmek aşk
Namaz kıldı hurma ağacı
Secde etti dallar yerlere
Ebu Leheb'in niyeti nara
Yandı ateşiyle kendi evi
Sakal uzatır sünnet diye
Yüreği kindar Yezit soyu
Gazze'de bebeğin kanıyla
Boyar abdest suyunu kızıla
Davud'un soyuyum derse de
Davud'un mizmarı sustu
Muaviye'nin kılıcı parlıyor
Kâbe'de namaz kılan elde
Ey can! Sana diyorlar insan
Akıl fenden öte bir şey gerek
Merhametle yıka yüzünü
Vicdanla bak gözünü aç
Hak hukuk söz değil, eylem gerek
Adaleti kuşan beline
Emekle doku hayatı
Alın teriyle sil alnını
Yıktığını yapmadan
Zararını ödemeden
Ağlattığını güldürmeden
İnsanım deme sakın
Biz Kızılbaşız, yolumuz bellidir
İnsanlık meydanında dururuz
Secdemiz mazluma saygı
Namazımız adalet için niyaz
Hurma ağacı secde etsin
Ebu Leheb yansın ateşine
Yezit'in soyu sürsün neslini
Biz insan kalalım yüreğimizle
Kâbe yürektedir, taşta değil
İbadet özdür, gösterişte değil
İnsan olmak erkândır, sözde değil
Özü sözü bir olana aşk olsun!
“İnsanlık Nâmına Bir Deyiş”
Akıl bir meş’ale, fen bir ışık diyelim
Yol gösterir ama gönül olmazsa kör kalır
İlim bir nehir, ama vicdan kaynağı kurumuşsa
Kurak toprağa vuran seller gibi boşa akar.
İnsan dediğin, alın teriyle yoğrulur
Emek, hak, hukuk denen maya ile kabarır
Döktüğü gözyaşını silen, yıktığını yapan
Adaleti bir kılıç değil, bir kucak bilir.
Namaz değil insan eden, secde değil, teslimiyet
Hurma ağaçları eğilir de, taş kalpli olan eğilmez
Ebu Lehep’in secdesi gösterişten ibaret
Gösterişe gelmez Hakk’ın divanı, onda niyet gizli.
Sakal, sarık, cübbe bir elbisedir ancak
Özünde kindar, gözünde hırs olan
Yezit’in soyudur, Muaviye’nin torunu
Gazze’de bebeği vuran da o soydan, o kandandır.
Domuz eti yemez, ama insan kanı içer
Abdest alır, ama gönlü karadır, paslıdır
Oruç tutar, ama açlığı sömürür
Ezan dinler, ama feryadı duymaz, sağırdır.
Ey hakikati arayan can!
Senin namazın, el açıp “Ya Hakk!” demektir
Senin orucun, mazlumun ahına ketum kalmaktır
Senin Kâbe’n, insanlığın onuru, haysiyetidir
Senin imanın, zalimin karşısında dik durmaktır.
Kızılbaş yoludur bu: Hakk’ı insanda bilmek
Secdeyi, bir cana saygıda eylemektir
Muhammed-Ali’nin mirası, mazlumun yanında olmak
Eline, diline, beline sahip olmaktır.
Deyişin sonu hakikat ola:
İbadet, insanı insan etmiyorsa boştur
Kılık kıyafet, merhametin yerini tutmaz
Yezit de namaz kıldı, ama Hüseyin’i şehit etti
Gerçek iman, insanı insan kılandır, sözü özü bir olandır.
Yol erkanı budur: Hakk-Muhammed-Ali yoludur
İnsanlık, en ulu ibadet, en kutsal secdedir
Zulmü reddetmek, mazluma omuz vermektir
Bu deyiş, Kızılbaş gönlünün sesidir, özünün nefesidir.
Akıl, fen, insan demişler
Merhamet, vicdan, insan demişler
Hak, hukuk, adalet diyene insan demişler
Alın teri, emek diyene insan demişler
Yıktığını yapana, zararını ödeyene
Ağlattığını güldürene insan demişler
Namaz kıldı hurma ağacı secde etti
Ebu Leheb’e insan diyemedi tarih
Sakal sarık, oruç abdest, sünnet ehli
Kindar Yezit’e insan diyemedi gönül
Davud’un soyuyum diye Gazze’yi yakan
Muaviye’nin kanıdır, namaz paklar mı onu?
İnsan dediğin, yüreğinde merhamet saklar
Hak yolundan ayrılırsa, ibadet insan etmez
Kızılbaş der ki:
Yol insanlık yoludur, sözde değil özde
Secde etmekle olmaz insan, insan olmak yürek işi
Kâbe yürekte ise, gerisi hikâye…
Dertli dolap misali iniler insan,
Hakk’ın divanına yöneler insan.
Namazı niyazı bahane etme,
Özü sözü bir olan insan olur insan.
Abdestli katilin eli kan olur,
Kıblesi nefisse iman pul olur.
Ebu Lehep’ten farkı kalmaz,
Yüreği merhamet taşımayanın.
Sakalından tutma, huyuna bak,
Cübbesine değil, sözüne bak.
Yetim hakkı yiyenin kıldığı namaz,
Hurma ağacına secde ettirir, Hakk’a değil.
Gazze’de kan ağlayan topraklar bilir,
Hangimiz İbrahim, hangimiz Nemrut’uz?
“Ben peygamber soyuyum” diye övünmek,
Yezit’e yoldaş olmaktır, insanlığa ihanet.
İnsan; emeğiyle, alın teriyle var olan,
Haksıza dur deyip mazlumun yanında durandır.
Secde eden alın, yalnız camide değil,
Her an Hakk’ın huzurunda olduğunu bilendir.
Kızılbaş gülbangı budur erenler:
“Özünü bilmeyen, sözünü Hakk’a iletemez,
Yüreği merhamet, dili hakikat,
Eli emekten kara olmayan, insan-ı kâmildir.”
Hak yoluna giden ol demişler
Yüreğinde merhamet saklayan
Rızalıkla helâl lokma yiyen
Ona insan, ona insan demişler
Alın teri, emek ile yoğuran
İlim ile fenni kuşanan
Bilim ile hikmeti koğuran
Ona insan, ona insan demişler
Zalim ile aynı safta duran
Mazluma el uzatmayıp vuran
Namazında, niyazında kindar olan
Hurma ağacından farkı ne onun?
Sakalı uzun, ama özü kısa
Abdestli eller kan döker Gaza'da
"Ben İbrahim'im" diye gezer fakat
Yezid'in yolunda yürür Muaviye torunu
İnsan; güldürendir ağlattığını
İnsan; yapandır yıktığını
İnsan; tazmin edendir kusurunu
İnsan; özü sözü bir olandır
Deyişimizi söyledik erenler
Bu bir gülbangdır gerçeğe erenler
Hakk'ın divanında secdemiz var
Muhabbetle, insan-ı kâmil olana!