"....Selman'ın penceresinden kırklar cemi Birinci Kapı: Mitos "...Ol demde, Şahı Merdan Ali mubarek kolunu uzattı; ve birisi "destur" deyü ona neşter ve bıçak vurdu. Kan revan oldu, cümlesinin bileğinden kan aktı. Bir damla kan ise pencereden gelip meydana döküldü. Meğerki, taşra parsına çıkan Selman Farasi'nin kolundan idi" Kırklar cemi daha başlamamış Kapıyı kimse çalmamıştı Ben nerdeyim Ne içinde taşra Ne içinde evin Akıl daha bedene alışamamış Kan damardan çıkmamıştı Sahipsiz zaman Yol yorgunusun Gittiğin yollar mı Gidemediğin yollar mı yordu Ben Selman Farasi Ali'ni rüyasından düştüm Bu âleme Farslı bir sahabeyim Bir rivayete göre sultanoğlu Diğerine göre kuloğluyum Bir rivayete göre Zerdüşt'e Diğerine göre İsa'ya inandım Gençtim durduğum yer benim ile durmaz Ruhum bedenime İnancım ruhuma sığmazdı Bir sabah Geçmişi kuma Geleceği suya gömdüm Ve çıktım yola ..... Bunca diyar gezdim, bunca yer gördüm Doksan bin boşluk saydım: Otuz bini karanlığa Otuz bini yalnızlığa Otuz bini bana düştü Ben Selman Farasi Üç yuz otuz yaşında bir piri fani Kırklar neresidir Selman? Hem gök, hem yerdir Hem karanlık, hem aydınlık Gaiplerin yan yana geldiği Doğuş alanı Ezelin başlangıcı, ebedin sonudur Can alınıp, can verilen Ant alınıp, tövbe edilen Yüce bir kapıdır Ölmeden önce ölenin Varlıktan önce, yokluğu Tadanların diyarı Metruk bir tiyatro sahnesi Yıkık bir han Kutsal bir evdir. Evin eşiğinde bir soru Sorunun esiğinde bir kapı durmakta..."
"...Bekçilik yapmak ötekinin gövdesine
Elde etme hırsının ötesi..."
"....Selman'ın penceresinden kırklar cemi
Birinci Kapı: Mitos
"...Ol demde, Şahı Merdan Ali mubarek kolunu uzattı; ve birisi "destur" deyü ona neşter ve bıçak vurdu. Kan revan oldu, cümlesinin bileğinden kan aktı. Bir damla kan ise pencereden gelip meydana döküldü. Meğerki, taşra parsına çıkan Selman Farasi'nin kolundan idi"
Kırklar cemi daha başlamamış
Kapıyı kimse çalmamıştı
Ben nerdeyim
Ne içinde taşra
Ne içinde evin
Akıl daha bedene alışamamış
Kan damardan çıkmamıştı
Sahipsiz zaman
Yol yorgunusun
Gittiğin yollar mı
Gidemediğin yollar mı yordu
Ben Selman Farasi
Ali'ni rüyasından düştüm
Bu âleme
Farslı bir sahabeyim
Bir rivayete göre sultanoğlu
Diğerine göre kuloğluyum
Bir rivayete göre Zerdüşt'e
Diğerine göre İsa'ya inandım
Gençtim durduğum yer benim ile
durmaz
Ruhum bedenime
İnancım ruhuma sığmazdı
Bir sabah
Geçmişi kuma
Geleceği suya gömdüm
Ve çıktım yola
.....
Bunca diyar gezdim, bunca yer
gördüm
Doksan bin boşluk saydım:
Otuz bini karanlığa
Otuz bini yalnızlığa
Otuz bini bana düştü
Ben Selman Farasi
Üç yuz otuz yaşında bir piri fani
Kırklar neresidir Selman?
Hem gök, hem yerdir
Hem karanlık, hem aydınlık
Gaiplerin yan yana geldiği
Doğuş alanı
Ezelin başlangıcı, ebedin sonudur
Can alınıp, can verilen
Ant alınıp, tövbe edilen
Yüce bir kapıdır
Ölmeden önce ölenin
Varlıktan önce, yokluğu
Tadanların diyarı
Metruk bir tiyatro sahnesi
Yıkık bir han
Kutsal bir evdir.
Evin eşiğinde bir soru
Sorunun esiğinde bir kapı durmakta..."
"kırk
tövbe
ektim
arka
balkona"
"Aklımı kaçırdığıma dair bir dedikodu yayıyorlar. Doğru değil bu. Aklımı kaçırmadım, aklımdan kurtuldum!"
"Ve benim hayatım ölümümde ve ölümüm hayatımdadır"
"...ne güzel bi gün...i ç i m d ı ş ı m b a h a r...."
"Bugün yaşamayı seviyorum,Yarın da bir neden bulur severim,Daha sonra yeniden keşfeder yeniden severim Benim sevmekten başka işim yokki.."C.S
“…i ş t e t a m b u s a a t l e r d e …”
“neden, sebep, özlem, isyan tanımazdık. ve tabii böylece alınganlık ve kırgınlık da.
ne ben onu aradım ne de o beni”
"...Birinizin gülüşü ötekinde gökyüzü.
Bu kadar mı güzel çiçeklenir dünya..."ş.e