Sevgili beni uzaktan takip edip çeşitli çirkin imalar ile yazılarının arasına illaki Aslıyı yerleştiren takipçim, sence şu aşağıdaki cümleleri de eski bir teorisyen mi cevapladı? Neyse; “kişi kendinden bilir işi” diyorum. Sana da sevgiler umarım bir gün kendine gerçek bir yolculuk yaparsın.
… ve akıl da gelişebilen bir özelliğe sahiptir bana göre… bu da; gezip yeni yerler görmek ve okumak= öğrenmek ile mümkün. Kısa ama içeriği geniş anlamlar ihtiva eden cümleleri severek okuyorum ve tavsiye ediyorum. Çünkü beynin de tıpkı vücuttaki diğer kasların gelişimi gibi çalışmaya ihtiyacı var. Aforizmalar bunu iyi başarıyor. Sevgili T.Yıldırım
Kayıp gül kitabında bir dialog var. Anne kız arasında okumayanlar için o dialogu buraya aktarmak istiyorum.
Kız annesine diyor ki; Descartes’ın yeleği 125.000 dolara alıcı bulmuş benim yeleğim onun yeleğinden daha şıktır.
“Anne; bir konuda haklısın yavrum, senin yeleğinDescartes’ın yeleğinden çok daha şık. Descartes’ın yeleği ne ipek ne de kaşmir… ne donna Karan ne de Prada… Hatta bir mağazaya götürsen, beş dolar bile etmez.”
“Kızı; eeee o kadar da olsun anne, fiyat gayet makul, o yeleği Descartes giymiş sonuçta.”
Anne; Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçasına değer kandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene.
Kız; ne gibi?
“ kumaş parçalarının insana değer kazandırdığını”
Diana bir an başını önüne eğmiş ve annesinin yeri geldiğinde, kendine has yöntemlerle kızına hissettirmeye çalıştığı şeyi düşünmüştü.
“ kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, kendinsin”
Ezoterik dışa vurumların kanatları olduğu kadar ayakları da vardır. Saf bir hayal gücü bilgi ile desteklenmezse uçmaktan öte geçemez. Eyleme dönüşmesi bilgi ile mümkün olacaktır. Bu da demek oluyor ki; hayal gücü üretmenin en büyük adımı, gerçeğe dönüşmesi ise bilgi donanımı ile birlikte ortaya çıkar.
Torna tesviye bölümünden en büyük bestelerin güfte yazarlığına uzanan yoldan da anlıyoruz ki, ne coğrafya kaderdir ne de okul. Böyle nadide kişilikler de çıkabilir. Bunun altında yatan tek sebep ise bana göre zekanın yüksek oluşuyla alakalı. Haz aldığı başka bir alan olsaydı onu da üstün başarı ile tamamlayacağından eminim.
1938 yılında Samsun’da doğdu. Öğrenimine Sakarya İlkokulu'nda başladı. Samsun Sanat Okulu' nun Torna Tesviye bölümünden mezun oldu. 1959 yılında ailesiyle Ankara' ya taşındı. 1971 yılına kadar o dönemde sahibi oldukları Büyük Otel' de babasının yanında çalıştı. 38 yaşından sonra şiirlerini yazmaya başladı. Şiirlerini ilk defa Orhan Gencebay besteledi. 1989 Yılında Zekai Tunca’ nın bestelediği "Rüyalarım Olmasa", 1990 yılında Selçuk Tekay’ ın bestelemiş olduğu Vurgun' un güftekarı olarak Hürriyet Gazetesi’ nin Altın Kelebek, Milliyet Gazetesi’ nin Yılın En Sevilen On Şarkısı birincilik ödüllerini aldı. 1991 yılında yine Zekai Tunca’ nın bestelediği "Gözüm Kesmiyor" şarkısıyla Milliyet Gazetesi‘ nin, 1991 yılında TRT’ nin açmış olduğu yarışmada yine "İmkansız" şarkısıyla En İyi Türk Sanat Müziği ödülünü aldı.
1990 yılında "Bu Gece Kalıyorum" adında şiir kaseti çıkardı. 1993 yılına kadar yazdığı şiirleri, Vurgun adlı ilk kitabında yayınladı. 2000 yılında "Sende Kalmış", 2002 yılında "Kıyamete Kırk Kala" ve 2008 yılında da "Ya Evde Yoksan" şiir kitapları yayımlandı.
Şairin bu güne kadar 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere Zekai Tunca, Selçuk Tekay ve Candan Erçetin gibi sanatçı ve besteciler tarafından 150 civarında şiiri bestelendi.[1]
Safi, Türk Dil Kurumu tarafından, 2003 yılında yapılan Dil bayramında Türkçeyi en etkin ve güzel kullanan şair olarak ödüllendirildi. 2004 yılında Mihai Eminescu adına düzenlenen Eminescu madalyası aldı. Şiirleri İtalyanca, Rumence ve Arnavutça'ya çevrildi.
Sevgili beni uzaktan takip edip çeşitli çirkin imalar ile yazılarının arasına illaki Aslıyı yerleştiren takipçim, sence şu aşağıdaki cümleleri de eski bir teorisyen mi cevapladı?
Neyse; “kişi kendinden bilir işi” diyorum.
