Andımızla büyüdük ve yeni nesil de onunla büyüsün olgunlaşsın isterim. Silahlarla, zorbalıklarla, dayatmalarla değil! Fikri hür vicdanı hür olsun isterim. Batının pisliğini değil, teknolojisini benimsesin isterim, bu da milletine bağlı aidiyet duygusuyla kazanılır. Doğruya ve güzele sahibiz bu dava o parti bu parti davası değildir. Bu dava insanlık davasıdır. Bir toplum güçsüzlerini koruyamıyorsa o toplum insanlık olmayı başaramamış demektir.
Türküm. Evet, ben Türküm ve bununla onur duyuyorum. Bu sadece bir kimlik değil, bir duruştur. Kendimi ait hissettiğim bir tarihin, bir kültürün ve bir sorumluluğun adıdır.
Doğruyum. Bana doğru olmam gerektiğini söylüyor. Çünkü doğru olmak, bir milletin temelidir. Yalanın üzerine bir gelecek kurulmaz. Doğru olmak, önce kendine karşı dürüst olmaktır.
Çalışkanım. Çalışkan olmak zorundayım. Çünkü hiçbir değer, emek olmadan varlığını sürdüremez. Bir milletin gücü, çalışkan insanlarının omuzlarında yükselir. Ben de o omuzlardan biri olmak zorundayım.
Yasam… Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak. Bu sadece bir öğüt değil; bir toplumun ayakta kalma biçimidir. Saygı olmadan birlik olmaz, birlik olmadan güç olmaz.
Ülküm… Yükselmek, ileri gitmek. Ama başkalarını ezerek değil; kendimi aşarak. Daha iyi bir insan olarak, daha iyi bir toplumun parçası olmak.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” Bu sıradan ve her milletin kuracağı bir cümle değil ki bu bir disiplindir. Kendini aşma, kendini adama ve bir bütünün parçası olma disiplinidir.
Kriz anlarında insanlar karmaşık bir olayı basitleştirmek için hızlıca “fail” üretirler. Bu bazen bilinçli propaganda olur, bazen de zihnin kendini rahatlatma çabası. Bu, düşünmekten çok “taraf tutma refleksi.” Gerçekliği anlamaya çalışmak yerine, onu kendi tarafına yamamak için çoğu zaman vicdan bile askıya alınır. Bir insanın onca can yanışı üzerine davası insan değil de mevki ise pek bir söylenecek söz de kalmaz zaten… öldürenin de çocuk olduğuna mı suçsuz yere ölen canlara mı, insanın bu denli bozumasına mı üzüleyim. Yetkililer sosyal politikalarını daha fazla gözden geçirsinler. Okullar suç yuvası değil bilgi yuvasıdır. O silahı çocuk nereden buluyor? Silah neden bu kadar kolay ulaşılır olmuştur? Sadece okullar için değil trafikte de insanlar sinirlenerek adam vuruyor. Suç çeteleri nasıl bu kadar rahatlar? Benden size bir tavsiye; önce siyonizmin çocuklarımıza dayattığı internet üzerinden oynanan oyunlardan temizlemeye başlayın. Silah da oyuncak değil bu konuyla alakalı çalışmalara ivedilikle başladığınızı görmek istiyoruz.
Muvakkit; Belki de Plato ya da Aristotles gibi isimler, birçok soruyu ilk defa sistemli şekilde sordukları için. İnsan zihni “ilk kuranı” doğal olarak kutsallaştırmaya meyilli. Çünkü başlangıç, her zaman biraz mitolojik algılanabilir.
Zaman ilerliyor Çakır ama sizin düşünceleriniz de gerçekten ilerliyor mu? Aklın esnek olduğu doğru; hatta Immanuel Kant bile aklın kendi kendine sınır koyduğunu söylemişti. Ama ilginç olan şu: Bu sınırlar bile zamanla doktrinleşebiliyor. Yani bir filozof “aklın sınırı şudur” dediğinde, sonraki insanlar bunu tartışmak yerine çoğu zaman kabul etmeyi seçiyor.
Çünkü bazı zaferler alkışsızdır, bazı kahramanlıklar tanıksız.
