Aşk mektubu; kimse yazmıyor artık, ölü bir tür oldu. Ya aşk romanı? Süpermarket raflarında dizili deterjan kutuları gibi cici cici duranları kastetmiyorum... Sahiden aşk romanı yazılıyor mu artık, sayfalarının sularında çalkalanacağımız romanlar?
Fareler ve İnsanlar (Of Mice and Men) Yazar: John Steinbeck (Belkıs Çorakçı çevirdi)
Türü: Dram Sayfa: 128 Yayınevi: Sel Yayıncılık
Konusu: Bu küçük ama dev eser, biri oldukça zeki, diğeri ise çocuksu derecede saf, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, büyük bunalım sırasında yaşadıkları trajik olayları anlatır.
Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşama kurmanın hayalini kuran bu ikilinin yolculuğunda dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar.
Tanıtımdan: Usta yazar John Steinbeck, eserinde, insan olmanın doğasını ve bireyin evrende kendini konumlandırma çabasını açıklamaya çalışır ve bu yolla, hayaller, yalnızlık, zenginliğin zulmü getirmesi, güçsüzlük ve geleceğe güvenle bakamama ya da kadercilik gibi birçok temaya değinir.
Sizi, kadın hakları mı yoksa CUMHURİYET mi veya ikisi birden mi rahatsız ediyor bilemem.
Ama kadın haklarının aşağı çekilmesi hususunda sorgulanması gereken kişi veya kurumların varlığı konusunda aynı görüşü paylaşırım.
Ancak, sorgulanması gerekenler, elbette Ayşe veya Veli değildir. CUMHURİYET ise hiç değildir.
Sorgulanmasi gerekenler, , "Hamile kadın sokağa çıkmasın" diyebilen, kadının gülmesini yasaklamayı düşünen, kendi hayat görüşüne göre giyinmeyen kadınları "sürtük" diye damgalayabilenler ile kadını baski altina alip evine kapatarak ortaçağ karanlığına geri götürmek isteyen benzerleridir.
Ve elbette ilk imzacılarından olduğumuz, "kadına yönelik her türlü şiddeti önlemeyi amaçlayan" uluslararası insan hakları sözleşmesi niteliğindeki İstanbul Sözleşmesi'nden, tek kişinin ağzından çıkan emirle ayrılışımız da sorgulanmalıdır
Sonuç: Bunları da sorgulayabiliyor muyuz, CUMHURİYET'i / Değerlerini / Kazanımlarını ve tabii dolaylı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sorumsuzca sorguladığımız gibi?..
Yanıtımız "Hayır, nerde o yürek?!" ise, susmaya devam edelim.
"Laik Cumhuriyet, kadınlar için nefes borusudur, eşitliktir, özgürlüktür ve insan haklarıdır...Kafes arkasından parlamento kürsüsüne yürüyüştür...Karanlıkta kaldığında, omzuna dokunan bir el, bir ışıktır."
Aşk mektubu; kimse yazmıyor artık, ölü bir tür oldu. Ya aşk romanı? Süpermarket raflarında dizili deterjan kutuları gibi cici cici duranları kastetmiyorum... Sahiden aşk romanı yazılıyor mu artık, sayfalarının sularında çalkalanacağımız romanlar?
* Aşkın Cep Defteri
/ Murathan Mungan
Fareler ve İnsanlar
(Of Mice and Men)
Yazar: John Steinbeck
(Belkıs Çorakçı çevirdi)
Türü: Dram
Sayfa: 128
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Konusu:
Bu küçük ama dev eser, biri oldukça zeki, diğeri ise çocuksu derecede saf, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, büyük bunalım sırasında yaşadıkları trajik olayları anlatır.
Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşama kurmanın hayalini kuran bu ikilinin yolculuğunda dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar.
Tanıtımdan:
Usta yazar John Steinbeck, eserinde,
insan olmanın doğasını ve bireyin evrende kendini konumlandırma çabasını açıklamaya çalışır ve bu yolla, hayaller, yalnızlık, zenginliğin zulmü getirmesi, güçsüzlük ve geleceğe güvenle bakamama ya da kadercilik gibi birçok temaya değinir.
Sizi, kadın hakları mı yoksa CUMHURİYET mi veya ikisi birden mi rahatsız ediyor bilemem.
Ama kadın haklarının aşağı çekilmesi hususunda sorgulanması gereken kişi veya kurumların varlığı konusunda aynı görüşü paylaşırım.
Ancak, sorgulanması gerekenler, elbette Ayşe veya Veli değildir. CUMHURİYET ise hiç değildir.
Sorgulanmasi gerekenler,
, "Hamile kadın sokağa çıkmasın" diyebilen, kadının gülmesini yasaklamayı düşünen, kendi hayat görüşüne göre giyinmeyen kadınları "sürtük" diye damgalayabilenler ile kadını baski altina alip evine kapatarak ortaçağ karanlığına geri götürmek isteyen benzerleridir.
Ve elbette ilk imzacılarından olduğumuz, "kadına yönelik her türlü şiddeti önlemeyi amaçlayan"
uluslararası insan hakları sözleşmesi niteliğindeki İstanbul Sözleşmesi'nden, tek kişinin ağzından çıkan emirle ayrılışımız da sorgulanmalıdır
Sonuç:
Bunları da sorgulayabiliyor muyuz, CUMHURİYET'i / Değerlerini / Kazanımlarını ve tabii dolaylı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sorumsuzca sorguladığımız gibi?..
Yanıtımız "Hayır, nerde o yürek?!" ise, susmaya devam edelim.
... Şşttt, uyuyOsss!
Yarınlar
Umutlar
Hayaller
Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka âlemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde...
* Yağmur, Ahmet Hamdi Tanpınar
Çocuklar bugünkü nüfusumuzun kaçta kaçını oluştururlar, kesin bir rakam söylenenemeyebilir...Ama geleceğimizin tamamını oluşturacakları şüphesizdir.
Var mı dünyada günah işlemeyen,
Yaşanır mı hiç günah işlemeden,
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden?
* Semerkant, Amin Maalouf
"Laik Cumhuriyet, kadınlar için nefes borusudur, eşitliktir, özgürlüktür ve insan haklarıdır...Kafes arkasından parlamento kürsüsüne yürüyüştür...Karanlıkta kaldığında, omzuna dokunan bir el, bir ışıktır."
Önay Alpago
Öğretim görevlisi
Eski devlet bakanı
gözlerindeki o uzak denizlerde
bir göçmen olan ruhun
şimdi hangi gernilerde forsa
ve sürgün hangi aşklara...
* Sürgün Aşklar, Tuğrul Tanyol
Kadın her halükârda esin verir; kendi hayatının dışında bir hayat daha yaşar...Ve yaşatır.
* Şarabın Şiiri, Charles Baudelaire