bizi topluca amnezi oldu sanıyorlar. hafıza yitimine uğradığımızı sanıyor ve bununla transa girip kendi güçlerini kutsuyorlar. oysa bu millet hafızasını hiç bir zaman yitirmedi, düzmece tarih kitapları da edebiyat kitapları da ve abdülhamide vahdettine ve daha nice ecdada çalmaya çalıştıkları kara lekeler kendi alınlarına tağut yada kafir diye yansıdı bilmezler. rabbim bildirir elbet.
hiç bir zaman kuramayacaksınız o kahrolası dünya düzeninizi, hiç bir zaman kötülük hakim olamayacak rabbim vaadini yerine getirendir. hüküm yalnız allahındır.
endonezyanın bir kasabasındaki ergenle urfanın bir köyündeki yada brooklinin bir beldesinde yaşayanlar aynı şeyleri giyip aynı şeyleri dinliyor, annelerini aynı şekilde çemkiriyor. neden 300ler ve 11ler konseyi öyle istiyor. bu aynılaşma matah bir şey gibi yutturulmaya kalkılıyor. hani bizim denyo çok bilmiş okumuş popçularımız rokçılarımız sürü olmaya karşıydı, bunu neden yutuyorsunuz pekii bundan iyi ala sürüleştürme olur mu aynılaştırma nın dik alası değil de nedir? boş versene be yemişim senin kişisel depresif komplesif obsesif başkaldırı müziğini ben teneke kazıntısından biraz hallice nota ritm katlini. intihar hezeyanlarınızı, çirkin ruh halinizi gençliğimize de müzik diye yutturmaya kalkmayın
herşey bir avuç yani en tepedeki 11 ler dedikleri firavun soyundan gelenlerce planlanıyor. onların istediği gibi yaşıyoruz, onların istediği gibi giyiniyor yiyor ve içiyoruz eğlencemiz onların istediği gibi cenazelerimizi bile onların istediği şekilde alkışlarla uğurluyoruz dualarla değil.
hukuk hak kelimesinin çoğuludur. haklar ve bunu düzenleyen terminolojiyi ifade eder. haklarımızın korunduğu ve kayıt altına alındığı bir ortamda tabii ki bunu bilmenin güveniyle yaşarız.
göya en büyük tasavvuf ehillerinden mevlanaya bir bakalım: moğolların saldırıları karşısında biz müslümanlar ne yapmalıyız diye soran ahaliden birine bakın ne cevap verir: su gibi olun. siyasetten uzak durun aman kimseye karışmayın. aman direnmeyin aman zorluk çıkarmayın. yani kısacası tecavüz kaçınılmazsa keyfini çıkar diyor muhterem. ve batı bu adamın türbesini haccediyor.neden? aferin görevini başarıyla ifa ettin diye.
islamda tasavvuf diye bir şey yoktur. tasavvuf hritiyanlıktaki ruhbanlık la aynı şeydir. eğer böyle bir uygulamayı rabbim uygun bulsaydı peygamberimiz yaşamına alır ve uygular ve bize bu konuda modellik yapardı. rehberi kuran ve hz muhammed olanın tasavvufla işi yoktur. müslüman zaten içini sdışını temiz tutmaktır. ekstra bir şeye daha gerek yoktur.
bizi topluca amnezi oldu sanıyorlar. hafıza yitimine uğradığımızı sanıyor ve bununla transa girip kendi güçlerini kutsuyorlar. oysa bu millet hafızasını hiç bir zaman yitirmedi, düzmece tarih kitapları da edebiyat kitapları da ve abdülhamide vahdettine ve daha nice ecdada çalmaya çalıştıkları kara lekeler kendi alınlarına tağut yada kafir diye yansıdı bilmezler. rabbim bildirir elbet.
hiç bir zaman kuramayacaksınız o kahrolası dünya düzeninizi, hiç bir zaman kötülük hakim olamayacak rabbim vaadini yerine getirendir. hüküm yalnız allahındır.
cennetin ayakları altına serildiği muhterem şahsiyetler.
endonezyanın bir kasabasındaki ergenle urfanın bir köyündeki yada brooklinin bir beldesinde yaşayanlar aynı şeyleri giyip aynı şeyleri dinliyor, annelerini aynı şekilde çemkiriyor. neden 300ler ve 11ler konseyi öyle istiyor. bu aynılaşma matah bir şey gibi yutturulmaya kalkılıyor. hani bizim denyo çok bilmiş okumuş popçularımız rokçılarımız sürü olmaya karşıydı, bunu neden yutuyorsunuz pekii bundan iyi ala sürüleştürme olur mu aynılaştırma nın dik alası değil de nedir? boş versene be yemişim senin kişisel depresif komplesif obsesif başkaldırı müziğini ben teneke kazıntısından biraz hallice nota ritm katlini. intihar hezeyanlarınızı, çirkin ruh halinizi gençliğimize de müzik diye yutturmaya kalkmayın
herşey bir avuç yani en tepedeki 11 ler dedikleri firavun soyundan gelenlerce planlanıyor. onların istediği gibi yaşıyoruz, onların istediği gibi giyiniyor yiyor ve içiyoruz eğlencemiz onların istediği gibi cenazelerimizi bile onların istediği şekilde alkışlarla uğurluyoruz dualarla değil.
kayahan alev alev
geceleri kuşatıyorsun
alev alev alev alev alev alev
gündüzleri yakıyorsunsen sevdanın sultanısın
hukuk hak kelimesinin çoğuludur. haklar ve bunu düzenleyen terminolojiyi ifade eder. haklarımızın korunduğu ve kayıt altına alındığı bir ortamda tabii ki bunu bilmenin güveniyle yaşarız.
göya en büyük tasavvuf ehillerinden mevlanaya bir bakalım: moğolların saldırıları karşısında biz müslümanlar ne yapmalıyız diye soran ahaliden birine bakın ne cevap verir: su gibi olun. siyasetten uzak durun aman kimseye karışmayın. aman direnmeyin aman zorluk çıkarmayın. yani kısacası tecavüz kaçınılmazsa keyfini çıkar diyor muhterem. ve batı bu adamın türbesini haccediyor.neden? aferin görevini başarıyla ifa ettin diye.
tasavvuf müslümanları miskinleştirmek ve islamın özünden uzaklaştırmak için batının icad ettiği yutturmacalardan sadece biridir.
islamda tasavvuf diye bir şey yoktur. tasavvuf hritiyanlıktaki ruhbanlık la aynı şeydir. eğer böyle bir uygulamayı rabbim uygun bulsaydı peygamberimiz yaşamına alır ve uygular ve bize bu konuda modellik yapardı. rehberi kuran ve hz muhammed olanın tasavvufla işi yoktur. müslüman zaten içini sdışını temiz tutmaktır. ekstra bir şeye daha gerek yoktur.