Yaş, insana bir parça olgunluk katmalı,espri yapma adına palyaço gibi dolaşmamalı,sonuçta zıp zıpta zıplayan altı bezli,takma dişli,bastonlu bir ihtiyarın düştüğü bir acınası hal gözümün önüne geliyor teknik olarak ve mistikçe.
Çok eskilerde bir çocuk hep şanslı olduğunu sanıyordu,yıllar yılı,sonunda hep talihin yüüzne güleceğini farzediyordu Şimdi o çocuğu seyrediyorum, tatlı,umutlu hayalleri olan,içini bu kadar umut dolduran neydi acaba?
Olmayacak vakitte gelmiş misafirin mahçup tedirginliğini de buraya kaydedeyim.
Ölmüşüm de kendimi seyretmek gibiydi...sonrasını bir de...
Açılmış,kapanmasını beklediğimiz yaralarımız vardı.Hepsini birleştirip yeni yaralar yapılyorum,kimsenin bilmediği,görmediği.
Kağıt kalmadı,kalem tükendi,kendim mi o nerde?
Yaş, insana bir parça olgunluk katmalı,espri yapma adına palyaço gibi dolaşmamalı,sonuçta zıp zıpta zıplayan altı bezli,takma dişli,bastonlu bir ihtiyarın düştüğü bir acınası hal gözümün önüne geliyor teknik olarak ve mistikçe.
Hiçbir şey demez.
Çok eskilerde bir çocuk hep şanslı olduğunu sanıyordu,yıllar yılı,sonunda hep talihin yüüzne güleceğini farzediyordu
Şimdi o çocuğu seyrediyorum, tatlı,umutlu hayalleri olan,içini bu kadar umut dolduran neydi acaba?
Tüm arka bahçelerini göstermeyen dünya...yaşadıkça görüyoruz.
Ölmeden önce hepsini gördüğümüzü sanıyoruz.
Her seferinde yanılıyoruz.
Yürümek insana yakışan en güzel eylem
Bir de geceyi doladın mı koluna...
Içimin topraklarında dal budak salarak,uğultu uğultu büyüyerek yayılan,vahşi bir orman var.