Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilirler. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)
Sadece ve sadece bir ulus ve bu ulusa ait bireyi çağrıştırıyor. İpe-sapa gelmez, mantık parçalayan, bilinçsizce söylenmiş ırkçı söylemler eğer birşeyler kazandırsaydı Hitler'e kazandırırdı :)
Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa, Türk'e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa; Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz.
Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı, Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı. Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı: Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz.
Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan, Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan, Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz...
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umud etmediği bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik, doğanın rüzgarlarıyla sallandı. O çocuk, doğanın yağmurlarıyla yıkandı O çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından,kasırgalarından önce korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Birgün o çocuk, DOĞA oldu; Şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Türk, hangi coğrafyada yaşadığına bakılmaksızın bütün Türk soylulara verilen addır. Bugün dünyada iki coğrafya, brakisefal kafatası yapısının en baskın olduğu yerlerdir. Bu iki coğrafyadan biri Orta Asya, diğeri Anadolu'dur.Elbette her brakisefal Türk değildir. Ancak bu fiziksel yapı oranlarının bu coğrafyalarda baskın olarak görülmesi ve bu durumun dünya gen haritasında da fark edilmesi, Anadolu'dan yaşayan Türklerle Orta Asya'da yaşayan Türklerin aynı soydan geldiğini kanıtlamaktadır.
Türk tarihte iki büyük devlet kurmuş olan bir ırkın adıdır. Bu devletler Orta Asya'da kurulan kadim Türkistan Devleti ve İran'da kurulup Hazar Batısı'na genişleyen, kuruluş tarihi 1040 olan Türkiye devletidir.
Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı diye anılanlar ayrı devletler değil, aynı Türkiye devletinin farklı hanedanlarıdır. Bunlardan birinin yıkılıp diğerinin başa gelmesi bugünkü hükümet değişiklikleri gibidir.
Zira bunları ayrı devletler sayacaksak, o hâlde Çin'de de Tang, Ts'in, Han, Chu devletlerinin varlığını savunmamız gerekecektir. Yahut Fransa'da bir Karolenj devleti söz konusu olacaktır.
Hatta Almanya'yı Bismark'a kadar hiç saymamamız gerekecektir.
Buna göre, 'Türk' tarihte iki büyük devlet kurmuş bir ırktır. Bunun haricindeki devletleri ise yurt dışında kurulmuş olan Avrupa Kun, Tulunoğlu gibi devletlerdir ki bunların uzun ömürlü olamamasının nedeni yabancı topraklarda yaşamış olmalarıdır.
Yazılı tarihi 2500 yıl öncesine uzanan bir ırktır.
Türk, önyargılı ve cahil bazı şahısların tarihini küçümsediği ama çok geniş ve eski bir tarihe malik olan yüce ırkın adıdır.
Kunların Türklüğü ancak ön yargılı batılılar tarafından kabûl edilmez. Oysa Çin kaynakları Tuk-yu'ların (Kök Türkler) Hyung-nu soyundan (Kun=Hun) olduğunu belirtmektedir. Buna göre Kök Türklerin Türklüğünü kabûl edip de Kunlarınkini etmemek tam bir cehalet ürünüdür.
Zira bilinen ilk Kun yabgusunun adının Tuman (=Duman) gibi öz Türkçe bir sözcük olması dahi bu konuda bir fikir sahibi olmaya yardımcı olabilecektir.
Kunların bazı kaynaklarda Türk olarak geçmemesinin sebebi ise, 'Türk' adının bütün Türk soylu boylara verilen bir ad olamsından başka yalnızca bir boyun daha adı olmasıdır. Bu ayrımı yapmak isteyenler 'Türk' adını boy adı olarak kullanırlar. Bu boyun tarihi de Kök Türk döneminde başlar.
Ama bu ayrımdan habersiz olanların sık sık Türk adını bütün milletin adı olarak söylenmiş sanıp, M.Ö. 5. yüzyıla ait yazılı eseri bulunan (bkz: Altın Elbiseli Adam'ın kurganı) Türk milletinin tarihinin Kök Türkler döneminde başladığını iddia ettikleri görülür.
