Üsküdar'ın gönül insanlarından Şair Ahmet Soyyiğit'in çok sevilen bir şiiri 'Kimi Dosta Gider'. Her şirin bir hikâyesi vardır. Bir dost meclisiydi. İstanbul’a dışardan gelen cümle dost Üsküdar’da şairin evine uğrar, o gün nasibine ne düşmüşse alır ve yoluna revan olurdu. El-an bu durum devam ediyor. Âdettendir, insanın sevdiğini ziyaret etmesi. Çünkü ziyaret eden ziyaret edilen de kendini bulur.
Şiir Kimi dosta varır dosta bend olur Kimi nefse uyar kahrolur gider Kimi gülistanda gonca gül olur Kimi gonca güle hâr olur gider. Kimi tevbe eder esfiya olur Kimi inat eder eşkıya gider Kimi Ahmed seni uzaktan tanır Kimi yaklaşır da kör olur gider.
Hikâyesi… Şair Ahmed’in Denizli’de dostları vardır ve bu dostlarından bir tanesi şairin elinde olmadan şaire küser. Şaire acıklı bir mektup yazar. Mektubu alan şair, derhal Denizli’ye varır. Ama dostu, dost olmaktan uzak kalır. Der ki: Sen köprü olsan seni o kadar çok severim ki üzerine basıp geçemem ama dostluğumuz bu kadar. Ne yapsın şair, eli böğründe geri döner. Ders alınacak ve bu sözler zuhura gelecektir ya önce söz vardır diyenlerin tersine önce olay gerçekleşir. Sonra olayın sözü gelecektir. Çünkü insan gördüğünü anlamaya meyillidir ve somut olanı sever. Uzun zaman geçmiştir. Şair, Mahmutpaşa’daki kravatçı dükkanı ile Fatih-Kıztaşı arasında gider gelir… Bu gidip gelmelerin birinde Denizli’de bıraktığı dostu ile Beyazıt Camisinin önünde denk gelir.
Gelir gelmesine ama dostu sevdiği şaire yüz çevirir. Şairi görür görmez yüzünü döner. Ne yapsın şair? Bir umutla dosta kavuşma beklemesi hüsran bağrına uğrar. Eve gelir ve bu sözler dökülür kalemine. Gönül yaralıdır. Acı bitmez denen şey böyle olsa gerek. Küllenir küllenir ama kül bir kez yeniden yakılmaya görsün ateş senelerin, ayların birikimiyle daha fazla yakar. Selametle. Yazıyı derleyen Arda Şeker İlahiyi seslendiren Abdullah Dal.
Türküler değil anılar ağlatır;(
Düşmanın en büyük hilesi dostluktur.
Günaydın Aslı hanım.
Üsküdar'ın gönül insanlarından Şair Ahmet Soyyiğit'in çok sevilen bir şiiri 'Kimi Dosta Gider'.
Her şirin bir hikâyesi vardır. Bir dost meclisiydi. İstanbul’a dışardan gelen cümle dost Üsküdar’da şairin evine uğrar, o gün nasibine ne düşmüşse alır ve yoluna revan olurdu. El-an bu durum devam ediyor. Âdettendir, insanın sevdiğini ziyaret etmesi. Çünkü ziyaret eden ziyaret edilen de kendini bulur.
Şiir
Kimi dosta varır dosta bend olur
Kimi nefse uyar kahrolur gider
Kimi gülistanda gonca gül olur
Kimi gonca güle hâr olur gider.
Kimi tevbe eder esfiya olur
Kimi inat eder eşkıya gider
Kimi Ahmed seni uzaktan tanır
Kimi yaklaşır da kör olur gider.
Hikâyesi…
Şair Ahmed’in Denizli’de dostları vardır ve bu dostlarından bir tanesi şairin elinde olmadan şaire küser. Şaire acıklı bir mektup yazar. Mektubu alan şair, derhal Denizli’ye varır. Ama dostu, dost olmaktan uzak kalır. Der ki: Sen köprü olsan seni o kadar çok severim ki üzerine basıp geçemem ama dostluğumuz bu kadar. Ne yapsın şair, eli böğründe geri döner. Ders alınacak ve bu sözler zuhura gelecektir ya önce söz vardır diyenlerin tersine önce olay gerçekleşir. Sonra olayın sözü gelecektir. Çünkü insan gördüğünü anlamaya meyillidir ve somut olanı sever. Uzun zaman geçmiştir. Şair, Mahmutpaşa’daki kravatçı dükkanı ile Fatih-Kıztaşı arasında gider gelir… Bu gidip gelmelerin birinde Denizli’de bıraktığı dostu ile Beyazıt Camisinin önünde denk gelir.
Gelir gelmesine ama dostu sevdiği şaire yüz çevirir. Şairi görür görmez yüzünü döner. Ne yapsın şair? Bir umutla dosta kavuşma beklemesi hüsran bağrına uğrar. Eve gelir ve bu sözler dökülür kalemine. Gönül yaralıdır. Acı bitmez denen şey böyle olsa gerek. Küllenir küllenir ama kül bir kez yeniden yakılmaya görsün ateş senelerin, ayların birikimiyle daha fazla yakar.
Selametle.
Yazıyı derleyen Arda Şeker
İlahiyi seslendiren Abdullah Dal.
Gülü yetiştirir dikenli çalı
Arı her çiçekten yapıyor balı
Kişi sabır ile bulur kemâli
Sabretmeyen maksudunu bulamaz.
Aşık Veysel Şatıroğlu
Ruhu şad olsun.
Asaleti soyunda
Sevgi saygı huyunda
Laiklik duruşunda
Işık saçar bakışın.
Seni anlattım Aslı:) Hayırlı olsun yeni sayfanız.
Hayırlı akşamlar
Amin. Kayıp zaman:)