Tutabilseydim seni yüreğimle, saçlarımı parmaklık yapsaydım, gözlerimi hapishane, dudaklarımla vursaydım mührümü müebbet kararının… sen kalsaydın! herkes gitseydi. Yağmur yüreklim. ?si=3MU4FVuFIyuE50mL
Suskunluğumda dil susar, -içimdeki çağlayan daha da coşar, birikir gümüş renkli güneşler içinde binbir zerrenin. Yansıyacağı gündür bahçeyi cennete çevirecek içimdeki gözden sızan şavk. Belki de bir kağıt bir kalem yeter sevdama… Bilgiye akla aşık yüreğimi dökünce hamur sayfalara, Kitaptan dünyamı görmek tıpkı gökyüzüne çıkıp öyle bakmak gibi oradan kendime.
Düşüncelerde o kadar yanlışlarla dolu nüanslar yakalıyorum ki ama herkes uyarılmaya layık değil! Ve susmak istiyorum ta ki doğa kanunlarını işletene kadar.
Saçları sararmaya başlamış, durgun mavinin gölgesinde has ipekten halı işlemeye durmuş yaşlıca anam, dönüp dururken etrafında sarı kız… biraz mağrur az da hüzünlü ama her daim vakur. Gözleri fettan güzel beklenen damlaların kokusuyla karışmış kahve. Sılası yürek, sılası gelmeyen vuslat, sılası ekmek kimilerinin, kimilerinin ki sevda anamın bağrında binlerce umut. Binlerce sancı var doğmayı bekleyen. ey sevgili! hüzün kokulu anam, Sararmış saçlarını Altın rengi tarağınla mı taradın? Gözlerinde duygular birbirine karışmış Yeşilini yeller savurmuş, Hüzün süzülmekte dalların arasından Gölgelenmeye bile gelen yok gibi Bağrında dünden kalan yazların sıcağı Beklenen beyaz tanelerin ayazına karışmış… Adın baharmış öyle mi?
Bazı insanlar bazı şeyleri sadece başkaları için düşünebiliyorlar, aynaya sık sık bakmak bu yüzden önemlidir.
Dışı oldukça yansıtan aynalar iyidir elbette ama mesele içimizi götebilmek ki! Kendimizi gördüğümüzde başka akıllara, karakterlere vakit ayıramayacak kadar revizyona ihtiyacımız olduğunu görebiliyoruz… ancak bu şekilde hatalarımızı düzeltmek mümkün Ve gereklidir.
Ayşe'nin babası, yapılan okulun bir an önce bitmesi için sabırsızlanıyor hatta okulun inşaatında kendisi de çalışıyordu. kendi kendine; - belki de hayatım boyunca ilk defa işe yarar bir iş yapıyorum... sonra kafasını sağa sola sallayıp, - ah, ah! sen bu yaşa nasıl geldin be adam? diyerek hayıflandı.
"Dünya hep düzlük değil, yokuşu var inişi var, dil de bir sözlük değil, eti var da kemiği yok."
keşke söylenen sözler geri alınabilseydi, ama ne zaman ne de birine sarf edilen sözler geri alınamıyor.
- benim güzel kızım sana neleri layık görmüşüm. Bütün kız babalarına teker teker bulup haykırmak istiyorum. kızlarınızı dinleyin onlara kulak verin çığlıklarını duyun diye.
Bir kumruya mesken olmadıysa dalların, ömrün bahar olsa ne olur Ömrün yüzyıllar sürse Kanat çırpmadıysan özgürce gökyüzüne Koşsan nefes nefese ne olur Aslı Birer
Tutabilseydim seni yüreğimle, saçlarımı parmaklık yapsaydım, gözlerimi hapishane, dudaklarımla vursaydım mührümü müebbet kararının… sen kalsaydın! herkes gitseydi.
Yağmur yüreklim.
?si=3MU4FVuFIyuE50mL
Suskunluğumda dil susar,
-içimdeki çağlayan daha da coşar,
birikir gümüş renkli güneşler içinde binbir zerrenin.