Bugün Türkiye'de yaşayıp kendine 'Ben Türküm' diyen hiç kimse dedelerinden hiç birinin bir kürt,çerkez yada arap bir bayanla evlenmediği, yada Onun soyundan olmadığı garantisini veremez.Örneğin bundan 1000-1200 yıl önce büyük büyük büyük....babalarımdan biri ÖZ TÜRK OLMAYAN (Hititli, frigyalı, iyonyalı,urartulu, kürt, çerkez, çeçen...) bir kadın ile aile kurmuş olabilir.Ve bu çok büyük bir olasılıktır.
'Günümüz dünyasında Türk lük bir şekilde belli olacaksa göz veya ten rengiyle, kafatası ölçüsüyle, soy ağacıyla belli olmaz. Olur diyenler varsa onları pek acı bir hüsran bekliyor. Bir insanın Türklüğünü belli eden onun tuttuğu taraftır. Toplum değerleri itibariyle içinde yer aldığı, tarih oluşumu içinde kabullendiği, iyileşmesine yol açan tedbirler bakımından sorumluluğunu üstlendiği 'taraf. Ne tarafta durduğunu söyle, sana Türk olup olmadığını söyleyeyim. ' (İsmet Özel)
Türkler’in de gelişiyle, Anadolu tarihi, Bizanslılar, Pontus Rumları, Ermeniler, Kürtler, Haçlılar, Araplar, Nesturiler, Asuriler, Moğollar, Gürcüler gibi, farklı etnik köken ve dinden insanların, karşılıklı etkileşip, yeni Anadolu toplumunun oluştuğu bir sürece girmiştir. Bütün bu değişik insan gurupları arasında, düşmanlıklar, dostluklar, büyüklü küçüklü savaşlar, barışlar, ittifaklar, ittifakların bozulup yeni cepheleşmelerin ortaya çıkışı, kız alıp vermeler, karşılıklı din değiştirmeler, çıkar çatışmaları, prenslerin/ağaların/beylerin taht kavgaları, zorda kalınca birbirine iltica etmeler ile tam bir kargaşa dönemi yaşanmış ve yeni bir kültür mozayiği ortaya çıkmıştır. İŞTE BU NEDENLE bugün ÖZ BE ÖZ bir TÜRK IRKINDAN bahsetmek abesle iştigaldir.
Artık, Anadoludaki önceki halklarla kaynaşmış ırk.Anadolu sınırları içinde tam bir Türk tanımı yapmak mümkün değildir. Zira Anadoluda tarih boyunca tam 98 Halk yaşamış ve bunların hiç biri toptan kılıçtan geçirilmediğine ve buharlaşmadığına göre ve tarihte kayıtlı bir büyük göç dalgası olmadığına göre bu halklarla Türk'ler kaynaşmıştır. Uzun lafın kısası hepimiz 'Anadolu Vatandaşı'yız.
Ayni dili hinduda türklerde konusuyor,
Fakat iki türk anlasmazsa hemencik bozusuyor.
Mevlana
Türk, insan, ulu, önder, zeki, tek basına bir kuvvettid
Tanrı 'büyük' sıfatını yarattı, onları anlatmak için yetmedi.
'güçlü' sıfatını yarattı, yetmedi.
'asil' sıfatını yarattı yetmedi.
'cesur' sıfatını yarattı, yetmedi.
'şerefli' sıfatını yarattı yetmedi..
En sonunda, onları anlatabilmek için en büyük övgüyü yarattı Tanrı: T Ü R K! ! !
Benim IRKIM.
En büyük övgü.
geçmişte büyük işler yapan ama bugün kimsenin takmadığı halk...
sadece yeryüzünde ki binlerce ulustan birisi....
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilirler.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)
“Ey koca ve yüce Türk! Devşirmeler seni devşirmeden, sen aklını başına devşir...”
Tonyukuk
'Türk' sözcüğü bana ırkımla gurur duymam gerektiğini hatırlatıyor.. Basite indirgeyici söylemler bir şeyler kazandırsa idi Lenin'e kazandırırdı.