Andımızla büyüdük ve yeni nesil de onunla büyüsün olgunlaşsın isterim. Silahlarla, zorbalıklarla, dayatmalarla değil! Fikri hür vicdanı hür olsun isterim. Batının pisliğini değil, teknolojisini benimsesin isterim, bu da milletine bağlı aidiyet duygusuyla kazanılır. Doğruya ve güzele sahibiz bu dava o parti bu parti davası değildir. Bu dava insanlık davasıdır. Bir toplum güçsüzlerini koruyamıyorsa o toplum insanlık olmayı başaramamış demektir.
Türküm.
Evet, ben Türküm ve bununla onur duyuyorum.
Bu sadece bir kimlik değil, bir duruştur.
Kendimi ait hissettiğim bir tarihin, bir kültürün ve bir sorumluluğun adıdır.
Doğruyum.
Bana doğru olmam gerektiğini söylüyor.
Çünkü doğru olmak, bir milletin temelidir.
Yalanın üzerine bir gelecek kurulmaz.
Doğru olmak, önce kendine karşı dürüst olmaktır.
Çalışkanım.
Çalışkan olmak zorundayım.
Çünkü hiçbir değer, emek olmadan varlığını sürdüremez.
Bir milletin gücü, çalışkan insanlarının omuzlarında yükselir.
Ben de o omuzlardan biri olmak zorundayım.
Yasam…
Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak.
Bu sadece bir öğüt değil; bir toplumun ayakta kalma biçimidir.
Saygı olmadan birlik olmaz, birlik olmadan güç olmaz.
Ülküm…
Yükselmek, ileri gitmek.
Ama başkalarını ezerek değil; kendimi aşarak.
Daha iyi bir insan olarak, daha iyi bir toplumun parçası olmak.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.”
Bu sıradan ve her milletin kuracağı bir cümle değil ki bu bir disiplindir.
Kendini aşma, kendini adama ve bir bütünün parçası olma disiplinidir.
Yorum ve fikir sahibi; Aslı Birer
Kriz anlarında insanlar karmaşık bir olayı basitleştirmek için hızlıca “fail” üretirler. Bu bazen bilinçli propaganda olur, bazen de zihnin kendini rahatlatma çabası.
Bu, düşünmekten çok “taraf tutma refleksi.”
Gerçekliği anlamaya çalışmak yerine, onu kendi tarafına yamamak için çoğu zaman vicdan bile askıya alınır. Bir insanın onca can yanışı üzerine davası insan değil de mevki ise pek bir söylenecek söz de kalmaz zaten… öldürenin de çocuk olduğuna mı suçsuz yere ölen canlara mı, insanın bu denli bozumasına mı üzüleyim. Yetkililer sosyal politikalarını daha fazla gözden geçirsinler. Okullar suç yuvası değil bilgi yuvasıdır. O silahı çocuk nereden buluyor? Silah neden bu kadar kolay ulaşılır olmuştur? Sadece okullar için değil trafikte de insanlar sinirlenerek adam vuruyor. Suç çeteleri nasıl bu kadar rahatlar? Benden size bir tavsiye; önce siyonizmin çocuklarımıza dayattığı internet üzerinden oynanan oyunlardan temizlemeye başlayın. Silah da oyuncak değil bu konuyla alakalı çalışmalara ivedilikle başladığınızı görmek istiyoruz.
Aşk, inanmaktır.
Çakır;
İnsanın tembelliği onlara güvenli limanlar sunmuş Muvakkit, aklın esnekliği rahatsız edici çünkü.
Muvakkit;
Belki de Plato ya da Aristotles gibi isimler, birçok soruyu ilk defa sistemli şekilde sordukları için. İnsan zihni “ilk kuranı” doğal olarak kutsallaştırmaya meyilli. Çünkü başlangıç, her zaman biraz mitolojik algılanabilir.
Çakır; ilklerin büyüsü mü yani?
Muvakkit;
Zaman ilerliyor Çakır
ama sizin düşünceleriniz de gerçekten ilerliyor mu? Aklın esnek olduğu doğru; hatta Immanuel Kant bile aklın kendi kendine sınır koyduğunu söylemişti. Ama ilginç olan şu: Bu sınırlar bile zamanla doktrinleşebiliyor. Yani bir filozof “aklın sınırı şudur” dediğinde, sonraki insanlar bunu tartışmak yerine çoğu zaman kabul etmeyi seçiyor.
Aklın sınırları çok esnek, öyleyse eski filozoflar neden tanrı muamelesi görüyorlar?
Michel foucault ne anlatır muvakkit? “Yukarıdan bakan gözetleyendir, görmek bir iktidar biçimidir görülen ise denetlenen.” Derken, ne anlatır?