Roma imparatorluğu döneminde, imparatorluğa bağlı olan Kudüs valiliği her sene gelenek gereği kalabalıkların isteğine göre bir mahkumu serbest bırakırdı. Vali Pontius Pilatus, iki mahkumu halkın huzuruna çıkarır. Bir tarafta her türlü pisliğe bulaşmış, yemediği halt kalmamış Barabbas, diğer tarafta ise düşünce suçlusu Nasıralı İsa. Pilatus, bu ikisinden hangisini bırakayım diye bağırır. Kalabalıklar hep bir ağızdan ‘’Barabbas’ı bırak’’ diye haykırır. Pilatus aynı soruyu yinelediğinde yine aynı ses yükselir. Uzun lafın kısası bazı topluluklar o denli cahil ve kördür ki, onlar için yapacak bir şey yoktur. Yanlışa sürüklenmek onların adeta kaderidir.
- Bakma kalıbına ödleğin tekidir, geç karşısına diklen - O ördeğin tekiyse ben de kazın tekiyim - Ördek değil ödlek, ödlek. Yani korkak. - Haa tamam ben cesurum di mi?
Ne kadar uğraşırsa o kadar avucunu yalar insan bu hayatta. Dere gibi olmalı o yüzden. Akmalı yolunda. İçine gireni alıp götürmeli, girmeyene de selam etmeli. Zaman zaman taşsa da dere etrafa, asla kapılmamalı lüzumsuz telaşa!
Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır. Güçlü insanlar refah ve kolay zamanları yaratır. Kolay zamanlar zayıf insanları, zayıf insanlar ise zor zamanları yaratır. Burada döngüsel bir tarih anlayışı vardır. Bu hikayeyi medeniyetlerin hikayesi olarak ele alanlar da vardır. Büyüme ve gelişme, duraklama ve en nihayetinde çöküş!
Bir tartışmada haksız çıkmak karaktere olumsuz etki etmez. Bilakis o karakterin yükselmesini sağlar. Egosuna hizmet etmekten başka vazifesi olmayanlar bunu göremezler.
Karl Popper’e göre mesele ‘’Kim yönetsin?’’ meselesi değil, ‘’Kim başta olursa olsun derin toplumsal hasar bırakmayacak denetim mekanizmaları ya da kurumsal yapıları nasıl kurabiliriz?’’ meselesidir.
Roma imparatorluğu döneminde, imparatorluğa bağlı olan Kudüs valiliği her sene gelenek gereği kalabalıkların isteğine göre bir mahkumu serbest bırakırdı. Vali Pontius Pilatus, iki mahkumu halkın huzuruna çıkarır. Bir tarafta her türlü pisliğe bulaşmış, yemediği halt kalmamış Barabbas, diğer tarafta ise düşünce suçlusu Nasıralı İsa. Pilatus, bu ikisinden hangisini bırakayım diye bağırır. Kalabalıklar hep bir ağızdan ‘’Barabbas’ı bırak’’ diye haykırır. Pilatus aynı soruyu yinelediğinde yine aynı ses yükselir. Uzun lafın kısası bazı topluluklar o denli cahil ve kördür ki, onlar için yapacak bir şey yoktur. Yanlışa sürüklenmek onların adeta kaderidir.
Aptallık, düşman ordusundan bile tehlikelidir.
Herşeyi moleküllerine varana dek incelemek insanı bilgi sahibi yapar. Kavrayış sahibi değil!
İnsan, savaşı bile estetize edebilecek bir varlıktır.
- Bakma kalıbına ödleğin tekidir, geç karşısına diklen
- O ördeğin tekiyse ben de kazın tekiyim
- Ördek değil ödlek, ödlek. Yani korkak.
- Haa tamam ben cesurum di mi?
(Tokatçı filminden bir replik)
Ne kadar uğraşırsa o kadar avucunu yalar insan bu hayatta. Dere gibi olmalı o yüzden. Akmalı yolunda. İçine gireni alıp götürmeli, girmeyene de selam etmeli. Zaman zaman taşsa da dere etrafa, asla kapılmamalı lüzumsuz telaşa!
Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır. Güçlü insanlar refah ve kolay zamanları yaratır. Kolay zamanlar zayıf insanları, zayıf insanlar ise zor zamanları yaratır. Burada döngüsel bir tarih anlayışı vardır. Bu hikayeyi medeniyetlerin hikayesi olarak ele alanlar da vardır. Büyüme ve gelişme, duraklama ve en nihayetinde çöküş!
Bir tartışmada haksız çıkmak karaktere olumsuz etki etmez. Bilakis o karakterin yükselmesini sağlar. Egosuna hizmet etmekten başka vazifesi olmayanlar bunu göremezler.
Düşük seviye hazlar için tek gereken paradır. Yüksek seviye hazlar için ise zaman ve vizyon gerekir.
Karl Popper’e göre mesele ‘’Kim yönetsin?’’ meselesi değil, ‘’Kim başta olursa olsun derin toplumsal hasar bırakmayacak denetim mekanizmaları ya da kurumsal yapıları nasıl kurabiliriz?’’ meselesidir.