Mutluluğun göreceli olduğunu ve herkesin kendi mutluluğunu yaratacak ortamı sağlamaya çalıştığını, bu yüzden de kendisine benzeyen insanları seçimleriyle hayatına sokmak zorunda olduğu gerçeğini kabul etmek gerekir. Aksi halde yanlış seçimler, oluşturulan yanlış yaşam koşulları maalesef insanları istemedikleri bir hayatı yaşamak zorunda bırakabilir. Bu gibi durumlarda ekmeğine tereyağı sürüp yemek anlık haz alma duygusunu hissettirmekten öte geçemeyecek, hatta bebeğinin gülümsemesi bile ona acı verecek hale dönüşebilir. Kişi genel bir mutluluk içinde değilse yani onu mutlu eden koşullar oluşmamışsa yaşayacağı anlık hazlar onu mutlu etmeyecektir. Hayatı boyunca oyun oynayacak mutluymuş gibi yaşayacaktır. Yanındakiler mutludur çünkü onların istediği hayat odur.
“ Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk.”
Ve mutsuzluk duygusu o kadar ağır basmış ki;
“Yanıldık!”
Derken, gitgide kendine yabancılaştığını mı hissederek kendi içinde yalnızlaşmıştır. Çünkü insan kendini gerçekleştirmedikçe kendisine yabancılaşır. Hissedilen şey de yalnızlık duygusudur. Çünkü kaybolmuştur. Kendini aramaya başlar, nice zaman sonra farkına varır ne kadar yanlış yaşadığını ve yanlış insanlarla tek taraflı sahte mutluluk oyunları oynadığını. Oysaki doğru insanlarla ve koşullarda yaşanan bir hayatta kişi hiçbir çaba harcamaz mutluluk dediğimiz duygu kendiliğinden gelişir. İşte o ilişkilerde kişilerin iletişimlerinde karşılıklı yaşanan alınan hazlar ile küçük mutlulukların hayatlarına etkisi büyük olur.
Yalnızlık her zaman tercih olmaya bilir, birilerini mutlu etmek çabasına gireriz zaman zaman. Bunun sonucunda da alamadığımız karşılıklar bizi bu yalnızlığa farkına bile varamadan itebilir.
Mutlu etme çabası bazı insalarda farklı algılar oluşturabilir… saflık ya da aptallık olarak düşünüp insanı yorabilirler Maalesef tüm insanlar sizin ve benim gibi değil. Ben de sizin söylediğinizin tam aksini söylemek isterim. “Mutlu olduğunuz kadar mutlu edersiniz” bunun kısır döngü oluşturmaması için de; insanın kendi mutluluğunu kendisi yaratması gerekiyor ki, başkalarını da mutlu edebilsinler. Ve bunu başarabilen bireyler mutlu etmesi gereken insanları bilir karşılığında da mutluluk iadesi alırlar. Böylece hak edilen değer karşılıklı verilmiş olur. Kimse de gereksiz çabaya girmez.
Sanırım Cemal süreya da gereksiz yere mutlu etme çabasının yersiz olduğunu vurgulamak istemiş. Naçizane fikrim.:)
Aşkın dağları hüzünlü ve karlı olur sevgilim, üşütür sevdalı yürekleri üzerinden geçerken… ya sabırla aşarsın ya da sevda yelleri savurur hiç ummadığımız diyarlara…
Ne güzel temenni hep gülelim diyeceğim ama hayatta denge üzerine kurulu bu yüzden ağlamakta var. Sağlık kaygısı çekmeyelim hiç hep sağlıkla ciddi hastalıklar olmadan sevdiklerimizle birlikte olalım, benim de temennim bu güzel insan.
Mutluluğun göreceli olduğunu ve herkesin kendi mutluluğunu yaratacak ortamı sağlamaya çalıştığını, bu yüzden de kendisine benzeyen insanları seçimleriyle hayatına sokmak zorunda olduğu gerçeğini kabul etmek gerekir. Aksi halde yanlış seçimler, oluşturulan yanlış yaşam koşulları maalesef insanları istemedikleri bir hayatı yaşamak zorunda bırakabilir. Bu gibi durumlarda ekmeğine tereyağı sürüp yemek anlık haz alma duygusunu hissettirmekten öte geçemeyecek, hatta bebeğinin gülümsemesi bile ona acı verecek hale dönüşebilir. Kişi genel bir mutluluk içinde değilse yani onu mutlu eden koşullar oluşmamışsa yaşayacağı anlık hazlar onu mutlu etmeyecektir. Hayatı boyunca oyun oynayacak mutluymuş gibi yaşayacaktır. Yanındakiler mutludur çünkü onların istediği hayat odur.
“ Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk.”
Ve mutsuzluk duygusu o kadar ağır basmış ki;
“Yanıldık!”
Derken, gitgide kendine yabancılaştığını mı hissederek kendi içinde yalnızlaşmıştır. Çünkü insan kendini gerçekleştirmedikçe kendisine yabancılaşır. Hissedilen şey de yalnızlık duygusudur. Çünkü kaybolmuştur. Kendini aramaya başlar, nice zaman sonra farkına varır ne kadar yanlış yaşadığını ve yanlış insanlarla tek taraflı sahte mutluluk oyunları oynadığını. Oysaki doğru insanlarla ve koşullarda yaşanan bir hayatta kişi hiçbir çaba harcamaz mutluluk dediğimiz duygu kendiliğinden gelişir. İşte o ilişkilerde kişilerin iletişimlerinde karşılıklı yaşanan alınan hazlar ile küçük mutlulukların hayatlarına etkisi büyük olur.
Yalnızlık her zaman tercih olmaya bilir, birilerini mutlu etmek çabasına gireriz zaman zaman. Bunun sonucunda da alamadığımız karşılıklar bizi bu yalnızlığa farkına bile varamadan itebilir.
Sözde de yanlışlık yok aşağıda anlattığım gibi düşünülmüş. Gereksiz çabadan bahseder…
Doğru düşünüyorsunuz bence de öyle.
Mutlu etme çabası bazı insalarda farklı algılar oluşturabilir… saflık ya da aptallık olarak düşünüp insanı yorabilirler Maalesef tüm insanlar sizin ve benim gibi değil. Ben de sizin söylediğinizin tam aksini söylemek isterim. “Mutlu olduğunuz kadar mutlu edersiniz” bunun kısır döngü oluşturmaması için de; insanın kendi mutluluğunu kendisi yaratması gerekiyor ki, başkalarını da mutlu edebilsinler. Ve bunu başarabilen bireyler mutlu etmesi gereken insanları bilir karşılığında da mutluluk iadesi alırlar. Böylece hak edilen değer karşılıklı verilmiş olur. Kimse de gereksiz çabaya girmez.
Sanırım Cemal süreya da gereksiz yere mutlu etme çabasının yersiz olduğunu vurgulamak istemiş. Naçizane fikrim.:)
Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk.
Yanıldık!
Çünkü ne kadar mutlu ettiysek, o kadar yalnız kaldık.
Tamamen hayal ürünü:)
Zaman ayırıp okumanız mutlu etti teşekkür ederim.
Aşkın dağları hüzünlü ve karlı olur sevgilim, üşütür sevdalı yürekleri üzerinden geçerken… ya sabırla aşarsın ya da sevda yelleri savurur hiç ummadığımız diyarlara…
Ne güzel temenni hep gülelim diyeceğim ama hayatta denge üzerine kurulu bu yüzden ağlamakta var. Sağlık kaygısı çekmeyelim hiç hep sağlıkla ciddi hastalıklar olmadan sevdiklerimizle birlikte olalım, benim de temennim bu güzel insan.