Cehalet kapkara sırtlan, yenilmeyiz el aldık biz Atmızdan Cumhuriyeti doğurdu 100 yıl önce bu ana vatan Sancısı arşa çıkmıştı hasta düşmüştü o zaman! Geldi çağlayan nehirler gibi mavi gözlü dev kalpaklı adam! Doğdu cumhuriyet, yardım etti yaradan İsteği kurtulsun idi tek vatan. Kuruldu lohusa yatağına her yanı süslü anam! “her yanı yakut mercan” al yaldızlı Bayram!
“Sana olsun dökülen kanlarımız helal Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal”
Yarın o büyük gün bizim denizler kadar hür olduğumuz o gün! kutlu olsun 100. Yılımız ey güzel ülkem! Sonsuza kadar hep birlik ve beraberlik içinde olmak dileğiyle… “Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.”
Akıllı müslüman önce kendini düşünür… kıssadan hisse bakın bir uçağa biniyorsunuz ve hostes size söylüyor “ ani basınç kaybı olduğunda oksijen maskesini, önce kendinize sonra çocuğunuza takınız!”
Önce kendinize bakın çünkü sizin ayakta kalmanız yanınızdakilerin de ayakta kalması anlamına gelir.
Ülkemizde bu kadar sefalet içinde insan varken, işsiz varken, evsiz varken, yetiştirilmiş doktorumuz, mühendisimiz, öğretmenimiz, yazılımcılarımız, kalifiye elemanımız varken bunları istihdam etmek ya da şartlarını iyileştirmek varken neden bu kadar göç alan ülke durumundayız? İmkanlarımızı kendimiz için kullanmak varken neden yabancılara bu kadar imkan sağlanıyor? Önce kendimize bakalım sonra başkalarına yönelelim.
Adeta puzzle resmi gibi düşünün ülkeyi bu güzel portreden ağır ağır, tek tek en güzel parçaları çıkartılıyor. Ve eksikler artık o kadar belirginleşti ki, portre bozulmaya başladı!
Bütünü görmeyi öğrendiğimizde ancak içinde bulunduğumuz güzellikleri ve çirkinlikleri net olarak görebilir ve değer verebiliriz. Cumhuriyet de içinde bir çok güzelliği; “özgürlük, insan hakları, ve adalet’i” barındıran yönetim biçimidir ve bu güzelliğe de ancak bütüncül bakmayı öğrenmiş insanlar sahip çıkabilir.
Kapı çaldı, içeriye ağlamaklı gözlerle bir kadın girdi. Kısık sesle “merhaba” dedi ve oturdu karşıma. Epeyce dertliydi öyle güzeldi ki öyle naif öyle kırılmış. Kısa bir tanışmadan sonra başladı anlatmaya en çok kızını anlatıyordu belli ki çok özlemiş ve sürekli kızıyla konuşmak istiyordu. onu çok merak ediyordu kızı uzaklardaydı çünkü. Dedi ki; istediğim tek şey sadece sesini duymak iyi olduğunu bilmek birkaç yemek tavsiyesi falan işte.
Kızıyla arasında geçen diyaloğu;
Kızım nasılsın? Bugün hiç konuşamadık aradım ama açmadın bir şey mi oldu?
Anne yeter artık beni bu kadar merak etme sıkıldım ölmem korkma! Bu ne ya rapor mu vericem her gün!
Kızım merak ettim sadece. İyi misin?
İyiyim anne!!
Tamam kızım iyi geceler.
Ve ertesi gün hastalanmış kadın o olaydan değil ama tesadüfen tansiyonu yükselmiş ve hastanede yatmış bu esnada kızı her zamanki gibi hiç aramamış. Yani ona göre gerek yokmuş da sürekli görüşmeye bu durum kadıncağızı epeyce üzmüş ben yanlışı nerede yaptım bilmiyorum sorusunu yaşlı gözleriyle sordu?
Adı Esma imiş.
Esma hanım ilk önce kendi sağlığınıza odaklanalım mı? Sizin çocuğunuzu düşündüğünüz ve sağlığından endişe duyduğunuz kadar. O da sizin sağlığınızdan endişe duyması gerekmez mi? Siz hem yaş itibarıyla ondan daha fazla risk altında değil misiniz? Kendinize de kızınıza da bir teneffüs hakkı tanıyın. Bırakın o da sizi merak etsin.
Ve konuşma epeyce devam etti. Burada sonuç önemli değil! Bazen aşırıya kaçar endişelerimiz işte böyle zamanlarda karşımızdakini ne kadar sıktığımızı farketmeden( hele hele çocuklarımıza) zarar veririz tabii kendimize de.
Esma hanım artık gerçekten değer vermek nasıl olur? Doğru davranış şekilleri nelerdir? Öğrenip Bunları uygulamaya çalışırken bir musibet ile sağlıklı bir adım atmayı başarmıştı…
Cehalet kapkara sırtlan, yenilmeyiz el aldık biz Atmızdan
Cumhuriyeti doğurdu 100 yıl önce bu ana vatan
Sancısı arşa çıkmıştı hasta düşmüştü o zaman!
Geldi çağlayan nehirler gibi mavi gözlü dev kalpaklı adam!
Doğdu cumhuriyet, yardım etti yaradan
İsteği kurtulsun idi tek vatan.
