Portekiz'e yenildiğimiz futbol maçı sonrası yaptığı yalaka paylaşımla Portekizlileri bile kendine güldüren ulusal onur fakiri ferhat encu denen insan müsveddesi işte böyle ancak kendi diliyle hevhevleyebilir. Hoşt deyip geçiniz.
Bir not: Ulusal onur fakiri insan artıklarının, kişisel onurları da sıfırdır.
sen say ki ben hiç ağlamadım hiç ateşe tutmadım yüreğimi geceleri, koynuma almadım ihaneti ve say ki bütün şiirler gözlerini bütün şarkılar saçlarını söylemedi hele nihavent hele buselik hiç geçmedi fikrimden ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın içimin nehirlerinden evet yangın evet salaş yalvarmanın korkusunda talan evet kaybetmenin o zehirli buğusu evet nisyan evet kahrolmuş sayfaların arasında adın sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı bu sevda biraz nadan biraz da hıçkırık tadı pencere önü menekşelerinde her akşam
Ekonomisi dibe çöktürülmüş bir ülkede; garson, kurye gibi anlık hizmet veren emekçilerin 3 kuruşluk bahşişlerine bile ekonomiyi dibe çöktürenler tarafından ve hiç utanmadan kurtarıcı gözüyle bakılıyorsa; sıra ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin harçlıklarından da vergi(!) tırtıklamaya geldiğinde asla şaşırmam. Sen de şaşırma hala uyuyan şapşik gardaşım benim.
Psikoloğa gidip sorunlarım var dedim. Hangimizin sorunu yok ki dostum, hepsi geçer dedi, sırtımı pışpışlayıp gönderdi... Vay be, şimdi daha iyiyim.
Ya sen?
Sevdanın karşısında ne önemi var hayatın?
- Eşkıya, 1996
Portekiz'e yenildiğimiz futbol maçı sonrası yaptığı yalaka paylaşımla Portekizlileri bile kendine güldüren ulusal onur fakiri ferhat encu denen insan müsveddesi işte böyle ancak kendi diliyle hevhevleyebilir. Hoşt deyip geçiniz.
Bir not:
Ulusal onur fakiri insan artıklarının, kişisel onurları da sıfırdır.
Nedenler değil, tek neden :))
"Hayat üç buçukla dört arasındadır;
ya üç buçuk atarsın, ya da dört dörtlük yaşarsın" demiş Neyzen Tevfik.
Biraz avam koksada -ki, Usta'nın tarzıdır- bence korku ve cesarete dört dörtlük bir yaklaşım.
Sadece kibirden değil, kirden de...
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
- İbrahim Sadri, Bir Adın Kalmalı
Tuzlu suda beş dakika yatınca içindeki tüm acıyı dışarı atan patlıcanı kıskanıyorum.
Ekonomisi dibe çöktürülmüş bir ülkede; garson, kurye gibi anlık hizmet veren emekçilerin 3 kuruşluk bahşişlerine bile
ekonomiyi dibe çöktürenler tarafından ve hiç utanmadan kurtarıcı gözüyle bakılıyorsa;
sıra ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin harçlıklarından da vergi(!) tırtıklamaya geldiğinde asla şaşırmam. Sen de şaşırma hala uyuyan şapşik gardaşım benim.