1. Otururken asla el sıkışmayın. 2. Misafir olduğunuz yerdeki yemeği asla kötülemeyin. 3. Satın almadığınız bir şeyin son parçasını yemeyin. 4. Arkanızdakileri koruyun ve etrafınızdakilere saygı gösterin. 5. Müzakerelerde asla ilk teklifi siz yapmayın. 6. Yapmadığınız işlerin kredisini almayın. 7. Her durumda şık giyinin. 8. Ne düşündüğünüzü söyleyin ve söylediklerinizinden neyi kastettiğinizi gösterin. 9. Cevapladığınızdan daha fazla soru sorun. 10. Kötü, kaba dili eğitimsiz kişilere bırakın. 11. Birisiyle yemek yerken telefonunuzu masanın üzerine koymaktan kaçının. 12. Dinleyin, gülümseyin ve her şeyden önemlisi göz teması kurun. 13. Davet edilmediğiniz yere gitmeyin, davet edildiğiniz yere erinmeyin. 14. Kökeninizden asla utanmayın. 15. Karşınızdakine yalvarmayın. 16. Bir yere misafirliğe gidiyorsanız, eliniz boş gitmeyin. 17. Bir yere faydanız yoksa, asla zararınız olmasın. 18.Altından kalkamayacağınız hiç bir cümleyi karşınızdakine sarfetmeyin.
Evden işe gidip gelme, çevirmek, değiş tokuş etmek. / İng.
Commutability: Değiştirilebilirlik.
Arz, öneri, teklif. / İng.
Offering: Teklif, sunma, sunuş, ikram, kurban.
Integrated: Bütünleşmiş, birleşik, entegre, bütüncül. / İng.
Tanımak, anlamak, takdir etmek. / İng.
Intervention: Araya girme, aracılık etme, karışma, müdahale, girişim. /İng.
1. Otururken asla el sıkışmayın.
2. Misafir olduğunuz yerdeki yemeği asla kötülemeyin.
3. Satın almadığınız bir şeyin son parçasını yemeyin.
4. Arkanızdakileri koruyun ve etrafınızdakilere saygı gösterin.
5. Müzakerelerde asla ilk teklifi siz yapmayın.
6. Yapmadığınız işlerin kredisini almayın.
7. Her durumda şık giyinin.
8. Ne düşündüğünüzü söyleyin ve söylediklerinizinden neyi kastettiğinizi gösterin.
9. Cevapladığınızdan daha fazla soru sorun.
10. Kötü, kaba dili eğitimsiz kişilere bırakın.
11. Birisiyle yemek yerken telefonunuzu masanın üzerine koymaktan kaçının.
12. Dinleyin, gülümseyin ve her şeyden önemlisi göz teması kurun.
13. Davet edilmediğiniz yere gitmeyin, davet edildiğiniz yere erinmeyin.
14. Kökeninizden asla utanmayın.
15. Karşınızdakine yalvarmayın.
16. Bir yere misafirliğe gidiyorsanız, eliniz boş gitmeyin.
17. Bir yere faydanız yoksa, asla zararınız olmasın.
18.Altından kalkamayacağınız hiç bir cümleyi karşınızdakine sarfetmeyin.
Lavorare: Çalışmak, iş./ İt.
Verbo "lavorare"
Infinito: lavorare
Indicativo presente: lavoro
Participio passato: lavorato
Indicativo presente:
io lavoro
tu lavori
lui/lei lavora
noi lavoriamo
voi lavorate
loro lavorano
"Normalin sigortası".
Kafası karışmış, aklı karışmış, şaşkın, sersemlemiş. / İt.
Lucia é confusa (Lucia is confused)
İng.: Confused
Put on makeup: Makyaj yapmak. / İng.