Hafızamdan silmek istediğim görüntüler var. Sözler var duymamış olmayı dilediğim ama duyduğum... Kiminin gözüne sokmak istediğim gerçekler var, ama bende saklı hala. İpince bir ipin üzerinde yürüyorum ben. Ve biliyorum ki düşersem yanarım. Her şeye rağmen isyan etmedim hiçbir şeye, hiç bir zaman. Gülüyorum hayatımda yer vermediğim kişilere...Fragmanımla idare edip devamını rüyasında bile göremeyenlere. İyi seyirler diliyorum, hayatımı uzaktan izleyenlere....
Güneydoğulu bir ailenin kızıydı komutan kızı, babası bir akerdi, annesi ise bir avukat, ve anne babasını çok severdi.
dedesi, babasını daha doğar doğmaz, bizim buralarda kertme diye tabir ettiğimiz usulle, evlendirilecekti, ancak ne var ki komutan, bir kız sevdi , ve onunla evlendirecekti.
aşiret karşı, herkes karşıydı bu işe, dedesi ise herkesi karşısına alarak bir şartla, doğacak çocuklar evlendirilecekti, ve bu, komutan kızına isabet etti.
Töreydi,adetti, Komutan kızı büyüdü ,öğretmendi, Edebiyat öğretmeni...
sevgi doluydu herzaman gözleri, nihayet evlilik tam tamları çaldı, ancak kertme yapılan genci, onca uğraşına rağmen hiç sevemedi.
aslında iki aile de müthiş zengindi, hep yutkundu bir şey diyemedi, ne ailesine ,ne de birisine, karar verdi, babasının tabancasını alıp,intihar edecekti, etmeliydi.
gitti ağrı dağının eteğine, ölmek istedi, yapamadı, hem intihar ederse, o en çok sevdiği ailesi, üzülecek ,hatta insanlık ölecekti, Sanırım komutan kızı, baban da deden kadar erkekti...
Hayatınızda kullan madiginiz Ne kar eSkimiş esya varsa ve onları çöpe atıyonuz işte gereksiz insanlarına çöpe atın inanin bu sizi mutlu ediyor ben den tavsiye
Hayatınızda kullan madiginiz Ne kar eSkimiş esya varsa ve onları çöpe atıyonuz işte gereksiz insanlarına çöpe atın inanin bu sizi mutlu ediyor ben den tavsiye
torosun koyağından bakarken akdenize ve sonra dedim ki... sen seni unutmuşsun maviliğin ortasında bir yelkenli bir kesik akköpük bir sis düşlerde bir yudum nefes mutlak o diye bulutlar döndü dolaştı yağmur olup taştı çayırlar çimenler kanı donmuş kardelenler ve dedim ki... bir çift söze konu olan demlenmiş sözcükler. efes//35...
Bir şiire "Bismillah" demek gibiydi seni sevmek. Ya da yağan yağmuru izlemek denizin kıyısında. Merhamet aramak kin dolu gözlerde. Kaçmak gibiydi seni sevmek. Herşeyden herkesten. Taze ekmek kokusundaki huzuru bulmaktı.
Kızılayda Güvenparkta kuşlara yem satan yaşlı teyzenin umut dolu bakışları gibiydi seni sevmek. Patlamış mısır kokusuydu ( ne de çok severim) Tren garında hiç gelmeyecek bir yolcuyu beklemekti seni sevmek. Aslında kimin geleceğini de bilmiyordum hoş. Beni gözlerimden tanıyan bir sevdayı bekliyordum elimde kocaman bir bavulla.
Sakarya Caddesindeyim şimdi. Ve yağmur var usuldan. Ve kimsesiz bir çocuk yalınayak mendil satıyor . Biliyor musun şimdi nerdeyim? şimdi o çocuğun ıslanmış saçlarında ellerim.
Perdemin arasından sızan ışığa "Günaydın" demek gibiydi seni sevmek. gülümseyerek. Arınmak geçmişteki ihanetlerden. Bedenimdeki kirli parmak izlerini yıkamak gibiydi yağmur suyuyla.
Bir gece yapayalnız bir dağın başında" Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden "derken ! Karanlıkta kocaman bir ateş yakmak gibiydi yalnızlığa inat
Söyle bana "Ne renksin" dedin? Umulmayan bir anda, beklenmedik bir zamanda gelirdi bu çalışmadığım yerden gelen sınav soruların .