Kuruldu lohusa yatağına her yanı süslü anam! “her yanı yakut mercan” al yaldızlı
Bayram!
“Sana olsun dökülen kanlarımız helal
Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal”
Aslı Birer
Hayaller ölmedikçe ölmez bu memleket
Aslı Birer
Yarın o büyük gün bizim denizler kadar hür olduğumuz o gün! kutlu olsun 100. Yılımız ey güzel ülkem! Sonsuza kadar hep birlik ve beraberlik içinde olmak dileğiyle… “Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.”
Eğer kaplıyorsa yeryüzünde denizi, elbet vardır bu mavinin ilahi bir görevi.
Hayırlı olsun forumunuz güzel paylaşımlar olsun dileklerimle…
Akıllı müslüman önce kendini düşünür… kıssadan hisse bakın bir uçağa biniyorsunuz ve hostes size söylüyor
“ ani basınç kaybı olduğunda oksijen maskesini, önce kendinize sonra çocuğunuza takınız!”
Önce kendinize bakın çünkü sizin ayakta kalmanız yanınızdakilerin de ayakta kalması anlamına gelir.
Ülkemizde bu kadar sefalet içinde insan varken, işsiz varken, evsiz varken, yetiştirilmiş doktorumuz, mühendisimiz, öğretmenimiz, yazılımcılarımız, kalifiye elemanımız varken bunları istihdam etmek ya da şartlarını iyileştirmek varken neden bu kadar göç alan ülke durumundayız? İmkanlarımızı kendimiz için kullanmak varken neden yabancılara bu kadar imkan sağlanıyor? Önce kendimize bakalım sonra başkalarına yönelelim.
Benim ülkem Yolgeçen hanı mı?
Adeta puzzle resmi gibi düşünün ülkeyi bu güzel portreden ağır ağır, tek tek en güzel parçaları çıkartılıyor. Ve eksikler artık o kadar belirginleşti ki, portre bozulmaya başladı!
Sularımız diyorum, acaba sadece kuraklıktan mı tükeniyor..!
Düşünmek, düşünmek ve düşünmek.
Bütünü görmeyi öğrendiğimizde ancak içinde bulunduğumuz güzellikleri ve çirkinlikleri net olarak görebilir ve değer verebiliriz. Cumhuriyet de içinde bir çok güzelliği; “özgürlük, insan hakları, ve adalet’i” barındıran yönetim biçimidir ve bu güzelliğe de ancak bütüncül bakmayı öğrenmiş insanlar sahip çıkabilir.
Aslı Birer
Sen ne güzel ne ileri görüşlü ve vefalı sanatçı ve güzel adammışsın Barış abi.
?si=9cyVpsmHF9G58xha
Bir anı:)
Tarih: 26.10. 2022
Geçen yıl bu zaman…
Kapı çaldı, içeriye ağlamaklı gözlerle bir kadın girdi. Kısık sesle “merhaba” dedi ve oturdu karşıma. Epeyce dertliydi öyle güzeldi ki öyle naif öyle kırılmış. Kısa bir tanışmadan sonra başladı anlatmaya en çok kızını anlatıyordu belli ki çok özlemiş ve sürekli kızıyla konuşmak istiyordu. onu çok merak ediyordu kızı uzaklardaydı çünkü. Dedi ki; istediğim tek şey sadece sesini duymak iyi olduğunu bilmek birkaç yemek tavsiyesi falan işte.
Kızıyla arasında geçen diyaloğu;
Kızım nasılsın? Bugün hiç konuşamadık aradım ama açmadın bir şey mi oldu?
Anne yeter artık beni bu kadar merak etme sıkıldım ölmem korkma! Bu ne ya rapor mu vericem her gün!
Kızım merak ettim sadece. İyi misin?
İyiyim anne!!
Tamam kızım iyi geceler.
Ve ertesi gün hastalanmış kadın o olaydan değil ama tesadüfen tansiyonu yükselmiş ve hastanede yatmış bu esnada kızı her zamanki gibi hiç aramamış. Yani ona göre gerek yokmuş da sürekli görüşmeye bu durum kadıncağızı epeyce üzmüş ben yanlışı nerede yaptım bilmiyorum sorusunu yaşlı gözleriyle sordu?
Adı Esma imiş.
Esma hanım ilk önce kendi sağlığınıza odaklanalım mı?
Sizin çocuğunuzu düşündüğünüz ve sağlığından endişe duyduğunuz kadar. O da sizin sağlığınızdan endişe duyması gerekmez mi? Siz hem yaş itibarıyla ondan daha fazla risk altında değil misiniz? Kendinize de kızınıza da bir teneffüs hakkı tanıyın. Bırakın o da sizi merak etsin.
Ve konuşma epeyce devam etti. Burada sonuç önemli değil! Bazen aşırıya kaçar endişelerimiz işte böyle zamanlarda karşımızdakini ne kadar sıktığımızı farketmeden( hele hele çocuklarımıza) zarar veririz tabii kendimize de.
Esma hanım artık gerçekten değer vermek nasıl olur?
Doğru davranış şekilleri nelerdir? Öğrenip
Bunları uygulamaya çalışırken bir musibet ile sağlıklı bir adım atmayı başarmıştı…
Aslı Birer