1.” Geç kalmışlıklar ya da acele etmişlikler sadece tiyatro perdesini değiştirir. Oyuncunun kalitesini değiştirmez. ”
Oyuncunun kalitesi değişmez yaşam kalitesi değişir!
2. “nereye giderseniz ya da kiminle ne yaparsanız yapın, eğer kadınsanız değerli olun, değerinizi koruyun.”
Bu söze istinaden; değerimizi nasıl koruyalım? Ne yapmamız gerekiyor?
3. Erkekseniz de alfa özelliklerle dolu olun, kendiniz olun. çekiştirmelere gelmeyin. kadını dinleyin, ama alfa özelliklerinizi çöpe atıp sizi betalaştırmaya çalışan kadınlardan da uzak durun.
Bunlar ne tür kadınlar ve ne yaparlar?
4.” Bu demek değildir ki hep erkeğin dediği olacak! bu demektir ki erkek kendini unutmayacak! ”
İnsan eşittir ve eşit şartlarda yaşamalı, kimse ben erkeğim deyip böbürlenmeye, büyüklenmeye kalkmasın! Erkek ya da kadın yerli yerinde hareket etmesini ve saygılı olmasını bilecek! İlişkiler de kimsenin ; beta ya da alfa olmasına gerek yoktur. Herkes insandır. Asıl egoistlik içten içe büyüklenmek ama bunu topluma entelektüel görünmek için dile getirememektir. Samimiyetle ve saygıyla kurulmuş bir ilişkinin lidere ihtiyacı yoktur.
Günaydın herkese mutlu, umutlu, istediğiniz gibi geçecek bir haftaya başlamak dileğiyle… Aslında tesadüfler de bazı şeyleri etkileyebilir ama daha çok bile isteye geç kalmaların etkilerinden söz ediyoruz. Bu geç kalmışlık hikayelerinden bana gelen ve onu kaleme almamı isteyen 65 yaşında bir teyzenin hikayesini anlatacağım. Ayşe’nin hikayesini bitirdikten sonra. “Bir hikaye yaz ( nesirleriniz) başlıklı sayfada. Psikolojisi çok bozulmuş ve ilaçlarla ayakta durabilen bu teyzenin bir gün kurduğu bu cümleyi hiç unutmayacağım. Hastahanede muayene sırası beklerken numaram da çok gerideydi birden adam yandı oysaki daha benim sırama çok vardı. “ 65 yaş üstü N.Ç” o gün beynime tokat gibi çarptı o ben miydim?”
Cümlesini kurdu, sanki ben yaşamamıştım , bilmiyordum o panoda adım yanınca bütün ömrüm sinema filmi gibi geçti gözümün önünden.” Bunları anlatırken acı çektiği yüzündeki çizgilerden en çokta gözlerinden okunuyordu. - Benim hikayemi yaz kızım ders olur belki ama adımı yazma!
- konuştuk bir saat boyunca ağladı anlattı. Aylar sürdü.
İnsanı tam olarak tanımak mümkün değildir demiştim bir yazımda, bunu insanın değişken yapısına bağlamıştım. Anlardaki sözcüklerin ve mimiklerin ve hareketlerinin kişilerde oluşturmadığı haz zamanla yükselecek ve mutlu olabilirim beklentisiyle ömürler bitiyor. Anlık sinir yükselmeleriyle oluşan huzursuzluk farklı, oturmuş bir tavırla oluşan huzursuzluk farklı izlenmelidir. İlki düzelir, ikincisinin altında sebepler vardır. Bu sebepler iletişimle çözülürse halledilebilir problemler çözülebilir. Bazen telafisi imkansız şeyler de çıkabiliyor altından. Bu gibi durumlarda da ne yazık ki! Bazı sebeplerden dolayı ilişkiler devam ettiriliyor. 1. Çocuklar için 2. Maddi olanaksızlıklar 3. Bağımlılık 4. Kıskançlık( hastalık boyutunda) 5. Narsist kişilikli insanlar 6. Saflık derecesinde itaat ( yetiştirilme tarzı) 7.yalnızlık korkusu ( korkularımız) Vs.
İkili ilişkilerde. Bunlar farklı alanlarda da incelenebilir.
İsabetli seçimler yaşam kalitesini arttırır. Diyorum., Tabii karar verebilmek aşaması da hiç kolay değil. Ama zaman da dediğiniz gibi çok çabuk geçer.,geçmişe takılı kalmak, geleceğe umut bağlamak, ya da şimdilerin değerini bilmek.
Bugünün mottosu geç kalmışlık ve sonuçları olsun mu?
yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.
İçim susmuyor bugün, bir taraftan kan çiçekleri sızıyor sol yanımdan, asırlık hayatlara… bir tarafta otobur ve etobur dinazorlar hunharca karınlarını doyurmakta en güzel payı kapan kapana! Serçelerin ah’ı ulaşsa da fezaya! Ulaşmaz! Umursamaz kulaklara ne fayda. Ata kızı Yüreğimakbelendeatıyor
1.” Geç kalmışlıklar ya da acele etmişlikler sadece tiyatro perdesini değiştirir. Oyuncunun kalitesini değiştirmez. ”
Oyuncunun kalitesi değişmez yaşam kalitesi değişir!
