Bugün senden bir doz daha aldım her geçen gün artan aşk sancılarını dindirmek için. Bana “bir günün bir gününü tutmuyor” deme sakın. Nasıl aynı kalabilirim ki; sana fokur fokur, alev alev ve gün be gün hasretim, arzum ve tutkum artarken…
“Dışarıdan bakmak”la “içine girmek” çok farklı kavramlar. Çok gösterişlisin ve seni bir anlık sevmiş olabilirim ama hayat inişleri çıkışları olan bir süreç. İçine girmeden anlayamam ki seni…
Görünme sevdası bir hastalık. Sürekli ben de ben, ben de ben… Gerçek bir başarıyı yakalamış kendinden emin insanların kendilerini gösterme yada başkalarına dayatma isteği yoktur. Görünme sevdası bir eksikliği kapatmaya çalışma çabası mı yoksa ?
Klişe yada sosyal medya cümleleriyle ezbere konuşanlarla acı çeken, ızdırap duyan ve yüreğinden kopup gelen insanların cümleleri bir olmaz. Biri ambalaja girmiş yapay gıda, diğeri Alp dağları’nın eteklerinde sağılmış taze süt, tertemiz bir kaynak suyu… İnanmadan söyleyenle, yaşamış biri bir midir?
Büyük problemlerin çözümü, problemi "sıralı küçük parçalara ayırmak" ve yalnızca "ilk küçük parça"yı halletmek. Daha sonra diğer küçük parçalar sizi kendisine çekecektir...
Keşke başı da sonu da üste perdeden olsa hayatın, aşkın... Üst perdeden verip orta yolda çat diye kırmaktansa, sıfırdan zeminden hatta temelden başlayıp zorlana zorlana üst perdeye varmak daha anlamlı.
Bodoslama, paldır küldür bir başlangıç değil, tüm detayların farkına vararak ağır ağır, demlene demlene...
Cümlelerim devrik artık… Dağ gibi, aslan gibi adam bile devrilmişse, seher vakti bir güzele vurulup, cümle ne yapsın, kelime ne yapsın, hece yapsın…
Seviyor ben biri birini seni…
Bugün senden bir doz daha aldım her geçen gün artan aşk sancılarını dindirmek için. Bana “bir günün bir gününü tutmuyor” deme sakın. Nasıl aynı kalabilirim ki; sana fokur fokur, alev alev ve gün be gün hasretim, arzum ve tutkum artarken…
Ey suyu suyuma… Canıma karış, kanıma karış istiyorum…
B.Ş.
“Dışarıdan bakmak”la “içine girmek” çok farklı kavramlar.
Çok gösterişlisin ve seni bir anlık sevmiş olabilirim ama hayat inişleri çıkışları olan bir süreç. İçine girmeden anlayamam ki seni…
Görünme sevdası bir hastalık.
Sürekli ben de ben, ben de ben…
Gerçek bir başarıyı yakalamış kendinden emin insanların kendilerini gösterme yada başkalarına dayatma isteği yoktur.
Görünme sevdası bir eksikliği kapatmaya çalışma çabası mı yoksa ?
Klişe yada sosyal medya cümleleriyle ezbere konuşanlarla acı çeken, ızdırap duyan ve yüreğinden kopup gelen insanların cümleleri bir olmaz. Biri ambalaja girmiş yapay gıda, diğeri Alp dağları’nın eteklerinde sağılmış taze süt, tertemiz bir kaynak suyu…
İnanmadan söyleyenle, yaşamış biri bir midir?
Büyük problemlerin çözümü, problemi "sıralı küçük parçalara ayırmak" ve yalnızca "ilk küçük parça"yı halletmek. Daha sonra diğer küçük parçalar sizi kendisine çekecektir...
Bazen hafife aldığın şeyler savurur seni
Gözüne kaçan bir kirpik gibi...
Seni bambaşka dünyalara götürür
Bazen de hiç umursamadığın biri...
B.Ş.
Keşke başı da sonu da üste perdeden olsa hayatın, aşkın... Üst perdeden verip orta yolda çat diye kırmaktansa, sıfırdan zeminden hatta temelden başlayıp zorlana zorlana üst perdeye varmak daha anlamlı.
Bodoslama, paldır küldür bir başlangıç değil, tüm detayların farkına vararak ağır ağır, demlene demlene...
Bulmak, milimetrik bir dengedir. Bulduysan kırıntılarını dahi israf etmeyeceksin...