Mafya babasının kızı olan grace babasının insanları cezalandırmasına isyan ederek evden kaçar. Bir dağ kasabasına saklanır. Güzelliğiyle herkesi büyüler :)) huzur dolu gözüken bu kasabanın gerçek yüzünü bedeninde ve ruhunda hissedecektir. Yine de insanları affeder. Cezayı affetmek erdem değil kibirdir. Affetmek ağızda kolay gerçekte nerdeyse imkansızdır. Kasabaya azize olarak gelen Grace sonunda ortalığın .......... :)) aslında çekilen bir film değil felsefe. Zaten trier in biz film tutkunlariyla derdi nedir bilinmez. Sabrınız varsa izleyebilirsiniz
Bu filmin izleyici de uyandırdığı hayran kalma ya da hiç beğenmeme ortası yok. Aslında klasik bir romantik filmde olaylar nasıl gelişirse "HER" de de öyle gelişiyor. Eşinden ayrılmış, asosyallikte nirvanaya ulaşmış, kalbi kırık, ne yapacağını bilmez bir haldeki theodore bir gün bir işletim sistemi satın alır ve içindekileri ona dökmeye, onunla sohbet etmeye başlar, bundan da hayli zevk alır. Nitekim bir gün ona aşık olduğunun farkına varır. Samantha da ona karşı boş dir hani :)) Bir ilişkiye başlarlar. Yani olay örgüsü klasik romantik filmlerden farklı değil. Farklı tarafıysa teknolojinin iyice hayatımızı sardığı, her şeyin basitleştiği, ilişkilerin "sanal"laştığı, yakınımızdakilere bir "mektup" dahi yazamadığımız bir gelecekte geçmesi ve işletim sistemlerinin hiper zeki haline gelmeleri. Böyle bir gelecekte geçen filmin en farklı tarafı da bir işletim sistemiyle bir adamın aşkını(?) anlatması. Evet, aslında teknolojik bir sistemle bir insanın ilişkisi hep anlatılmış bir şey. genelde bu robot olur. robotlarla insanlar arasındaki ilişkiye odaklanılır. burada ise robot mobot yok, "ses"ten ibaret bir sistem var. Yalnız Scarlet Johanson sesiyle de başta akıl bırakmıyor :))
Fıght Club ile gönlümüzdeki yeri çok farklı olan David Fincher üstadımızın ikinci filmi olan Se7en'in başrollerinde Brad Pitt ve Morgan Freeman var. Yardımcı rollerdeki önemli oyuncu ise Gwyneth Paltrow ve filmin asıl kahramanı olan gizemli seri katilin ise giriş jeneriğinde ismi görünmüyor. Böyle yapılması iyi olmuş; çünkü filmdeki gizem ve izleyicinin merakı canlı tutulmuş zaten film biter bitmez ters akan jenerikte ilk onun ismi geçiyor. Yılların dedektifi Somerset ve şehre yeni taşınan Mills'in beraber çıktıkları ilk cinayet bir oburun ölümü olur, devamında ise bir avukatın öldürülmesiyle bu cinayetlerin bir planın parçası olduklarını ve işlenecek beş cinayet daha olduğunu anlarlar; çünkü bir seri katil Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günahı işleyenleri öldürmektedir. Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günah filmin temelini oluşturuyor ve bu konuyu kapsayan bir sürü kitap bulunuyor ki bu kitaplar filmde çok önemli bir yer tutuyor Ayrıca finaldeki diyalogda günümüz toplumu da eleştiriliyor. Sürekli yağmur yağan ve kasvetli ortamlarda geçen filmde, cinayetlerin işleniş biçimleri de rahatsız edici olmuş. Film yarısından sonra hareketlenmeye başlıyor ve finale doğru filmden gözünüzü ayıramıyorsunuz ve olacakları sabırsızlıkla bekliyorsunuz.