Maviydim. Maviyim . Hep Mavi olacağım.
Gökyüzüne bakmak gibiydi seni sevmek. Umut dolu, mutluluk dolu , hüzün dolu, sonsuzluk dolu, sensizlik dolu, kimsesizlik gibi birşeydi seni sevmek. hem var hem yok olmak gibiydi
Bir şiire "Bismillah" demek gibiydi seni sevmek. Ya da yağan yağmuru izlemek denizin kıyısında. Merhamet aramak kin dolu gözlerde. Kaçmak gibiydi seni sevmek. Herşeyden herkesten. Taze ekmek kokusundaki huzuru bulmaktı.
Kızılayda Güvenparkta kuşlara yem satan yaşlı teyzenin umut dolu bakışları gibiydi seni sevmek. Patlamış mısır kokusuydu ( ne de çok severim) Tren garında hiç gelmeyecek bir yolcuyu beklemekti seni sevmek. Aslında kimin geleceğini de bilmiyordum hoş. Beni gözlerimden tanıyan bir sevdayı bekliyordum elimde kocaman bir bavulla.
Sakarya Caddesindeyim şimdi. Ve yağmur var usuldan. Ve kimsesiz bir çocuk yalınayak mendil satıyor . Biliyor musun şimdi nerdeyim? şimdi o çocuğun ıslanmış saçlarında ellerim.
Perdemin arasından sızan ışığa "Günaydın" demek gibiydi seni sevmek. gülümseyerek. Arınmak geçmişteki ihanetlerden. Bedenimdeki kirli parmak izlerini yıkamak gibiydi yağmur suyuyla.
Bir gece yapayalnız bir dağın başında" Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden "derken ! Karanlıkta kocaman bir ateş yakmak gibiydi yalnızlığa inat
Söyle bana "Ne renksin" dedin? Umulmayan bir anda, beklenmedik bir zamanda gelirdi bu çalışmadığım yerden gelen sınav soruların .
Maviydim. Maviyim . Hep Mavi olacağım.
Gökyüzüne bakmak gibiydi seni sevmek. Umut dolu, mutluluk dolu , hüzün dolu, sonsuzluk dolu, sensizlik dolu, kimsesizlik gibi birşeydi seni sevmek. hem var hem yok olmak gibiydi
sonra dedim ki; herkese sabah moralim bozuk olduğu halde, günaydın deyip iyi dileklerde bulunmak zorundamıyım, ya da gülmek içindeki acılara aldırmadan, yani bir sıfır mağlup ken, beş sıfır öndeymiş gibi görünmek, tuhaf, çünkü gayet sevecen,nazik,ince ruhlu insanların, ne büyük acıları var bilemezsin. peki ya dersen ne kaybedersin?:))herkese günaydınlar efendim...
sayın istanbullu tın durumu ergen kızların keprisinden ibaret olup,genelde istemem yan cebime koy durumu birşekilde peşinden koşturma çabası dır gayet atletik bir yapıya sahip olmama rağmen yakışıklı olduğumu da bildiğimden böyle bir az ve kısa bir koşuyu tercih etmem mümkün değil.
sonra dedim ki; sen benim iyi dieklerim, günaydınlarım , en nazik hareketim, en ince naif durumum, en modern halimsin, yani sen beni insan yapan, insanlığı hatırlatan, denizin dibinde bulduğum inci, karşıma çıkan mercan, ah sen var ya hayatıma renk katan, varlığın gönül zenginliği, yokluğun ise hezeyan.
sonra dedim ki; herkese sabah moralim bozuk olduğu halde, günaydın deyip iyi dileklerde bulunmak zorundamıyım, ya da gülmek içindeki acılara aldırmadan, yani bir sıfır mağlup ken, beş sıfır öndeymiş gibi görünmek, tuhaf, çünkü gayet sevecen,nazik,ince ruhlu insanların, ne büyük acıları var bilemezsin.
Hafızamdan silmek istediğim görüntüler var. Sözler var duymamış olmayı dilediğim ama duyduğum... Kiminin gözüne sokmak istediğim gerçekler var, ama bende saklı hala. İpince bir ipin üzerinde yürüyorum ben. Ve biliyorum ki düşersem yanarım. Her şeye rağmen isyan etmedim hiçbir şeye, hiç bir zaman. Gülüyorum hayatımda yer vermediğim kişilere...Fragmanımla idare edip devamını rüyasında bile göremeyenlere. İyi seyirler diliyorum, hayatımı uzaktan izleyenlere....
