istanbul, ne içinde ne dışında olduğumuz..silüetine kayıtlı kaldığımız şehr-i âlimiz.. içindeyken nefes aldırmayan, dışındayken hayâli zihinleri bırakmayan şehir.... lâkin, içimizde hiç sönmeyen bir volkandır bursa aşkı :)
Nerde o? Hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin. Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan.
her insanın yaşamında inişler ve çıkışlar olur.. aslında inmek de bizim elimizdedir, çıkmak da.. hayat merdiveninde inmek çok kolaydır, nihayet yuvarlanır düşersin.. amaa çıkmak için ,yürekten inanmak ve istemek ve ciddi zorluklarla baş edebilmek gerekir..
Mutluluk bir açıdan kişinin içinde sağladığı iç barış, iç dengedir. Gerçek ihtiyaçlarının farkında olan, elindekilerle yetinebilen insan başına ne gelirse gelsin mutsuz olmaz. O kişi, her seferinde mutlu olacak bir şey bulacaktır. Bu kişinin bir tarafta ihtiyaçları, umutları, öbür tarafta imkanları arasındaki denge her zaman aynı olacaktır. İhtiyaçları ve umutlarını imkanlarına göre değiştiren kişiyi kim üzebilir ki.
vapura vuran her dalga aslında seni taşısın bana, eminönünden üsküdar’a geçerken.. kız kulesi boynunu bükmüş, biz yokuz diye.. el ele birlikte turlamalıyız üsküdarı.. fethi paşa korusunun yokuşlarında ket nefes kalsak ta sevincimizi yansıtmalıyız yarı yeşil, yarı sarı yapraklara.. vee çaylarımızı içerken boğaza karşı, gözlerindeki ışıltı sirayet etmeli ruhumun derinliklerine..
balcalı kampüsten barajı seyrederken mis gibi çam havasını içime içime çekmek.. akıl havai, hayaller pembe, düşünceler şen.. barajın maviliğinin ruhlara da yansıması, acemi adımlar.. vee dillerde sezen’in adı bende saklısı.. e iştee, geçmiş zaman olur ki hayali bile cihan değer..
yoo korkuya gerek yok...
demem o kii , kaybetmek için önce sahip olmak gerek.
neyin sahibiyiz ki ?
ah hayat , ah zaman…
sabahlar ve akşamlardır, şu hayatın törpüsü..
istanbul, ne içinde ne dışında olduğumuz..silüetine kayıtlı kaldığımız şehr-i âlimiz..
içindeyken nefes aldırmayan, dışındayken hayâli zihinleri bırakmayan şehir....
lâkin, içimizde hiç sönmeyen bir volkandır bursa aşkı :)
Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin.
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.
her insanın yaşamında inişler ve çıkışlar olur..
aslında inmek de bizim elimizdedir, çıkmak da..
hayat merdiveninde inmek çok kolaydır, nihayet yuvarlanır düşersin..
amaa çıkmak için ,yürekten inanmak ve istemek ve ciddi zorluklarla baş edebilmek gerekir..
zıkkım-- zıkkımın kökü-- zıkkımın dibi.. üçlüsünün aşama aşama atağa kalkması ile
yaşanılan ruh halidir kii ..
iyi ki '' zıkkım savar '' zırhımı giymişim :)))
Neyiz biz...
Gerçekte, bir beden ve bir candan müteşekkiliz.
Aksimiz düşerken hayat aynasına,
Gerçek gibi görünürken, aslında bir hayalden ibaretiz..
Mutluluk bir açıdan kişinin içinde sağladığı iç barış, iç dengedir.
Gerçek ihtiyaçlarının farkında olan, elindekilerle yetinebilen insan başına ne gelirse gelsin mutsuz olmaz.
O kişi, her seferinde mutlu olacak bir şey bulacaktır. Bu kişinin bir tarafta ihtiyaçları, umutları, öbür tarafta imkanları arasındaki denge her zaman aynı olacaktır.
İhtiyaçları ve umutlarını imkanlarına göre değiştiren kişiyi kim üzebilir ki.
vapura vuran her dalga aslında seni taşısın bana, eminönünden üsküdar’a geçerken..
kız kulesi boynunu bükmüş, biz yokuz diye..
el ele birlikte turlamalıyız üsküdarı..
fethi paşa korusunun yokuşlarında ket nefes kalsak ta sevincimizi yansıtmalıyız yarı yeşil, yarı sarı yapraklara..
vee çaylarımızı içerken boğaza karşı, gözlerindeki ışıltı sirayet etmeli ruhumun derinliklerine..
balcalı kampüsten barajı seyrederken mis gibi çam havasını içime içime çekmek..
akıl havai, hayaller pembe, düşünceler şen..
barajın maviliğinin ruhlara da yansıması, acemi adımlar..
vee dillerde sezen’in adı bende saklısı..
e iştee, geçmiş zaman olur ki hayali bile cihan değer..