Korkunç bir yanılgı bu! Her şeyi Allah’a bağlayıp tevekkül edip. Yine onun yarattığı kuluna sırf inancı farklı diye hor görmek! Ötekileştirmek! Peki bu nasıl bir ikiyüzlülük! Ya Allah’a gerçekten inanmıyorlar ya da meczuplar ne dediklerini bilmiyorlar.
Bir topluluğun içine girmeden amaçlarını dışardan göremezsiniz!..Bir evin dışından içini görmek mümkün değilken içine girdiğinizde içine vakıf olmakla kalmaz dışarıyı da görürsünüz!..Bir insanı dışarıdan sadece görüntüsünü görür tanımak mümkün değilken, konuşup içine girmeye başlayınca beynini düşüncelerini görürsünüz. Ve bunlar gibi bir dolu kanıt;Yani görmek için dışı değil içinde olmak gerekir. Ne mümkün anlamak; kırılmamış küpün içinde ne olduğunu! Mantığa bir bulut yüksekliği kalmış o beyinlerinizi kıvrımlarında nöronların iletileri kesilmiş!
Sevgili Tuba o korkunç gün gidilemiyor denilen hataya kendi imkanlarıyla ulaşan arkadaşlarım var. O gün orada çok can yandı kimimizin nişanlısı kimimizin evladı, ana babası benim de arkadaşım maalesef o gece oradaydı hepsi kuş olup uçtular ne yazık ki sorumlular zerre kadar vicdan yapmazlar! Bu psikolojik bir rahatsızlık aslında duyguların körelmesi. Ve Bir takım menfaat sahiplerince dönem kar anaçlı oyunlar. Onlar sanıldığı gibi dindar olmadıkları için ahiret hayatındaki cezalara da inanmazlar. Bu yüzden de çok rahattırlar. Dini sömürerek zavallı gariban halkın inançlarıdır sömürülen… Bu işin sadece deprem kısmı kaderdir ki o bile muamma! Gerisi ihmaller zincirinden başka bir şey değildir.
Yalnızlık tercihtir, o halde neden yakınır ki insan? Ya da bir kişinin yokluğu kalabalıklar arasındaki içsel ıssızlığa sebep olur ki bu da aşılmayacak bir dağ olmamalı! Sayfalara döküldükçe de artan şey gerçek yalnızlık mı? Yoksa gitgide kendini tanımak ve bundan daha fazla haz almak mi? Eğer öyleyse daha da keşfetmek mi kendini? Peki insanın kendine yönelmesi onu yalnızlaştırma değil de insanları daha iyi tanımak için bir adım ve onlarla daha kaliteli iletişim ve daha istediğimiz niteliklerde insanları hayatımıza sokmak için yeniden yapılanmak değil mi? Yazdıkça dağılır sayha sayha sayfalara yağar yağmur misali kelimeler. Ve yeni çağ açar aklının Dünyasından yüreğine…
Haklı olduğunda kendini savunmak, hakkını aramak, hakkından kendini mahrum etme!
Bugün bununla ilgili bir anekdot anlatacağım.
Yıllar evvel girdiğim bir sınavda terslik oldu ve kitapçıklarımız 5 dakika geç dağıtıldı olmayacak bir şeydi herkes, olmaz ama falan dedi beş dakika sonra sınav başladı. Sınav süresinin bittiği uyarısı geldi ve kalemleri bıraktırdılar. Ben devam ettim görevli geldi süreniz bitti bu kural dışı bırakın dedi.
-Siz de beş dakika geç başladınız bu da kural dışı hakkım olan süre dolmadı! Dedim ve kalan üç soruyu yaptım hiçbir şey diyemediler.
Benim haricimde sınıfta bulunan onlarca kişi bıraktı ve boyun eğdikleri için belki de hayattaki yegane şansları kaçtı.
Eğer haklıysanız sesinizi yükseltmekten çekinmeyin… hayatta bir çok fırsatı gelişememiş kişiliğimizin sonucunda istenmeyen durumlar karşısında sessiz kaldığımızda kaybederiz. Aslı Birer Özgüven:)
Korkunç bir yanılgı bu! Her şeyi Allah’a bağlayıp tevekkül edip. Yine onun yarattığı kuluna sırf inancı farklı diye hor görmek! Ötekileştirmek! Peki bu nasıl bir ikiyüzlülük! Ya Allah’a gerçekten inanmıyorlar ya da meczuplar ne dediklerini bilmiyorlar.
Şimdi daha net görüyorum her şeyi dünya gözümde bir top kadar!