Komutan kızı'nın hikayesi
Güneydoğulu bir ailenin kızıydı komutan kızı,
babası bir akerdi,
annesi ise bir avukat,
ve anne babasını çok severdi.
dedesi, babasını daha doğar doğmaz,
bizim buralarda kertme diye tabir ettiğimiz usulle,
evlendirilecekti,
ancak ne var ki komutan,
bir kız sevdi ,
ve onunla evlendirecekti.
aşiret karşı, herkes karşıydı bu işe,
dedesi ise herkesi karşısına alarak bir şartla,
doğacak çocuklar evlendirilecekti,
ve bu, komutan kızına isabet etti.
Töreydi,adetti,
Komutan kızı büyüdü ,öğretmendi,
Edebiyat öğretmeni...
sevgi doluydu herzaman gözleri,
nihayet evlilik tam tamları çaldı,
ancak kertme yapılan genci,
onca uğraşına rağmen hiç sevemedi.
aslında iki aile de müthiş zengindi,
hep yutkundu bir şey diyemedi,
ne ailesine ,ne de birisine,
karar verdi,
babasının tabancasını alıp,intihar edecekti,
etmeliydi.
gitti ağrı dağının eteğine,
ölmek istedi, yapamadı,
hem intihar ederse,
o en çok sevdiği ailesi,
üzülecek ,hatta insanlık ölecekti,
Sanırım komutan kızı,
baban da deden kadar erkekti...
ayyyy ya silme ben de sahiden çok güldüm y.sende ne marifetler varmış öyle delikanlı
aslınnda hiçbir şey demememi
Ve sonra dedim ki ! Şaşkın yolcu yolunu mu şaşırmış : )
ve sonra dedim ki..
serilip serpilsin tebessümlerin
güneşi aradığımız bu ana
düşlerden uzak durmalı
sevinin gerçeği yüze vurdukça
Yıldızsız gecelere sarılıyorum uyumak ve uyanmak için güneşsiz bir güne , Novamm !
ESkimiş eşyaları çöpe atıyoruz ya nekadar gereksiz insan tanıyorsanız Onları da bir eski çöpmis gibi Attın inan bu sizi cok mutlu edecek
Hayatınızda kullan madiginiz Ne kar eSkimiş esya varsa ve onları çöpe atıyonuz işte gereksiz insanlarına çöpe atın inanin bu sizi mutlu ediyor ben den tavsiye
Hayatınızda kullan madiginiz Ne kar eSkimiş esya varsa ve onları çöpe atıyonuz işte gereksiz insanlarına çöpe atın inanin bu sizi mutlu ediyor ben den tavsiye
torosun koyağından bakarken akdenize
ve
sonra dedim ki...
sen seni unutmuşsun maviliğin ortasında
bir yelkenli
bir kesik akköpük
bir sis
düşlerde
bir yudum nefes
mutlak o diye
bulutlar
döndü dolaştı
yağmur olup taştı
çayırlar çimenler
kanı donmuş kardelenler
ve dedim ki...
bir çift söze konu olan
demlenmiş sözcükler.
efes//35...
bencede benimkileryse hiç yazmıyorlar
Rabbim Türk askerinin yar Yardımcısı olsun
öldür lan kendini hapiste bakmazsam şerefsizim!¡
değişmeğe de hiç niyetim yok be birader
sanki umurumda mı ki
el alem ne der.
Çocuk bu daha ya(!)
ona kadar saysaydın bari birader :=))
Sonu olmayan cümlelerin devamı
kAn kaybından öleceğim acele kan aranıyor 0RH +
Bir şiire "Bismillah" demek gibiydi seni sevmek. Ya da yağan yağmuru izlemek denizin kıyısında. Merhamet aramak kin dolu gözlerde. Kaçmak gibiydi seni sevmek. Herşeyden herkesten. Taze ekmek kokusundaki huzuru bulmaktı.
