Şişli’de bir apartman, yoksa eğer halin yaman, nikel kübik mobilyalar, duvarda yağlı boyalar, lüküs hayat… Bu bir güldürü idi ama aynı zamanda son derece ciddi bir toplumsal eleştiri idi. Olumsuz ekonomik şartlardan haberi bile olmayan, yoksulların geçim sıkıntısına karşı duyarsız kalan, sosyete tabir edilen kimselerin menfaatlerine dayalı vıcık vıcık ilişkilerin aynasıydı lüküs hayat müzikali.
Kavram: Gündelik hayatta karşılaşılan olay, ilişki ve durumları, yani sosyoloji biliminin konusu olan her şeyi anlamlandırmak için ihtiyaç duyulan temel düşünce araçlarıdır. Diğer deyişle yol bulmayı sağlayan, harita görevi üstlenen adlandırma, tanımlamalardır.
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir! Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray, Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay; Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Zihinsel zincirlerini kıramayanlar, kendilerindekini masaya yatırıp enine boyuna incelemeyenler, değişime sırt çeviren ve sadece eldeki mevcut eski malzeme ile yaşam tesis etmeye çalışanlar, dış dünyadan gelen sert darbeler karşısında her zaman seyirci kalmak durumundadır.
İnsan ve toplum sorunlarına akıl perspektifinden bakmak gerekir. Bunu söylemesi kolay, uygulaması ise çok zordur. Nitekim dünyanın dörtte üçü bunu uygulamaya koyamamaktadır.
Birisi sizin için gerçekten çok değerli ise, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizleyin. Bu hoş bir şey değildir ama doğrudur. Çünkü bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar. (Arthur Schopenhauer-İsteme ve tasarım olarak dünya)
Ne yazık ki tüm ömrünü gündelik yaşamda kullandığı en fazla 300-500 kelime ile geçiren insanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu bu ülkede yaşıyor ve edebiyat yapmaya çalışıyoruz. Bazı uluslararası kuruluşların her ülkede yaptığı geniş kapsamlı araştırmalarda kendi ana dilinde yazılanları okuyup anlamada listenin son sıralarında yer alan ülkelerden biri olduğumuzu hatırlatmak bir yurttaş olarak da, Türkçe sevdalısı bir yazar olarak da canımı yakıyor. Yine uluslararası kuruluşlarca dünya genelinde okullarda yapılan araştırmalarda Türkiye’deki öğrencilerin başarısızlığının nedenlerinden birinin ana dillerinde yazılı olarak sorulan soruları anlamakta çektikleri güçlük olarak saptanmıştır. Bilmek gerekir ki dil kaybı düşünce ve sosyal iletişim kaybı demektir. (Murathan Mungan)
Şişli’de bir apartman,
yoksa eğer halin yaman,
nikel kübik mobilyalar,
duvarda yağlı boyalar, lüküs hayat… Bu bir güldürü idi ama aynı zamanda son derece ciddi bir toplumsal eleştiri idi. Olumsuz ekonomik şartlardan haberi bile olmayan, yoksulların geçim sıkıntısına karşı duyarsız kalan, sosyete tabir edilen kimselerin menfaatlerine dayalı vıcık vıcık ilişkilerin aynasıydı lüküs hayat müzikali.
Kavram: Gündelik hayatta karşılaşılan olay, ilişki ve durumları, yani sosyoloji biliminin konusu olan her şeyi anlamlandırmak için ihtiyaç duyulan temel düşünce araçlarıdır. Diğer deyişle yol bulmayı sağlayan, harita görevi üstlenen adlandırma, tanımlamalardır.
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Tevfik Fikret
Hayat hiçbir şey için üzülmeye değmez. Aslında neşelenmeye de değmez. (Albert Camus-Yabancı)
Zihinsel zincirlerini kıramayanlar, kendilerindekini masaya yatırıp enine boyuna incelemeyenler, değişime sırt çeviren ve sadece eldeki mevcut eski malzeme ile yaşam tesis etmeye çalışanlar, dış dünyadan gelen sert darbeler karşısında her zaman seyirci kalmak durumundadır.
Erdem öğretilebilirdir. İyi yönetilmek için erdemli bireyler yetiştirmek ve bu erdemlilerden uygun olanlarını yönetici konumuna getirmek gereklidir.
Mutlak bilgi yoktur. Bilgi çağa ve koşullara göre değişmektedir. Her toplumun belli iç ve dış dinamikleri, belli yaşam şekilleri, koşulları vardır.
İnsan ve toplum sorunlarına akıl perspektifinden bakmak gerekir. Bunu söylemesi kolay, uygulaması ise çok zordur. Nitekim dünyanın dörtte üçü bunu uygulamaya koyamamaktadır.
Birisi sizin için gerçekten çok değerli ise, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizleyin. Bu hoş bir şey değildir ama doğrudur. Çünkü bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar. (Arthur Schopenhauer-İsteme ve tasarım olarak dünya)
Ne yazık ki tüm ömrünü gündelik yaşamda kullandığı en fazla 300-500 kelime ile geçiren insanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu bu ülkede yaşıyor ve edebiyat yapmaya çalışıyoruz. Bazı uluslararası kuruluşların her ülkede yaptığı geniş kapsamlı araştırmalarda kendi ana dilinde yazılanları okuyup anlamada listenin son sıralarında yer alan ülkelerden biri olduğumuzu hatırlatmak bir yurttaş olarak da, Türkçe sevdalısı bir yazar olarak da canımı yakıyor. Yine uluslararası kuruluşlarca dünya genelinde okullarda yapılan araştırmalarda Türkiye’deki öğrencilerin başarısızlığının nedenlerinden birinin ana dillerinde yazılı olarak sorulan soruları anlamakta çektikleri güçlük olarak saptanmıştır. Bilmek gerekir ki dil kaybı düşünce ve sosyal iletişim kaybı demektir. (Murathan Mungan)