Benim suretime biçtiğin gölge, ancak kendi zihnindeki bulanıklığın eseri. Kişi kendinden bilirmiş işi; Zira göz, görmek istediğini seçer, dil, içindeki zehri döker. Bil ki insan, bilmediğine düşmandır; Ve anlamadığına saldırır.
Sözde bir terazide tartmaya kalktığın şeyi, Önce zihnindeki eğrilikten geçirdin. O yüzden ölçtüğün ben değilim, Sadece kendi içindeki kırık yansıma.
Değerimi, kendi varlığım belirler. Yolumu bulmak için ne bir sürüye Ne de bir iz sürücüye ihtiyacım var.
Ve unutma, Şair, terazisinde kendini tartar. Adam olan aynaya bir kez de başka açıdan bakar. Ayinesi iştir kişinin Lafına bakılır mı hadsiz kişinin Yayık ayran gibi süzme sözlerin Ne ayıp biliyor ne de bir edep Aslı Birer
Adaletsiz saatlerde gökyüzüne… Zamana başkaldıran harflerim, Susturulmuş vicdanların yankısı. Her hecem bir uyanış, Her noktam bir direniş… Suskun gecelerin ortasında, Özgürlüğü fısıldayan rüzgâr gibiyim
Takmış destansı elmas gerdanlığını Boynuna, Bin dokuz yüz on beş’li. Vatan sevgisini mühürlemiş bağrına, Tırmanmış dağların Nirvana’sına.
Ey, mücevherlerin en değerlisi, Direnişine kurban Çanakkale! Sen ki, ölümü göğüsleyen Mehmetçiğin sarsılmaz iradesiyle, Bir değil, binlerce Mustafa Kemal’le Bir millet doğurdun güne!
Kurtuluşa yaktığın meşale, Özgürlüğün bedelini anlatan ebedi bir abide… Şimdi, toprağında açan her gonca güle O gün düşenlerden yükselen göğe Kokularıdır zaferlere nişâne… Adın, tarihe mühür, Geçilmezsin, geçilmez Çanakkale.
Çanakkale Savaşı, yalnızca bir askeri çatışma değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin timsalidir. 1915 yılında başlayan bu savaş, Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini belirleyen en kritik dönüm noktalarından biri olmuş, hem Türk milletinin azmini hem de vatan sevgisinin ulaşabileceği en yüksek noktayı göstermiştir. Düşmanın teknolojik ve sayısal üstünlüğüne rağmen, Türk askeri, vatan toprağını savunma kararlılığıyla, tarihin en büyük direnişlerinden birini sergilemiştir. Çanakkale cephesi, yalnızca askeri deha ve strateji ile değil, aynı zamanda Mehmetçiğin sarsılmaz iradesiyle kazanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözü, bu mücadelenin ne denli gözü kara bir fedakârlık üzerine kurulu olduğunu kanıtlamaktadır. Çanakkale’de dökülen her damla kan, yalnızca bir savaşın sonucu değil, bir milletin yeniden doğuşunun habercisidir. Bu savaş, Türk milletine milli bilinç kazandırmış ve Kurtuluş Savaşı’nın ateşleyici gücü olmuştur. Bugün Çanakkale, yalnızca bir coğrafi bölge değil, bağımsızlık ve özgürlüğün bedelini anlatan bir abide olarak hafızalarda yaşamaktadır.
Sonuç olarak, Çanakkale Zaferi, askeri ve siyasi yönleriyle incelendiğinde, emperyalist güçlere karşı verilen bir direnişin zaferle sonuçlanması ve ulusal birlik ruhunun pekişmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Geçmişten bugüne, Çanakkale ruhu, her nesle vatan sevgisinin ve bağımsızlık mücadelesinin kutsallığını hatırlatmaya devam etmektedir.
Aslı Birer
Not: Bu yazıyı isteyen alıntılayabilir, şiirleştirebilir…
KADINI ÖLDÜRMEK SADECE HUKUKİ DEĞİL, İNSANLIK DAVASIDIR.
Yürekli kadınlar gerek bana Ellerimi, ellerinde ısıtan Duyamadan kaybolan, Herbirinin çığlığı yağmur sanki, gözlerimden damlayan, Öyle ki, İçimde gök gürlüyor, Soğuk yüzlerindeki baharlarından Yağıyorum topraklarına Tut ellerimi.
Ölüm, bir mezhebin kaderi olmamalı. İnancı, etnik kimliği veya kökeni ne olursa olsun, her insan yaşam hakkına sahip olmalı. Adalet, sadece belli bir kesime sunulacak bir lütuf değil, herkes için değişmez bir hak olmalıdır.
Gel, tarih yazalım
Harfleri altın, adı özgürlük olsun.
Yoksunluklarımızı ısıtıp avuçlarımızda,
Göğe mavi bir güneş yapalım.
Karanlığın gölgesi düşse de üstüne,
Gözlere ışık, seslere yankı olur
Her şafak vakti yüreğimizde.
Hangi dağ kapatabilir ki onu?
O, her zerreyi deler de geçer,
Ve her sabah ışırken bir halk doğurur.
Aslı Birer
Benim suretime biçtiğin gölge, ancak kendi zihnindeki bulanıklığın eseri.
Kişi kendinden bilirmiş işi;
Zira göz, görmek istediğini seçer, dil, içindeki zehri döker.
Bil ki insan, bilmediğine düşmandır;
Ve anlamadığına saldırır.
