Sayfama yazdığım bu yazıyı şiir olarak paylaşmışlar. Çok şaşırdım:) Cidden:)
Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk.”
Ve mutsuzluk duygusu o kadar ağır basmış ki;
“Yanıldık!”
Derken, gitgide kendine yabancılaştığını mı hissederek kendi içinde yalnızlaşmıştır. Çünkü insan kendini gerçekleştirmedikçe kendisine yabancılaşır. Hissedilen şey de yalnızlık duygusudur. Çünkü kaybolmuştur. Kendini aramaya başlar, nice zaman sonra farkına varır ne kadar yanlış yaşadığını ve yanlış insanlarla tek taraflı sahte mutluluk oyunları oynadığını. Oysaki doğru insanlarla ve koşullarda yaşanan bir hayatta kişi hiçbir çaba harcamaz mutluluk dediğimiz duygu kendiliğinden gelişir. İşte o ilişkilerde kişilerin iletişimlerinde karşılıklı yaşanan alınan hazlar ile küçük mutlulukların hayatlarına etkisi büyük olur.
Bir Sen Eksiktin Ay Işığı Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri, Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik, Başımızda perensip sahibi bir başçavus. Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz…
Bi sen eksiktin ayışığı Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya! 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı Can Yücel. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. Bu kitabında Deniz Gezmiş için yazdığı Bizim Deniz – Mare Nostrum şiiri Aşk Olsun Sana Çocuk adıyla sanatçı Edip Akbayram tarafından yorumlanmıştır. Yine Sardunyaya Ağıt da Deniz Gezmiş için yazılmıştır. Sardunyaya Ağıt şiiri de Yeni Türkü ve Fazıl Sayın bestesiyle Serenat Bağcan tarafından yorumlanmıştır. Bizim Deniz – Mare Nostrum En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez luverin namlusundan fırlayarak … En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradım olsun Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…
“Beni kuzum Datça’ya gömün Geçin Ankara’yı İstanbul’u! Oralar ağzına kadar dolu Alabildiğine de pahalı, Örneğin Zincirlikuyu’da Bir mezar 750 milyona Burası nispeten ucuzluk Ortada kalma tehlikesi de yok Hayır dua da istemez, Dediğim gibi beni Datça’ya gömün Şu deniz gören mezarlığın orda, Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama! ” Can Yücel
Velhasılı kelam; çay gibi yaren, kahve gibi hatırlı bir dost bulmak; arslanın midesindeymiş:)
Kız yazımı şiir diye niye paylaştın?
Tövbe estağfurullah:))) hayır bir de diyalogdan almış! Yazının üstü Cemal süreya, geri kalan bana ait.
Yapma böyle şeyler kardişş:))
Sayfama yazdığım bu yazıyı şiir olarak paylaşmışlar. Çok şaşırdım:)
Cidden:)
Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk.”
Ve mutsuzluk duygusu o kadar ağır basmış ki;
“Yanıldık!”
Derken, gitgide kendine yabancılaştığını mı hissederek kendi içinde yalnızlaşmıştır. Çünkü insan kendini gerçekleştirmedikçe kendisine yabancılaşır. Hissedilen şey de yalnızlık duygusudur. Çünkü kaybolmuştur. Kendini aramaya başlar, nice zaman sonra farkına varır ne kadar yanlış yaşadığını ve yanlış insanlarla tek taraflı sahte mutluluk oyunları oynadığını. Oysaki doğru insanlarla ve koşullarda yaşanan bir hayatta kişi hiçbir çaba harcamaz mutluluk dediğimiz duygu kendiliğinden gelişir. İşte o ilişkilerde kişilerin iletişimlerinde karşılıklı yaşanan alınan hazlar ile küçük mutlulukların hayatlarına etkisi büyük olur.
Bir Sen Eksiktin Ay Işığı
Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri,
Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra
Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,
Başımızda perensip sahibi bir başçavus.
Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz…
Bi sen eksiktin ayışığı
Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!
1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı Can Yücel. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. Bu kitabında Deniz Gezmiş için yazdığı Bizim Deniz – Mare Nostrum şiiri Aşk Olsun Sana Çocuk adıyla sanatçı Edip Akbayram tarafından yorumlanmıştır. Yine Sardunyaya Ağıt da Deniz Gezmiş için yazılmıştır. Sardunyaya Ağıt şiiri de Yeni Türkü ve Fazıl Sayın bestesiyle Serenat Bağcan tarafından yorumlanmıştır.
Bizim Deniz – Mare Nostrum
En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak …
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…
Sardunyaya Ağıt
İkindiyin saat beşte
Baş gardiyan rıza başta
Karalar bastı koğuşa
İkindiyin saat beşte
Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp sardunyayı
Attılar dip kapalıya
İkindiyin saat beşte
Dirlik düzenlik kurtulur
Müdür koltuğa oturur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte
Yataklık etmiş ki zahar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
İkindiyin saat beşte
Canların gözleri yaşta
Aklı idamlık yoldaşta
Yeşil ölümle dalaşta
Sabahleyin saat beşte
Vasiyet
“Beni kuzum Datça’ya gömün
Geçin Ankara’yı İstanbul’u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu’da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça’ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama! ”
Can Yücel
Aman! kafiye yapacağım diye bazı şiirlerin her satırı ayrı telden çalıyor.
Afakanlar basıyor :))
Ufuklara açılsın pencereler, baktığın yer kesişme noktaları olsun, ki! Zıtlıkların kesiştiği noktadan çıkar sonuç.
Ata kızı