Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ata Kızı
Ata Kızı

Sevemedim bir türlü, yaprağın ağacı terketmesini... Ata Kızı

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?28.04.2025 - 12:33

    Şimdi bizler
    Hakkı kuşanıp yürüyelim diye
    Ekmek gibi bölüşelim diye sevgiyi
    Çiçek açsın altın kız avuçlarda
    Gözyaşlarımızı silip usulca
    Bir diriliş türküsü yazıyoruz
    Karanlıkları yara yara
    Milimce adımlarla ışıklı yollara…

    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?27.04.2025 - 17:17

    Kalbin çatlağından sızsın tomurcuk,
    Bir çocuk gülüşüyle aydınlansın dünya,
    İnsan toprağa benzesin artık,
    Verimli, suskun ve yıkamaya hazır acıyı
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?20.04.2025 - 17:38

    Elleri yoktu siz anlamazsınız
    ‘onlar çoktular, ben ise kalabalıktım.’
    marttan sarkan bir sabahın ucuydu sanki her pencere
    bir kâğıt gibi yırtılmıştı içimizden geçen şehirler
    şehrin suçu büyüktü
    suç nereye gömülür şimdi
    kardeşini uykusunda kıskanırken
    ağlayınca bebek

    düşerken uçurumlara değil,
    yastıklara çarpıyorduk
    ve kanamıyordu kimse, sadece susuyorduk
    Annesizliğin tam ortasında
    herkes annesine dönüyordu

    büyümek dedikleri
    bir türlü olmuyordu içimizde
    Kırmızı ışıkta durmadan geçmek gibi
    ya da sokakta, yere düşen bir eldiveni
    hiç giymemiş gibi bırakmak.

    Ne bileyim işte;
    büyümek dedikleri
    bir çocuğun susmayı öğrenmesiydi belki
    ya da sırasını beklemek,
    canı yanarken bile
    “iyiyim” diyebilmekti büyümek

    ellerini unutmak sonra
    elini ilk tutanı da
    ve kimseye anlatamamak
    o gece çok üşüdüğünü.

    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?15.04.2025 - 21:48

    Dere, karşıya geçmek için suyun akışını durdurmaz, ancak aptallar kader diye durmasını beklerler. Oysa kader aklın işlemesini hiç engellemez. Ömür geçer köprü kurmayı akllarına bile getirmezler. Sadece suyun akışına aşık olup ölmeyi beklerler. Kader dedikleri şeyleri bile yaşayamazlar. Çünkü hayat köprüyü geçenlerindir.
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?13.04.2025 - 15:38

    Zamanın içindeki durumumuz;
    Bilinçli sınırlanmışlık sendromu…

    Elbette bu durumların yer aldığı toplumsal analizleri konu alan yazılarımız da var.
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?06.04.2025 - 23:27

    Bilinçsiz özgürlük kurguları.

    Bu başlığın altına neler neler sığar.

  • Birine Seslenin06.04.2025 - 20:01

    Kelimeler çıplak ama rüzgar manifesto havasında esiyor. Öfkeli bir iç döküş ama sanki daha çok iç çöküş. Duyguyu filtresiz sunacakken, etik olarak sorunlu bir ötekileşmeyle köşeyi dönememiş. .

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?31.03.2025 - 13:11

    Karadeniz’in sesi sustu ama yankısı dağlardan eksilmeyecek.
    – Bir ozan gitti ama şarkıları rüzgârlarla esecek.
    Hüzün,
    Onun melodileriyle büyüyen herkesin yüreğine oturdu bugün,
    Nasıl kalkar bilmiyorum kuzeyin, oğul,
    Havada güneş var yüreğin gibi
    Benimki buz kesiği
    Vakit çok erken şimdi…

    Aslı Birer

    Allah o güzel yüreğin gibi güzel cennetini nasip etsin sana, koca yürekli adam.:(

    ?si=GPRwTtNPfo5-gvbj

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?28.03.2025 - 14:22

    Aşık Hatuni Semiha Oğuz
    “Analık” günün şiiri.

    Okudum ve ön yargının insanları ne kadar adaletten uzaklaştırdığını ve hatta okuyanların da ne kadar esir olduklarını bir kere daha gördüm.

    Evet Semiha Oğuz, hani bir atasözü var ya, “adım çıkmış dokuza inmez sekize” işte çok güzel bir örneği bu sizin yazdıklarınız.

    Ve ben de belki daha akademik bir lisanla şöyle bir açıklama ekleyeyim.

    Şiirin mesajı, üvey annelere karşı toplumun geliştirdiği önyargıları ve bu önyargıların bir bireyin yaşamını nasıl zorlaştırdığını ele alıyor şöyle ki:

    Önyargının Kıskacında Bir Kimlik: Üvey Annelik Algısı Üzerine

    Toplumsal yargılar, bireylerin kimliklerini şekillendirmede güçlü bir role sahiptir. Ancak bu yargılar, çoğu zaman gerçeklikten kopuk, nesnel olmaktan uzak ve bireyleri ötekileştirici bir nitelik taşır. Şiir, tam da bu noktada, üvey annelik kavramına karşı toplumun sergilediği önyargıları ele almakta ve bu önyargıların bir bireyin yaşamını nasıl zorlaştırdığını gözler önüne sermektedir.
    Metinde tekrar eden “Analıktır, kötü olur dediler.” dizesi, toplumun üvey anne figürüne bakış açısını sorgulayan bir leitmotif olarak öne çıkmaktadır. Annelik kavramı biyolojik bağ üzerinden kutsanırken, üvey anneler ise çoğu zaman “eksik”, “soğuk” ya da “kötü” olarak kodlanmaktadır. Şair, bu genel kanının adaletsizliğini eleştirerek, üvey annenin de bir birey olarak duyguları, emekleri ve fedakârlıkları olduğuna dikkat çekmektedir.
    Şiirde kullanılan imgeler, bu haksız algının birey üzerindeki baskısını somutlaştırmaktadır. “Sanki nikâhsız, azadlı bir köle” dizesi, üvey annenin ev içindeki konumunu; sorumluluklarıyla baş başa bırakılan ancak hiçbir zaman tam anlamıyla kabul edilmeyen biri olarak var oluşunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. “Tavuk oldum, kapatıldım kümese” benzetmesi ise, bireyin özgürlük alanının daraldığını ve toplumsal etiketler nedeniyle kısıtlandığını ifade etmektedir.
    Bütün bu anlatı, toplumun önyargılarının bireyin ruhunda yarattığı kırılmaları ve yorgunluğu gözler önüne sererken, aynı zamanda sessiz bir isyan da içermektedir. Üvey annelere biçilen rollerin adil olup olmadığı sorgulanmakta ve toplumun bu yargıları yeniden gözden geçirmesi gerektiğine dair bir çağrı yapılmaktadır.

    Sonuç olarak, şiir, önyargının bireyi nasıl haksız bir yük altına soktuğunu güçlü bir anlatımla ortaya koymaktadır. Üvey annelik, annelikten farklı bir kategoriye itilirken, aslında aynı fedakârlık ve emeği gerektiren bir rol olduğu göz ardı edilmektedir. Şair, bu algının yarattığı çelişkilere dikkat çekerek, üvey annelere yönelik adaletsiz toplumsal bakış açısının sorgulanması gerektiğini vurgulamaktadır.

    Bana da tebrik etmek düşer…
    Sevgilerimle…

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?25.03.2025 - 20:40

    Bazı insanlar o kadar kendi içlerinde bile paradoks ki, başlarıyla ayakları birbirinden bağımsız hareket ediyor.