2. “nereye giderseniz ya da kiminle ne yaparsanız yapın, eğer kadınsanız değerli olun, değerinizi koruyun.”
Bu söze istinaden; değerimizi nasıl koruyalım? Ne yapmamız gerekiyor?
3. Erkekseniz de alfa özelliklerle dolu olun, kendiniz olun. çekiştirmelere gelmeyin. kadını dinleyin, ama alfa özelliklerinizi çöpe atıp sizi betalaştırmaya çalışan kadınlardan da uzak durun.
Bunlar ne tür kadınlar ve ne yaparlar?
4.” Bu demek değildir ki hep erkeğin dediği olacak! bu demektir ki erkek kendini unutmayacak! ”
İnsan eşittir ve eşit şartlarda yaşamalı, kimse ben erkeğim deyip böbürlenmeye, büyüklenmeye kalkmasın! Erkek ya da kadın yerli yerinde hareket etmesini ve saygılı olmasını bilecek! İlişkiler de kimsenin ; beta ya da alfa olmasına gerek yoktur. Herkes insandır. Asıl egoistlik içten içe büyüklenmek ama bunu topluma entelektüel görünmek için dile getirememektir. Samimiyetle ve saygıyla kurulmuş bir ilişkinin lidere ihtiyacı yoktur.
Mehmet bey kurtlar aynen anlattığınız gibi yaşıyor.
Günaydın herkese mutlu, umutlu, istediğiniz gibi geçecek bir haftaya başlamak dileğiyle…
Aslında tesadüfler de bazı şeyleri etkileyebilir ama daha çok bile isteye geç kalmaların etkilerinden söz ediyoruz. Bu geç kalmışlık hikayelerinden bana gelen ve onu kaleme almamı isteyen 65 yaşında bir teyzenin hikayesini anlatacağım. Ayşe’nin hikayesini bitirdikten sonra. “Bir hikaye yaz ( nesirleriniz) başlıklı sayfada.
Psikolojisi çok bozulmuş ve ilaçlarla ayakta durabilen bu teyzenin bir gün kurduğu bu cümleyi hiç unutmayacağım.
Hastahanede muayene sırası beklerken numaram da çok gerideydi birden adam yandı oysaki daha benim sırama çok vardı. “ 65 yaş üstü N.Ç” o gün beynime tokat gibi çarptı o ben miydim?”
Cümlesini kurdu, sanki ben yaşamamıştım , bilmiyordum o panoda adım yanınca bütün ömrüm sinema filmi gibi geçti gözümün önünden.”
Bunları anlatırken acı çektiği yüzündeki çizgilerden en çokta gözlerinden okunuyordu.
- Benim hikayemi yaz kızım ders olur belki ama adımı yazma!
- konuştuk bir saat boyunca ağladı anlattı. Aylar sürdü.
“Hayatta geç kalmaktan daha kötüsü yoktur.”
İnsanı tam olarak tanımak mümkün değildir demiştim bir yazımda, bunu insanın değişken yapısına bağlamıştım. Anlardaki sözcüklerin ve mimiklerin ve hareketlerinin kişilerde oluşturmadığı haz zamanla yükselecek ve mutlu olabilirim beklentisiyle ömürler bitiyor. Anlık sinir yükselmeleriyle oluşan huzursuzluk farklı, oturmuş bir tavırla oluşan huzursuzluk farklı izlenmelidir. İlki düzelir, ikincisinin altında sebepler vardır. Bu sebepler iletişimle çözülürse halledilebilir problemler çözülebilir. Bazen telafisi imkansız şeyler de çıkabiliyor altından. Bu gibi durumlarda da ne yazık ki! Bazı sebeplerden dolayı ilişkiler devam ettiriliyor.
1. Çocuklar için
2. Maddi olanaksızlıklar
3. Bağımlılık
4. Kıskançlık( hastalık boyutunda)
5. Narsist kişilikli insanlar
6. Saflık derecesinde itaat ( yetiştirilme tarzı)
7.yalnızlık korkusu ( korkularımız)
Vs.
İkili ilişkilerde. Bunlar farklı alanlarda da incelenebilir.
İsabetli seçimler yaşam kalitesini arttırır. Diyorum.,
Tabii karar verebilmek aşaması da hiç kolay değil. Ama zaman da dediğiniz gibi çok çabuk geçer.,geçmişe takılı kalmak, geleceğe umut bağlamak, ya da şimdilerin değerini bilmek.
Ya boşverilen seçeneklerdeyse hayat..?
Bugünün mottosu geç kalmışlık ve sonuçları olsun mu?
yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.
Bukowski
Ne güzel şarkıymış hiç de dinlemezdim:)
Çok sabırlı çoook
İçim susmuyor bugün, bir taraftan kan çiçekleri sızıyor sol yanımdan, asırlık hayatlara… bir tarafta otobur ve etobur dinazorlar hunharca karınlarını doyurmakta en güzel payı kapan kapana! Serçelerin ah’ı ulaşsa da fezaya! Ulaşmaz! Umursamaz kulaklara ne fayda.
Ata kızı
Yüreğimakbelendeatıyor