Sadece ve sadece bir ulus ve bu ulusa ait bireyi çağrıştırıyor. İpe-sapa gelmez, mantık parçalayan, bilinçsizce söylenmiş ırkçı söylemler eğer birşeyler kazandırsaydı Hitler'e kazandırırdı :)
TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ
Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa,
Türk'e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa;
Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa
Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz.
Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı,
Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı:
Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz.
Delinse yer, çökse gök yansa kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz...
H. N. ATSIZ.
Türk, Son Başbuğ'unun tarifi ile şudur:
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umud etmediği bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir.
Beşik, doğanın rüzgarlarıyla sallandı.
O çocuk, doğanın yağmurlarıyla yıkandı
O çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından,kasırgalarından önce korkar gibi oldu,
sonra onlara alıştı;
Onların oğlu oldu.
Birgün o çocuk, DOĞA oldu;
Şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu...
Türk budur.
Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
M.Kemal Atatürk
Türk, hangi coğrafyada yaşadığına bakılmaksızın bütün Türk soylulara verilen addır. Bugün dünyada iki coğrafya, brakisefal kafatası yapısının en baskın olduğu yerlerdir. Bu iki coğrafyadan biri Orta Asya, diğeri Anadolu'dur.Elbette her brakisefal Türk değildir. Ancak bu fiziksel yapı oranlarının bu coğrafyalarda baskın olarak görülmesi ve bu durumun dünya gen haritasında da fark edilmesi, Anadolu'dan yaşayan Türklerle Orta Asya'da yaşayan Türklerin aynı soydan geldiğini kanıtlamaktadır.
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır!
La Martine
Türkler öldürülebilir fakat mağlup edilemezler!
Napoleon
Türk tarihte iki büyük devlet kurmuş olan bir ırkın adıdır. Bu devletler Orta Asya'da kurulan kadim Türkistan Devleti ve İran'da kurulup Hazar Batısı'na genişleyen, kuruluş tarihi 1040 olan Türkiye devletidir.
Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı diye anılanlar ayrı devletler değil, aynı Türkiye devletinin farklı hanedanlarıdır. Bunlardan birinin yıkılıp diğerinin başa gelmesi bugünkü hükümet değişiklikleri gibidir.
Zira bunları ayrı devletler sayacaksak, o hâlde Çin'de de Tang, Ts'in, Han, Chu devletlerinin varlığını savunmamız gerekecektir. Yahut Fransa'da bir Karolenj devleti söz konusu olacaktır.
Hatta Almanya'yı Bismark'a kadar hiç saymamamız gerekecektir.
Buna göre, 'Türk' tarihte iki büyük devlet kurmuş bir ırktır. Bunun haricindeki devletleri ise yurt dışında kurulmuş olan Avrupa Kun, Tulunoğlu gibi devletlerdir ki bunların uzun ömürlü olamamasının nedeni yabancı topraklarda yaşamış olmalarıdır.
Vatan sever, güçlü, cesur, zeki, zekasınının büyük bölümünü korsan sektörüne harcayan, Yüce Ulus
Türkler dünyanın en mert insanları, en iyi ve asil milletidirler.
VON DER GOLTZ
Türkler, devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf üstatlardır.
Hammer
Türk, asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüksek asalet ona, tabiatın hediyesidir.
Pierre Loti
Türk, yabancıların bile hayranlık duyabildiği büyük bir ırkın adıdır.
Yazılı tarihi 2500 yıl öncesine uzanan bir ırktır.
Türk, önyargılı ve cahil bazı şahısların tarihini küçümsediği ama çok geniş ve eski bir tarihe malik olan yüce ırkın adıdır.
Kunların Türklüğü ancak ön yargılı batılılar tarafından kabûl edilmez. Oysa Çin kaynakları Tuk-yu'ların (Kök Türkler) Hyung-nu soyundan (Kun=Hun) olduğunu belirtmektedir. Buna göre Kök Türklerin Türklüğünü kabûl edip de Kunlarınkini etmemek tam bir cehalet ürünüdür.