26.09.2023 - 00:16
Bu yazıyla bir çok abukluğu önlemişim olsun!
Bir topluluğun içine girmeden amaçlarını dışardan göremezsiniz!..Bir evin dışından içini görmek mümkün değilken içine girdiğinizde içine vakıf olmakla kalmaz dışarıyı da görürsünüz!..Bir insanı dışarıdan sadece görüntüsünü görür tanımak mümkün değilken, konuşup içine girmeye başlayınca beynini düşüncelerini görürsünüz. Ve bunlar gibi bir dolu kanıt;Yani görmek için dışı değil içinde olmak gerekir. Ne mümkün anlamak; kırılmamış küpün içinde ne olduğunu! Mantığa bir bulut yüksekliği kalmış o beyinlerinizi kıvrımlarında nöronların iletileri kesilmiş!
Günaydın:)
Zemininde afili beyaz
Sinesinde kah bahar var, kah ayaz
Zembereği özlemlere ayarlı,
Günlere aymaz, gönlüme ahraz…
Zemininde afili beyaz
Sinesinde kah bahar var, kah ayaz
Zembereği özlemlere ayarlı,
Günlere aymaz, gönlüme ahraz…
Aslı Birer
Saatte bir gençlik telaşı
Akrep ile yelkovan yarış halinde
Kadranında dönüyor nazenin beste
Neredeyse akşam olmak üzere
Aslı Birer
Sevgili Tuba o korkunç gün gidilemiyor denilen hataya kendi imkanlarıyla ulaşan arkadaşlarım var. O gün orada çok can yandı kimimizin nişanlısı kimimizin evladı, ana babası benim de arkadaşım maalesef o gece oradaydı hepsi kuş olup uçtular ne yazık ki sorumlular zerre kadar vicdan yapmazlar! Bu psikolojik bir rahatsızlık aslında duyguların körelmesi. Ve Bir takım menfaat sahiplerince dönem kar anaçlı oyunlar. Onlar sanıldığı gibi dindar olmadıkları için ahiret hayatındaki cezalara da inanmazlar. Bu yüzden de çok rahattırlar. Dini sömürerek zavallı gariban halkın inançlarıdır sömürülen…
Bu işin sadece deprem kısmı kaderdir ki o bile muamma! Gerisi ihmaller zincirinden başka bir şey değildir.
Yalnızlık tercihtir,
o halde neden yakınır ki insan?
Ya da bir kişinin yokluğu kalabalıklar arasındaki içsel ıssızlığa sebep olur ki bu da aşılmayacak bir dağ olmamalı!
Sayfalara döküldükçe de artan şey gerçek yalnızlık mı? Yoksa gitgide kendini tanımak ve bundan daha fazla haz almak mi? Eğer öyleyse daha da keşfetmek mi kendini? Peki insanın kendine yönelmesi onu yalnızlaştırma değil de insanları daha iyi tanımak için bir adım ve onlarla daha kaliteli iletişim ve daha istediğimiz niteliklerde insanları hayatımıza sokmak için yeniden yapılanmak değil mi? Yazdıkça dağılır sayha sayha sayfalara yağar yağmur misali kelimeler. Ve yeni çağ açar aklının Dünyasından yüreğine…
İşte öyle bir şey
İnsanı, kendinden başka biri olmaya çalışmak ve zihninde ve bedeninde var olan kişiyi reddetmek kadar üzen bir şey yoktur.
Dale Carnegie
Haklı olduğunda kendini savunmak, hakkını aramak, hakkından kendini mahrum etme!
Bugün bununla ilgili bir anekdot anlatacağım.
Yıllar evvel girdiğim bir sınavda terslik oldu ve kitapçıklarımız 5 dakika geç dağıtıldı olmayacak bir şeydi herkes, olmaz ama falan dedi beş dakika sonra sınav başladı. Sınav süresinin bittiği uyarısı geldi ve kalemleri bıraktırdılar. Ben devam ettim görevli geldi süreniz bitti bu kural dışı bırakın dedi.
-Siz de beş dakika geç başladınız bu da kural dışı hakkım olan süre dolmadı!
Dedim ve kalan üç soruyu yaptım hiçbir şey diyemediler.
Benim haricimde sınıfta bulunan onlarca kişi bıraktı ve boyun eğdikleri için belki de hayattaki yegane şansları kaçtı.
Eğer haklıysanız sesinizi yükseltmekten çekinmeyin… hayatta bir çok fırsatı gelişememiş kişiliğimizin sonucunda istenmeyen durumlar karşısında sessiz kaldığımızda kaybederiz.
Aslı Birer
Özgüven:)