Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.
" Her gün bal, bal demekle ağız tatlanmaz."
Kimse önünde sürünmemek için ihtiyacımız olan organ.
Willing: Hevesli, gönüllü, istekli, razı./ İng.
Televizyon. / İt.Ing.: Television
Şişme, abartı, şişkinlik, enflasyon./ İng.inflatable: Şişkin,şişirilmiş.She's lying on an inflatable.
Sunset: Gün batımı./ İng.Sunrise: Gün doğumu.
At sunrise: Gün doğumu. / İng.
"Catch" fiilinin geçmiş zaman formu./ İng.Yakalanmış, hamile kalmış.
Kucaklama, sarılma./ İng.He gave her a hug to show how much he cared.
Lie down: Uzanmak, sırt üstü yatmak./ İng.
" Her gün bal, bal demekle ağız tatlanmaz."
Kimse önünde sürünmemek için ihtiyacımız olan organ.
Willing: Hevesli, gönüllü, istekli, razı./ İng.
Televizyon. / İt.
Ing.: Television
Şişme, abartı, şişkinlik, enflasyon./ İng.
inflatable: Şişkin,şişirilmiş.
She's lying on an inflatable.
Sunset: Gün batımı./ İng.
Sunrise: Gün doğumu.
At sunrise: Gün doğumu. / İng.
"Catch" fiilinin geçmiş zaman formu./ İng.
Yakalanmış, hamile kalmış.
Kucaklama, sarılma./ İng.
He gave her a hug to show how much he cared.
Lie down: Uzanmak, sırt üstü yatmak./ İng.