Mafya babasının kızı olan grace babasının insanları cezalandırmasına isyan ederek evden kaçar. Bir dağ kasabasına saklanır. Güzelliğiyle herkesi büyüler :)) huzur dolu gözüken bu kasabanın gerçek yüzünü bedeninde ve ruhunda hissedecektir. Yine de insanları affeder. Cezayı affetmek erdem değil kibirdir. Affetmek ağızda kolay gerçekte nerdeyse imkansızdır. Kasabaya azize olarak gelen Grace sonunda ortalığın .......... :)) aslında çekilen bir film değil felsefe. Zaten trier in biz film tutkunlariyla derdi nedir bilinmez. Sabrınız varsa izleyebilirsiniz
Dellen Benimle!
Yıllardır bir derdin var içine çökmüş :))
Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle!
Geçiş çok güzel :))
Bu filmin izleyici de uyandırdığı hayran kalma ya da hiç beğenmeme ortası yok. Aslında klasik bir romantik filmde olaylar nasıl gelişirse "HER" de de öyle gelişiyor. Eşinden ayrılmış, asosyallikte nirvanaya ulaşmış, kalbi kırık, ne yapacağını bilmez bir haldeki theodore bir gün bir işletim sistemi satın alır ve içindekileri ona dökmeye, onunla sohbet etmeye başlar, bundan da hayli zevk alır. Nitekim bir gün ona aşık olduğunun farkına varır. Samantha da ona karşı boş dir hani :)) Bir ilişkiye başlarlar. Yani olay örgüsü klasik romantik filmlerden farklı değil. Farklı tarafıysa teknolojinin iyice hayatımızı sardığı, her şeyin basitleştiği, ilişkilerin "sanal"laştığı, yakınımızdakilere bir "mektup" dahi yazamadığımız bir gelecekte geçmesi ve işletim sistemlerinin hiper zeki haline gelmeleri. Böyle bir gelecekte geçen filmin en farklı tarafı da bir işletim sistemiyle bir adamın aşkını(?) anlatması. Evet, aslında teknolojik bir sistemle bir insanın ilişkisi hep anlatılmış bir şey. genelde bu robot olur. robotlarla insanlar arasındaki ilişkiye odaklanılır. burada ise robot mobot yok, "ses"ten ibaret bir sistem var. Yalnız Scarlet Johanson sesiyle de başta akıl bırakmıyor :))
Ben şimdi senin
Bana geldiğin yöndeyim
Bir uyku sessizliği...
Fıght Club ile gönlümüzdeki yeri çok farklı olan David Fincher üstadımızın ikinci filmi olan Se7en'in başrollerinde Brad Pitt ve Morgan Freeman var. Yardımcı rollerdeki önemli oyuncu ise Gwyneth Paltrow ve filmin asıl kahramanı olan gizemli seri katilin ise giriş jeneriğinde ismi görünmüyor. Böyle yapılması iyi olmuş; çünkü filmdeki gizem ve izleyicinin merakı canlı tutulmuş zaten film biter bitmez ters akan jenerikte ilk onun ismi geçiyor. Yılların dedektifi Somerset ve şehre yeni taşınan Mills'in beraber çıktıkları ilk cinayet bir oburun ölümü olur, devamında ise bir avukatın öldürülmesiyle bu cinayetlerin bir planın parçası olduklarını ve işlenecek beş cinayet daha olduğunu anlarlar; çünkü bir seri katil Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günahı işleyenleri öldürmektedir. Hristiyanlıktaki yedi ölümcül günah filmin temelini oluşturuyor ve bu konuyu kapsayan bir sürü kitap bulunuyor ki bu kitaplar filmde çok önemli bir yer tutuyor Ayrıca finaldeki diyalogda günümüz toplumu da eleştiriliyor. Sürekli yağmur yağan ve kasvetli ortamlarda geçen filmde, cinayetlerin işleniş biçimleri de rahatsız edici olmuş. Film yarısından sonra hareketlenmeye başlıyor ve finale doğru filmden gözünüzü ayıramıyorsunuz ve olacakları sabırsızlıkla bekliyorsunuz.