Gözlerim ağırdı bu sabah her yanımız şiircik dolu, şiirci kuşlar, gözlerim ne kadar da “ağırdı”, okurken ağır ağır geçti aklımdan her birinin hikayesi yaşanmışlıklar, yaşanamamışlar. Ne çok ağırlık var sırtlarında, sırtımızda, kambur misali taşınan, ne ağırdı yükler, kiminde geleceğin bilinmezliğinde kestiremediği korkular, kimi ölmüşüne, kimi geçmişine...
Günaydın Tuba hanım, Şimdi gördüm yazınızı. Maalesef ki ülkede yeterince caydırıcı yasa ve uygulama olmaması ve bana göre çok önemli olan kadına sosyal hayattaki bakış açısı. Kadının ikinci sınıf vatandaş olarak görülmesi. Hala bu bilinci değiştirebilmek için kadınların mücadele etmek zorunda kalması. Hala fiziksel güçsüzlüklerinden hor görülüp dayak yemesi, öldürülmesi, hala meta olarak görülmesi. Yazının başında “ülkede” dememin sebebi türkiyede daha fazla olumsuzluk ve cinayetler olduğu İçindi. Dünya genelindeki kadına bakış açısı değişmeden bu soruna kalıcı çözümler üretmek mümkün değil. Yani o sayaç insanın eğitimi dünya genelinde ele alınmadan sıfırlanmaz. Ama ülke içinde diğer gelişmiş ülkelerde alınan önlemlerle kadın ve çocuk ölümleri azaltılabilir. Sevgi ve selamlarımla...
Nobran ve süfli kişiliklerin, kadına bakış açısı değişmeden, kadın hakları yasalar ile tam olarak korumaya alınmadan kutlanması bana çok anlamsız geliyor. Tıpkı; tedaviye muhtaç hastalığı, ağrı kesicilerle geçiştirmek gibi.
Belli ki çok seveni var bir hayli yıpranmış eski bank... Gecenin zifir’ i karanlığını süsleyen yıldızlar Ay’ ın şavk’ı vurmakta suyun karanlığına Yakamozlar örtü verdi köhne bank’ ın çirkinliğini Gözlerimde binbir renk, dilimde bilindik bir türkü Selam durdu yakamozlu su, ay’ a teşekkür ederken, dalgaların şen şakrak oynaşmaları... Sol tarafımda begonviller, çığırtkan gece kuşlarına ev sahipliği yapıyor, hey! yavrum hey! Hele bi gündüze kavuşsun gece, kekikli dağlarından sahile uzansın sarı saçaklı kızın... asıl o zaman gör sen, rengarenk çakıl taşlarının karşılamasını... Halikarnas aşkına bu ne güzellik! Kucaklaştık yine seninle hem ağlaştık... sanma ki yeni tanıştık, dalgalarla yarenliğimizin evveliyatı var. Aslı Birer
Ne kadar bayağı bir eylemdir; bir insanı düşünceleriyle, eylemleriyle değerlendirmek varken, “etnik kökeniyle sanki suçluymuş gibi hor görüp, yargılamak.” Oysaki cumhuriyet dediğimiz demokratik ve mükemmel yönetim şekline kavuşmak için, bizler 72 millet birlikte savaşarak elde ettik. Ta ki; aramıza şeytanlar düzen bozucular girene kadar da ülkenin gelişimi için mücadele verdik. Ne oldu da; hırsızlığa, yolsuzluğa göz yumar hale geldik. Sağduyumuzu ne ara bu kadar yitirdik? Ne zamandan beri namusumuzu şerefimizi çocukların tecavüzcülerine göz yumarak yitirdik? Ne ara ferasetli özelliğimizi kimler için terkettik? Sadece düşünmek ve vicdan muhasebesi yapmak için yazıyorum. İstatistiklere bakıyorum %85 lik okunmaya ulaşmışım. Okuyan herkese teşekkür ederim.
Gözlerim ağırdı bu sabah her yanımız şiircik dolu, şiirci kuşlar, gözlerim ne kadar da “ağırdı”, okurken ağır ağır geçti aklımdan her birinin hikayesi yaşanmışlıklar, yaşanamamışlar. Ne çok ağırlık var sırtlarında, sırtımızda, kambur misali taşınan, ne ağırdı yükler, kiminde geleceğin bilinmezliğinde kestiremediği korkular, kimi ölmüşüne, kimi geçmişine...