Sana da sevgiler umarım bir gün kendine gerçek bir yolculuk yaparsın.
… ve akıl da gelişebilen bir özelliğe sahiptir bana göre… bu da; gezip yeni yerler görmek ve okumak= öğrenmek ile mümkün. Kısa ama içeriği geniş anlamlar ihtiva eden cümleleri severek okuyorum ve tavsiye ediyorum. Çünkü beynin de tıpkı vücuttaki diğer kasların gelişimi gibi çalışmaya ihtiyacı var. Aforizmalar bunu iyi başarıyor. Sevgili T.Yıldırım
Selamlar,
Evet, çok sevdiğim ve aklına çok saygı duyduğum bir şairdir Cemal Safi teşekkürler, B. G. Değil
Kayıp gül kitabında bir dialog var. Anne kız arasında okumayanlar için o dialogu buraya aktarmak istiyorum.
Kız annesine diyor ki; Descartes’ın yeleği 125.000 dolara alıcı bulmuş benim yeleğim onun yeleğinden daha şıktır.
“Anne; bir konuda haklısın yavrum, senin yeleğinDescartes’ın yeleğinden çok daha şık. Descartes’ın yeleği ne ipek ne de kaşmir… ne donna Karan ne de Prada… Hatta bir mağazaya götürsen, beş dolar bile etmez.”
“Kızı; eeee o kadar da olsun anne, fiyat gayet makul, o yeleği Descartes giymiş sonuçta.”
Anne; Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçasına değer kandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene.
Kız; ne gibi?
“ kumaş parçalarının insana değer kazandırdığını”
Diana bir an başını önüne eğmiş ve annesinin yeri geldiğinde, kendine has yöntemlerle kızına hissettirmeye çalıştığı şeyi düşünmüştü.
“ kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, kendinsin”
:)
Ezoterik dışa vurumların kanatları olduğu kadar ayakları da vardır.
Saf bir hayal gücü bilgi ile desteklenmezse uçmaktan öte geçemez.
Eyleme dönüşmesi bilgi ile mümkün olacaktır.
Bu da demek oluyor ki; hayal gücü üretmenin en büyük adımı, gerçeğe dönüşmesi ise bilgi donanımı ile birlikte ortaya çıkar.
Aslı Birer
Vicdanın halimi hiç mi sormuyor?
Küsecek ne yaptım, aklım ermiyor!
Zalimsin demeye dilim varmıyor,
Tavrına bir isim takamıyorum...
Cemal Safi
Nasıl yerleştirdin yüreğine onu be adam ki, bu sözler döküldü?
?si=nU_nhX0ENKhHYKPn
Torna tesviye bölümünden en büyük bestelerin güfte yazarlığına uzanan yoldan da anlıyoruz ki, ne coğrafya kaderdir ne de okul. Böyle nadide kişilikler de çıkabilir. Bunun altında yatan tek sebep ise bana göre zekanın yüksek oluşuyla alakalı. Haz aldığı başka bir alan olsaydı onu da üstün başarı ile tamamlayacağından eminim.
1938 yılında Samsun’da doğdu. Öğrenimine Sakarya İlkokulu'nda başladı. Samsun Sanat Okulu' nun Torna Tesviye bölümünden mezun oldu. 1959 yılında ailesiyle Ankara' ya taşındı. 1971 yılına kadar o dönemde sahibi oldukları Büyük Otel' de babasının yanında çalıştı. 38 yaşından sonra şiirlerini yazmaya başladı. Şiirlerini ilk defa Orhan Gencebay besteledi. 1989 Yılında Zekai Tunca’ nın bestelediği "Rüyalarım Olmasa", 1990 yılında Selçuk Tekay’ ın bestelemiş olduğu Vurgun' un güftekarı olarak Hürriyet Gazetesi’ nin Altın Kelebek, Milliyet Gazetesi’ nin Yılın En Sevilen On Şarkısı birincilik ödüllerini aldı. 1991 yılında yine Zekai Tunca’ nın bestelediği "Gözüm Kesmiyor" şarkısıyla Milliyet Gazetesi‘ nin, 1991 yılında TRT’ nin açmış olduğu yarışmada yine "İmkansız" şarkısıyla En İyi Türk Sanat Müziği ödülünü aldı.
1990 yılında "Bu Gece Kalıyorum" adında şiir kaseti çıkardı. 1993 yılına kadar yazdığı şiirleri, Vurgun adlı ilk kitabında yayınladı. 2000 yılında "Sende Kalmış", 2002 yılında "Kıyamete Kırk Kala" ve 2008 yılında da "Ya Evde Yoksan" şiir kitapları yayımlandı.
Şairin bu güne kadar 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere Zekai Tunca, Selçuk Tekay ve Candan Erçetin gibi sanatçı ve besteciler tarafından 150 civarında şiiri bestelendi.[1]
Safi, Türk Dil Kurumu tarafından, 2003 yılında yapılan Dil bayramında Türkçeyi en etkin ve güzel kullanan şair olarak ödüllendirildi. 2004 yılında Mihai Eminescu adına düzenlenen Eminescu madalyası aldı. Şiirleri İtalyanca, Rumence ve Arnavutça'ya çevrildi.
Nasıl bir ruh ile yazmışsın
Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....
Cemal SAFİ