her bir zerrem aşık her bir zerrene
Hüzün MısralarıGülüşümde bile hüzün var benimHüzünle örülmüş beyaz kefenimAtını meydana sürmüş sefaletHer çehrede figan, intikam, nefretHakikat ölürken doğmuş benim bedenimYalanlar süslemiş ömrümü benimYüzümde çizgiler destesi hüzünİçimde hayatın bestesi hüzünGülüşümde bile hüzün var benimHüzünle örülmüş beyaz kefenimNurullah Genç
Demedim mi? Demedim mi bu hasret bitirir seniAy dolanır gider, yalnız kalırsınHer gün yeni baştan dağılır, ufalırsınDemedim mi yüreğim sevme!İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz....Geri dönen hangi güvercinin var?Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?Demedim mi aklım, inanma!Bir gün naza çeker kendini demedim mi?Görmesen zindana döner bu şehir...Görsen, umursamaz, aldırmaz kafirDemedim mi gözlerim bakma!Demedim mi bu ürperten sıcaklık...Bu taze güzellik kaybolur birgün?Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsünDemedim mi ellerim dokunma!Demedim mi bir gün susar şarkılarSesine ses veren rüzgar olur...istediğin kadar artık bekle dur...Demedim mi kulağım duyma!Birgün çıkıp gideceği belliydiAyan-beyan belliydi anlayamadın.Başka bir rüyada şimdi o kadınDemedim mi kollarım sarma!Bütün çektiklerim senin yüzündenGölge bile geçirmezdin bir zaman üzerindenAh! şimdi paramparça oldun binbir yerindenDemedim mi gururum kırılma!Yavuz Bülent Bakiler
Yollar girsin araya, yıllar değil...
Senin bana gönlün var gibi gibi...
Bir gönül yıktı isen, şu kıldığın namaz değilYetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değilYunus Emre
Sana izah, sana ispat, sana delil getirdikten sonra onun adı aşk mı olur? Yağmur yağıyor işte, ıslaklıktan bahsetmeye ne hacet?
Ya bu hortum, aşkın beni yutacak...Ya da ateşim seni cayır cayır yakacak... Ben, senin dünyanım...Sen nasılsın?
Okuyanı kalmamış şair gibiyim...Sen nasılsın?
Manyaklık işteHer seferinde kalbi seçiyorumAkıl yerine...
Yazılmış ama olmamış şiirler gibi... Sen nasılsın ?
Hüzün Mısraları
Gülüşümde bile hüzün var benim
Hüzünle örülmüş beyaz kefenim
Atını meydana sürmüş sefalet
Her çehrede figan, intikam, nefret
Hakikat ölürken doğmuş benim bedenim
Yalanlar süslemiş ömrümü benim
Yüzümde çizgiler destesi hüzün
İçimde hayatın bestesi hüzün
Gülüşümde bile hüzün var benim
Hüzünle örülmüş beyaz kefenim
Nurullah Genç
Demedim mi?
Demedim mi bu hasret bitirir seni
Ay dolanır gider, yalnız kalırsın
Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın
Demedim mi yüreğim sevme!
İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz....
Geri dönen hangi güvercinin var?
Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
Demedim mi aklım, inanma!
Bir gün naza çeker kendini demedim mi?
Görmesen zindana döner bu şehir...
Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir
Demedim mi gözlerim bakma!
Demedim mi bu ürperten sıcaklık...
Bu taze güzellik kaybolur birgün?
Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün
Demedim mi ellerim dokunma!
Demedim mi bir gün susar şarkılar
Sesine ses veren rüzgar olur...
istediğin kadar artık bekle dur...
Demedim mi kulağım duyma!
Birgün çıkıp gideceği belliydi
Ayan-beyan belliydi anlayamadın.
Başka bir rüyada şimdi o kadın
Demedim mi kollarım sarma!
Bütün çektiklerim senin yüzünden
Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden
Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden
Demedim mi gururum kırılma!
Yavuz Bülent Bakiler
Yollar girsin araya, yıllar değil...
Senin bana gönlün var gibi gibi...
Bir gönül yıktı isen, şu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil
Yunus Emre
Sana izah, sana ispat, sana delil getirdikten sonra onun adı aşk mı olur?
Yağmur yağıyor işte, ıslaklıktan bahsetmeye ne hacet?
Ya bu hortum, aşkın beni yutacak...
Ya da ateşim seni cayır cayır yakacak...
Ben, senin dünyanım...
Sen nasılsın?
Okuyanı kalmamış şair gibiyim...
Sen nasılsın?
Manyaklık işte
Her seferinde kalbi seçiyorum
Akıl yerine...
Yazılmış ama olmamış şiirler gibi...
Sen nasılsın ?