"We are ‘on’ things that we can stand and move around in, such as busses, large boats, trains, and planes; or things that don't have an interior, such as motorcycles, horses, and surf boards." (Otobüsler, büyük tekneler, trenler ve uçaklar gibi ayakta durup hareket edebileceğimiz şeylerin 'üzerindeyiz'; veya motosikletler, atlar ve sörf tahtaları gibi iç mekanı olmayan şeylerin.)
"We get ‘in’ things that usually have a seat and offer limited mobility; for example cars, canoes, and motorcycle side-cars. You can also be ‘in’ the cockpit while ‘on’ a plane, ‘in’ a box while on a train. (Genellikle bir koltuğu olan ve sınırlı hareket kabiliyeti sunan şeylerin 'içindeyiz'; örneğin arabalar, kanolar ve motosiklet yan arabaları içindeyken. Ayrıca bir uçaktayken kokpit içinde,bir trendeyken bir kutu içinde ).
Travel prepositions: In general:
"By:"
Bike, motorcycle, car, van, lorry, truck, train, plane, air, bus, ship,tram, sea, boat.
By foot (Amer. English)
On foot (British English)
When talking about particular vehicles:
"In" (you must sit in it)
Car, van, lorry, truck, small boat.
"On" (you can stand/walk)
Train, plane, bus, ship, tram, large boat.
"On" (you really sit/stand upon it)
Bike, motorcycle, skates, skateboard
On the plane.
"We are ‘on’ things that we can stand and move around in, such as busses, large boats, trains, and planes; or things that don't have an interior, such as motorcycles, horses, and surf boards."
(Otobüsler, büyük tekneler, trenler ve uçaklar gibi ayakta durup hareket edebileceğimiz şeylerin 'üzerindeyiz'; veya motosikletler, atlar ve sörf tahtaları gibi iç mekanı olmayan şeylerin.)
"We get ‘in’ things that usually have a seat and offer limited mobility; for example cars, canoes, and motorcycle side-cars. You can also be ‘in’ the cockpit while ‘on’ a plane, ‘in’ a box while on a train. (Genellikle bir koltuğu olan ve sınırlı hareket kabiliyeti sunan şeylerin 'içindeyiz'; örneğin arabalar, kanolar ve motosiklet yan arabaları içindeyken. Ayrıca bir uçaktayken kokpit içinde,bir trendeyken bir kutu içinde ).
Io ho preparato la cena ( Akşam yemeği hazırladım.)
Io ho preparato la cena ( Akşam yemeği hazırladım.)
My phone is on charge.
My phone is on charge.
Never mind.
Come stai?
Cosi cosi (Şöyle böyle.) / İt.
Çok iyi (Very well) / İt.
Malissimo (Very bad / Çok kötü)
Malissimo ( Çok kötü) / İt.