“Beni kuzum Datça’ya gömün Geçin Ankara’yı İstanbul’u! Oralar ağzına kadar dolu Alabildiğine de pahalı, Örneğin Zincirlikuyu’da Bir mezar 750 milyona Burası nispeten ucuzluk Ortada kalma tehlikesi de yok Hayır dua da istemez, Dediğim gibi beni Datça’ya gömün Şu deniz gören mezarlığın orda, Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama! ” Can Yücel
Sardunyaya Ağıt
İkindiyin saat beşte
Baş gardiyan rıza başta
Karalar bastı koğuşa
İkindiyin saat beşte
Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp sardunyayı
Attılar dip kapalıya
İkindiyin saat beşte
Dirlik düzenlik kurtulur
Müdür koltuğa oturur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte
Yataklık etmiş ki zahar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
İkindiyin saat beşte
Canların gözleri yaşta
Aklı idamlık yoldaşta
Yeşil ölümle dalaşta
Sabahleyin saat beşte
Vasiyet
“Beni kuzum Datça’ya gömün
Geçin Ankara’yı İstanbul’u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu’da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça’ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama! ”
Can Yücel
Aman! kafiye yapacağım diye bazı şiirlerin her satırı ayrı telden çalıyor.
Afakanlar basıyor :))
Ufuklara açılsın pencereler, baktığın yer kesişme noktaları olsun, ki! Zıtlıkların kesiştiği noktadan çıkar sonuç.
Ata kızı
Aklın tutsak değilse nerede yaşadığının be önemi var.
Ata kızı
Deli dahi:)
İnsanlar deniz gibi, uzaktan masmavi, yakına gelince rengi değişik…
Dedi ki;
Gerçek mi? Düş müsün? Güneşe meftun tenime, cemre düşürdün.
Ata kızı
Bir makinenin ruhsuzca çalışmasından farkın olsun! Sen kalbini geçmişin acı sokaklarında unutmuşsun.
Ata kızı