Zira bilinen ilk Kun yabgusunun adının Tuman (=Duman) gibi öz Türkçe bir sözcük olması dahi bu konuda bir fikir sahibi olmaya yardımcı olabilecektir.
Kunların bazı kaynaklarda Türk olarak geçmemesinin sebebi ise, 'Türk' adının bütün Türk soylu boylara verilen bir ad olamsından başka yalnızca bir boyun daha adı olmasıdır. Bu ayrımı yapmak isteyenler 'Türk' adını boy adı olarak kullanırlar. Bu boyun tarihi de Kök Türk döneminde başlar.
Ama bu ayrımdan habersiz olanların sık sık Türk adını bütün milletin adı olarak söylenmiş sanıp, M.Ö. 5. yüzyıla ait yazılı eseri bulunan (bkz: Altın Elbiseli Adam'ın kurganı) Türk milletinin tarihinin Kök Türkler döneminde başladığını iddia ettikleri görülür.
TÜRK milleti mert olur bastığı yer Yurt olur
Atının bastığı yerden ot bitmeyen ATİLLA
Su Ateş Türk
üçünden ürk
Bugün Türkiye'de yaşayıp kendine 'Ben Türküm' diyen hiç kimse dedelerinden hiç birinin bir kürt,çerkez yada arap bir bayanla evlenmediği, yada Onun soyundan olmadığı garantisini veremez.Örneğin bundan 1000-1200 yıl önce büyük büyük büyük....babalarımdan biri ÖZ TÜRK OLMAYAN (Hititli, frigyalı, iyonyalı,urartulu, kürt, çerkez, çeçen...) bir kadın ile aile kurmuş olabilir.Ve bu çok büyük bir olasılıktır.
'Günümüz dünyasında Türk lük bir şekilde belli olacaksa göz veya ten rengiyle, kafatası ölçüsüyle, soy ağacıyla belli olmaz. Olur diyenler varsa onları pek acı bir hüsran bekliyor. Bir insanın Türklüğünü belli eden onun tuttuğu taraftır. Toplum değerleri itibariyle içinde yer aldığı, tarih oluşumu içinde kabullendiği, iyileşmesine yol açan tedbirler bakımından sorumluluğunu üstlendiği 'taraf. Ne tarafta durduğunu söyle, sana Türk olup olmadığını söyleyeyim. '
(İsmet Özel)
Türkler’in de gelişiyle, Anadolu tarihi, Bizanslılar, Pontus Rumları, Ermeniler, Kürtler, Haçlılar, Araplar, Nesturiler, Asuriler, Moğollar, Gürcüler gibi, farklı etnik köken ve dinden insanların, karşılıklı etkileşip, yeni Anadolu toplumunun oluştuğu bir sürece girmiştir. Bütün bu değişik insan gurupları arasında, düşmanlıklar, dostluklar, büyüklü küçüklü savaşlar, barışlar, ittifaklar, ittifakların bozulup yeni cepheleşmelerin ortaya çıkışı, kız alıp vermeler, karşılıklı din değiştirmeler, çıkar çatışmaları, prenslerin/ağaların/beylerin taht kavgaları, zorda kalınca birbirine iltica etmeler ile tam bir kargaşa dönemi yaşanmış ve yeni bir kültür mozayiği ortaya çıkmıştır. İŞTE BU NEDENLE bugün ÖZ BE ÖZ bir TÜRK IRKINDAN bahsetmek abesle iştigaldir.
Artık, Anadoludaki önceki halklarla kaynaşmış ırk.Anadolu sınırları içinde tam bir Türk tanımı yapmak mümkün değildir. Zira Anadoluda tarih boyunca tam 98 Halk yaşamış ve bunların hiç biri toptan kılıçtan geçirilmediğine ve buharlaşmadığına göre ve tarihte kayıtlı bir büyük göç dalgası olmadığına göre bu halklarla Türk'ler kaynaşmıştır.
Uzun lafın kısası hepimiz 'Anadolu Vatandaşı'yız.