Sözde bir terazide tartmaya kalktığın şeyi,
Önce zihnindeki eğrilikten geçirdin.
O yüzden ölçtüğün ben değilim,
Sadece kendi içindeki kırık yansıma.
Değerimi, kendi varlığım belirler.
Yolumu bulmak için ne bir sürüye
Ne de bir iz sürücüye ihtiyacım var.
Ve unutma,
Şair, terazisinde kendini tartar.
Adam olan aynaya bir kez de başka açıdan bakar.
Ayinesi iştir kişinin
Lafına bakılır mı hadsiz kişinin
Yayık ayran gibi süzme sözlerin
Ne ayıp biliyor ne de bir edep
Aslı Birer
Yazacaksan;
-Çığlık gibi yaz.
-Savrulur gibi yaz.
-Çağlayan gibi yaz
Kelimelerin illüzyonu hissettirebilmektir…
Öyleyse özgürce es gitsin.
Aslı Birer
Adaletsiz saatlerde gökyüzüne…
Zamana başkaldıran harflerim,
Susturulmuş vicdanların yankısı.
Her hecem bir uyanış,
Her noktam bir direniş…
Suskun gecelerin ortasında,
Özgürlüğü fısıldayan rüzgâr gibiyim
Aslı Birer
ÇANAKKALE: ÖZGÜRLÜĞE YAKILAN MEŞALE
Takmış destansı elmas gerdanlığını
Boynuna,
Bin dokuz yüz on beş’li.
Vatan sevgisini mühürlemiş bağrına,
Tırmanmış dağların Nirvana’sına.
Ey, mücevherlerin en değerlisi,
Direnişine kurban Çanakkale!
Sen ki, ölümü göğüsleyen
Mehmetçiğin sarsılmaz iradesiyle,
Bir değil, binlerce Mustafa Kemal’le
Bir millet doğurdun güne!
Kurtuluşa yaktığın meşale,
Özgürlüğün bedelini anlatan ebedi bir abide…
Şimdi, toprağında açan her gonca güle
O gün düşenlerden yükselen göğe
Kokularıdır zaferlere nişâne…
Adın, tarihe mühür,
Geçilmezsin, geçilmez Çanakkale.
Aslı Birer
ÇANAKKALE: DİRENİŞİN VE FEDAKÂRLIĞIN SEMBOLÜ
Çanakkale Savaşı, yalnızca bir askeri çatışma değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin timsalidir. 1915 yılında başlayan bu savaş, Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini belirleyen en kritik dönüm noktalarından biri olmuş, hem Türk milletinin azmini hem de vatan sevgisinin ulaşabileceği en yüksek noktayı göstermiştir.
Düşmanın teknolojik ve sayısal üstünlüğüne rağmen, Türk askeri, vatan toprağını savunma kararlılığıyla, tarihin en büyük direnişlerinden birini sergilemiştir. Çanakkale cephesi, yalnızca askeri deha ve strateji ile değil, aynı zamanda Mehmetçiğin sarsılmaz iradesiyle kazanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözü, bu mücadelenin ne denli gözü kara bir fedakârlık üzerine kurulu olduğunu kanıtlamaktadır.
Çanakkale’de dökülen her damla kan, yalnızca bir savaşın sonucu değil, bir milletin yeniden doğuşunun habercisidir. Bu savaş, Türk milletine milli bilinç kazandırmış ve Kurtuluş Savaşı’nın ateşleyici gücü olmuştur. Bugün Çanakkale, yalnızca bir coğrafi bölge değil, bağımsızlık ve özgürlüğün bedelini anlatan bir abide olarak hafızalarda yaşamaktadır.
Sonuç olarak, Çanakkale Zaferi, askeri ve siyasi yönleriyle incelendiğinde, emperyalist güçlere karşı verilen bir direnişin zaferle sonuçlanması ve ulusal birlik ruhunun pekişmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Geçmişten bugüne, Çanakkale ruhu, her nesle vatan sevgisinin ve bağımsızlık mücadelesinin kutsallığını hatırlatmaya devam etmektedir.
Aslı Birer
Not: Bu yazıyı isteyen alıntılayabilir, şiirleştirebilir…
Rüzgâr, isimsiz kahramanların
son nefesini taşır hâlâ.
Ve deniz, dalgalarına fısıldar:
“Çanakkale geçilmez…
Aslı Birer
?si=IdlPH8q_dR5TAlb6
Su içine girdiği kabın şeklini alsa da, orada tutmaya kimsenin gücü yetmez. Eninde sonunda buhar olur uçar.
Aslı Birer
KADINI ÖLDÜRMEK SADECE HUKUKİ DEĞİL, İNSANLIK DAVASIDIR.
Yürekli kadınlar gerek bana
Ellerimi, ellerinde ısıtan
Duyamadan kaybolan,
Herbirinin çığlığı yağmur sanki,
gözlerimden damlayan,
Öyle ki,
İçimde gök gürlüyor,
Soğuk yüzlerindeki baharlarından
Yağıyorum topraklarına
Tut ellerimi.
Aslı Birer
İnsanca yaşamak hakkı.
Ölüm, bir mezhebin kaderi olmamalı. İnancı, etnik kimliği veya kökeni ne olursa olsun, her insan yaşam hakkına sahip olmalı. Adalet, sadece belli bir kesime sunulacak bir lütuf değil, herkes için değişmez bir hak olmalıdır.
Sessizlik, zulme ortak olmaktır.
Aslı Birer