Bırakmak., ayrılmak, terk etmek. / İt. Non ci ha lasciato in una situazione economica felice, piano piano ho ricostruito tutto.(Bizi ekonomik olarak mutlu bir durumda bırakmadı, yavaş yavaş her şeyi yeniden inşa ettim.)
Muhdesat; bir arazi üzerinde arazi sahibinin değil de bir başkasının yapısının olmasını ifade eder. Bu yapı bir taşınmaz olmak zorunda da değildir, bir ağaç bile olabilir.
Coraggio: Cesaret. / İt.
(Coraggioso/a: Cesur)
"Una donna innamorata ti dà il coraggio di fare cose impensabili" ( Aşık bir kadın size akla hayale gelmeyecek şeyleri yapma cesaretini verir).
Cesaret. / İt.
(Coraggioso/a: Cesur)
"Una donna innamorata ti dà il coraggio di fare cose impensabili" ( Aşık bir kadın size akla hayale gelmeyecek şeyleri yapma cesaretini verir).
Beklenmedik bir olay yaşadım. / İt.
Bırakmak., ayrılmak, terk etmek. / İt.
Non ci ha lasciato in una situazione economica felice, piano piano ho ricostruito tutto.(Bizi ekonomik olarak mutlu bir durumda bırakmadı, yavaş yavaş her şeyi yeniden inşa ettim.)
Deterjan. / İt.
(İng.: Detergent)
Hadi eyvallah!
Yeni kurulan, sonradan oluşturulan. / (Ar./esk.)
Muhdesat; bir arazi üzerinde arazi sahibinin değil de bir başkasının yapısının olmasını ifade eder. Bu yapı bir taşınmaz olmak zorunda da değildir, bir ağaç bile olabilir.
Beklentilere yanıt verecek sürecin çinde olmak.
Beklentilere yanıt verecek sürecin çinde hissetmek.