Yansıyacağı gündür bahçeyi cennete çevirecek içimdeki gözden sızan şavk.
Belki de bir kağıt bir kalem yeter sevdama…
Bilgiye akla aşık yüreğimi dökünce hamur sayfalara,
Kitaptan dünyamı görmek tıpkı gökyüzüne çıkıp öyle bakmak gibi oradan kendime.
Aslı Birer
Düşüncelerde o kadar yanlışlarla dolu nüanslar yakalıyorum ki ama herkes uyarılmaya layık değil! Ve susmak istiyorum ta ki doğa kanunlarını işletene kadar.
Adını koyamadığım şiirimi seslendiren Saygıdeğer insan Niyazi Gedik çok teşekkür ederim.
?si=IxTBSLE6zOv74hlx
Saçları sararmaya başlamış, durgun mavinin gölgesinde has ipekten halı işlemeye durmuş yaşlıca anam, dönüp dururken etrafında sarı kız… biraz mağrur az da hüzünlü ama her daim vakur. Gözleri fettan güzel beklenen damlaların kokusuyla karışmış kahve. Sılası yürek, sılası gelmeyen vuslat, sılası ekmek kimilerinin, kimilerinin ki sevda anamın bağrında binlerce umut. Binlerce sancı var doğmayı bekleyen.
ey sevgili! hüzün kokulu anam,
Sararmış saçlarını
Altın rengi tarağınla mı taradın?
Gözlerinde duygular birbirine karışmış
Yeşilini yeller savurmuş,
Hüzün süzülmekte dalların arasından
Gölgelenmeye bile gelen yok gibi
Bağrında dünden kalan yazların sıcağı
Beklenen beyaz tanelerin ayazına karışmış…
Adın baharmış öyle mi?
Bazı insanlar bazı şeyleri sadece başkaları için düşünebiliyorlar, aynaya sık sık bakmak bu yüzden önemlidir.
Dışı oldukça yansıtan aynalar iyidir elbette ama mesele içimizi götebilmek ki! Kendimizi gördüğümüzde başka akıllara, karakterlere vakit ayıramayacak kadar revizyona ihtiyacımız olduğunu görebiliyoruz… ancak bu şekilde hatalarımızı düzeltmek mümkün
Ve gereklidir.
İyikilerim var ve iyi ki varlar.
Gün aysın tüm karanlıklara artık…
?si=KqApq9JVx-1C14h1
Hayat kitabını gerçekten okuyabiliyor muyuz?
KARDELEN
Ayşe'nin babası, yapılan okulun bir an önce bitmesi için sabırsızlanıyor hatta okulun inşaatında kendisi de çalışıyordu.
kendi kendine;
- belki de hayatım boyunca ilk defa işe yarar bir iş yapıyorum...
sonra kafasını sağa sola sallayıp,
- ah, ah! sen bu yaşa nasıl geldin be adam?
diyerek hayıflandı.
"Dünya hep düzlük değil, yokuşu var inişi var, dil de bir sözlük değil, eti var da kemiği yok."
keşke söylenen sözler geri alınabilseydi, ama ne zaman ne de birine sarf edilen sözler geri alınamıyor.
- benim güzel kızım sana neleri layık görmüşüm.
Bütün kız babalarına teker teker bulup haykırmak istiyorum. kızlarınızı dinleyin onlara kulak verin çığlıklarını duyun diye.
14.Sayfa
Ruhum, nihavent durağında, rast perdesi seyrinde. Kah çıkarım bugün dağın zirvesine, kah inerim “yarin” dizine
Kah ağlarım yiten zamanın peşine
Kah gülerim geleceğin seyrine…
Aslı Birer
Bir kumruya mesken olmadıysa dalların, ömrün bahar olsa ne olur
Ömrün yüzyıllar sürse
Kanat çırpmadıysan özgürce gökyüzüne
Koşsan nefes nefese ne olur
Aslı Birer