Gece gündüzün, gündüz gecenin noktasıdır. Mevsimler birbirlerinin noktasıdır. Nokta, kalemin kader çizgisinin kazasıdır. Her yağmur tanesi de toprağa bulutun yazısının bir noktasıdır. Tarla da ki tohumlar da tek tek birer noktadır, geleceğe ümit aşılayan üç nokta misalidir. Noktalar vardır zulmün esiri, noktalar vardır adaletin tecellisidir. Noktalar yazının ve hayatın sanki birer düğümü gibidir. Kimisi çözülür, kimisi ise kördüğümdür asla çözülmez
Dünyada ' Üç grup' insan var.. Bir şeyi yapan ve üreten ' Küçük' seçilmiş grup. Birşey yapılmasını seyreden 'Büyükçe' bir grup. Ne olup bittiğini bilmeden yaşayan 'Muazzam ' bir kalabalık.
Madem ki başında kavak yelleri esmez oldu.. gök yüzündeki martılara el sallamıyorsun artık. Ve düşlerini siyaha boyuyorsun, sürekli hüzünlenip, denizin dalgasındaki coşkuyu hissedemiyorsun madem ki.. Kristal vazoyu kırma vaktidir efenim.. Her bir parçasında lime lime dağılma vaktidir..
o güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.. eksiliyor, hayatımıza ‘’anlam katan ‘’ insanlar. gerisi ise dehrin kuyularına bilincimiz ve bedenimizi bırakmak... ve değişim ve alışmaya çalışmak yokluklarına.. hep kaçtığımı söyledin ya, belki de senden bulaşmıştır. :)
tedavülden kalkmak ve tedavülden kaldırmak ayrı ayrı şeylerdir.. ve her iki halde, aslında tavırlar / sözler/ davranışlar silsilesidir.. kişilerin herhangi bir özelliği (gurur,takıntı veya adına her ne halt dersen) manalı manasız diye değerlendirilmez.. sadece ‘’benden farklı’’ demek lüksüne sahipsindir.. evvelen,senin hâl’in, uyumlu hâl olabilmeli kii , tedavül devam edebilsin…
Gece gündüzün, gündüz gecenin noktasıdır. Mevsimler birbirlerinin noktasıdır.
Nokta, kalemin kader çizgisinin kazasıdır. Her yağmur tanesi de toprağa bulutun yazısının bir noktasıdır.
Tarla da ki tohumlar da tek tek birer noktadır, geleceğe ümit aşılayan üç nokta misalidir.
Noktalar vardır zulmün esiri, noktalar vardır adaletin tecellisidir.
Noktalar yazının ve hayatın sanki birer düğümü gibidir.
Kimisi çözülür, kimisi ise kördüğümdür asla çözülmez
kendi alevinle yakmaya hazırlamalısın kendini..
önce kül olmadan, nasıl yeni olabilirsin kii..
Çok hamiyetperversin, lâkin eriyip gidiyorsun..
Güzel şiirler söylersin ama kendini heder ediyorsun..
Dünyada ' Üç grup' insan var..
Bir şeyi yapan ve üreten ' Küçük' seçilmiş grup.
Birşey yapılmasını seyreden 'Büyükçe' bir grup.
Ne olup bittiğini bilmeden yaşayan 'Muazzam ' bir kalabalık.
kristal düşler..
hümanist çağrışımlar..
vee bostan korkuluğu :)
çünkü onlar, gitmelerine rağmen ‘’hep kalanlardır’’..
çünkü onlar, hep sevilen (ecek) olanlardır..
Madem ki başında kavak yelleri esmez oldu.. gök yüzündeki martılara el sallamıyorsun artık.
Ve düşlerini siyaha boyuyorsun, sürekli hüzünlenip,
denizin dalgasındaki coşkuyu hissedemiyorsun madem ki..
Kristal vazoyu kırma vaktidir efenim..
Her bir parçasında lime lime dağılma vaktidir..
yitirmektir belki bulmayı anlamlı kılan..
o güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler..
eksiliyor, hayatımıza ‘’anlam katan ‘’ insanlar.
gerisi ise dehrin kuyularına bilincimiz ve bedenimizi bırakmak...
ve değişim ve alışmaya çalışmak yokluklarına..
hep kaçtığımı söyledin ya, belki de senden bulaşmıştır. :)
tedavülden kalkmak ve tedavülden kaldırmak ayrı ayrı şeylerdir..
ve her iki halde, aslında tavırlar / sözler/ davranışlar silsilesidir..
kişilerin herhangi bir özelliği (gurur,takıntı veya adına her ne halt dersen) manalı manasız diye değerlendirilmez..
sadece ‘’benden farklı’’ demek lüksüne sahipsindir..
evvelen,senin hâl’in, uyumlu hâl olabilmeli kii , tedavül devam edebilsin…