Aslı Birer
Günaydın Tuba hanım,
Şimdi gördüm yazınızı. Maalesef ki ülkede yeterince caydırıcı yasa ve uygulama olmaması ve bana göre çok önemli olan kadına sosyal hayattaki bakış açısı. Kadının ikinci sınıf vatandaş olarak görülmesi. Hala bu bilinci değiştirebilmek için kadınların mücadele etmek zorunda kalması. Hala fiziksel güçsüzlüklerinden hor görülüp dayak yemesi, öldürülmesi, hala meta olarak görülmesi. Yazının başında “ülkede” dememin sebebi türkiyede daha fazla olumsuzluk ve cinayetler olduğu İçindi. Dünya genelindeki kadına bakış açısı değişmeden bu soruna kalıcı çözümler üretmek mümkün değil. Yani o sayaç insanın eğitimi dünya genelinde ele alınmadan sıfırlanmaz. Ama ülke içinde diğer gelişmiş ülkelerde alınan önlemlerle kadın ve çocuk ölümleri azaltılabilir.
Sevgi ve selamlarımla...
Nobran ve süfli kişiliklerin, kadına bakış açısı değişmeden, kadın hakları yasalar ile tam olarak korumaya alınmadan kutlanması bana çok anlamsız geliyor. Tıpkı; tedaviye muhtaç hastalığı, ağrı kesicilerle geçiştirmek gibi.
Belli ki çok seveni var bir hayli yıpranmış eski bank...
Gecenin zifir’ i karanlığını süsleyen yıldızlar
Ay’ ın şavk’ı vurmakta suyun karanlığına
Yakamozlar örtü verdi köhne bank’ ın çirkinliğini
Gözlerimde binbir renk, dilimde bilindik bir türkü
Selam durdu yakamozlu su, ay’ a teşekkür ederken, dalgaların şen şakrak oynaşmaları...
Sol tarafımda begonviller, çığırtkan gece kuşlarına ev sahipliği yapıyor, hey! yavrum hey! Hele bi gündüze kavuşsun gece, kekikli dağlarından sahile uzansın sarı saçaklı kızın... asıl o zaman gör sen, rengarenk çakıl taşlarının karşılamasını... Halikarnas aşkına bu ne güzellik! Kucaklaştık yine seninle hem ağlaştık... sanma ki yeni tanıştık, dalgalarla yarenliğimizin evveliyatı var.
Aslı Birer
Şimdi İstanbul’da olmak vardı
Aşırı özlem içerir
Bugün her günden daha yorgunum
Ne işten, ne aşktan
Sebebi yok, sadece yorgunum
Ne dertten, ne özlemden
Şair olmak; bir günü, hatta bir ömrü, bir satıra ya da bir dörtlüğe sığdırmaktır belki de:)
Ve bazen sadece; yorgun oluyor insan. Ne küs, ne yalnız ne de aşık!
Cemal Süreya’ bir dizede ne güzel ifade etmiş yorgunluğunu.
Rica ederim.
Elbette kullanabilirsiniz Turhan bey, sevinirim...
Ne kadar bayağı bir eylemdir; bir insanı düşünceleriyle, eylemleriyle değerlendirmek varken, “etnik kökeniyle sanki suçluymuş gibi hor görüp, yargılamak.” Oysaki cumhuriyet dediğimiz demokratik ve mükemmel yönetim şekline kavuşmak için, bizler 72 millet birlikte savaşarak elde ettik. Ta ki; aramıza şeytanlar düzen bozucular girene kadar da ülkenin gelişimi için mücadele verdik. Ne oldu da; hırsızlığa, yolsuzluğa göz yumar hale geldik. Sağduyumuzu ne ara bu kadar yitirdik? Ne zamandan beri namusumuzu şerefimizi çocukların tecavüzcülerine göz yumarak yitirdik? Ne ara ferasetli özelliğimizi kimler için terkettik?
Sadece düşünmek ve vicdan muhasebesi yapmak için yazıyorum.
İstatistiklere bakıyorum %85 lik okunmaya ulaşmışım. Okuyan herkese teşekkür ederim.
Evet Turhan Sıradağlar, niye ki?