Kızılayda Güvenparkta kuşlara yem satan yaşlı teyzenin umut dolu bakışları gibiydi seni sevmek. Patlamış mısır kokusuydu ( ne de çok severim)
Tren garında hiç gelmeyecek bir yolcuyu beklemekti seni sevmek. Aslında kimin geleceğini de bilmiyordum hoş. Beni gözlerimden tanıyan bir sevdayı bekliyordum elimde kocaman bir bavulla.
Sakarya Caddesindeyim şimdi. Ve yağmur var usuldan. Ve kimsesiz bir çocuk yalınayak mendil satıyor . Biliyor musun şimdi nerdeyim? şimdi o çocuğun ıslanmış saçlarında ellerim.
Perdemin arasından sızan ışığa "Günaydın" demek gibiydi seni sevmek. gülümseyerek. Arınmak geçmişteki ihanetlerden. Bedenimdeki kirli parmak izlerini yıkamak gibiydi yağmur suyuyla.
Bir gece yapayalnız bir dağın başında" Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden "derken ! Karanlıkta kocaman bir ateş yakmak gibiydi yalnızlığa inat
Söyle bana "Ne renksin" dedin? Umulmayan bir anda, beklenmedik bir zamanda gelirdi bu çalışmadığım yerden gelen sınav soruların .
Maviydim. Maviyim . Hep Mavi olacağım.
Gökyüzüne bakmak gibiydi seni sevmek. Umut dolu, mutluluk dolu , hüzün dolu, sonsuzluk dolu, sensizlik dolu, kimsesizlik gibi birşeydi seni sevmek. hem var hem yok olmak gibiydi
Bir şiire "Bismillah" demek gibiydi seni sevmek. Ya da yağan yağmuru izlemek denizin kıyısında. Merhamet aramak kin dolu gözlerde. Kaçmak gibiydi seni sevmek. Herşeyden herkesten. Taze ekmek kokusundaki huzuru bulmaktı.
Kızılayda Güvenparkta kuşlara yem satan yaşlı teyzenin umut dolu bakışları gibiydi seni sevmek. Patlamış mısır kokusuydu ( ne de çok severim)
Tren garında hiç gelmeyecek bir yolcuyu beklemekti seni sevmek. Aslında kimin geleceğini de bilmiyordum hoş. Beni gözlerimden tanıyan bir sevdayı bekliyordum elimde kocaman bir bavulla.
Sakarya Caddesindeyim şimdi. Ve yağmur var usuldan. Ve kimsesiz bir çocuk yalınayak mendil satıyor . Biliyor musun şimdi nerdeyim? şimdi o çocuğun ıslanmış saçlarında ellerim.
Perdemin arasından sızan ışığa "Günaydın" demek gibiydi seni sevmek. gülümseyerek. Arınmak geçmişteki ihanetlerden. Bedenimdeki kirli parmak izlerini yıkamak gibiydi yağmur suyuyla.
Bir gece yapayalnız bir dağın başında" Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden "derken ! Karanlıkta kocaman bir ateş yakmak gibiydi yalnızlığa inat
Söyle bana "Ne renksin" dedin? Umulmayan bir anda, beklenmedik bir zamanda gelirdi bu çalışmadığım yerden gelen sınav soruların .
Maviydim. Maviyim . Hep Mavi olacağım.
Gökyüzüne bakmak gibiydi seni sevmek. Umut dolu, mutluluk dolu , hüzün dolu, sonsuzluk dolu, sensizlik dolu, kimsesizlik gibi birşeydi seni sevmek. hem var hem yok olmak gibiydi
Zaman akıp gidiyor.
Şimdilik yapabileceğimiz tek şey,
Yaşamaya çalışmak !
Umarım bir gün, dünyada ,
Endişe etmeden gülen , insanlarla yaşarız .
Umarım bir gün uyandığımızda ,
güzel günleri yaşayacağımız ,
birileri vardır yanımızda .
Dedim,el bile değilsin...!
,..........
.............
sonra dedim ki;
herkese sabah moralim bozuk olduğu halde,
günaydın deyip iyi dileklerde bulunmak zorundamıyım,
ya da gülmek içindeki acılara aldırmadan,
yani bir sıfır mağlup ken,
beş sıfır öndeymiş gibi görünmek,
tuhaf,
çünkü gayet sevecen,nazik,ince ruhlu insanların,
ne büyük acıları var bilemezsin.
peki ya dersen ne kaybedersin?:))herkese günaydınlar efendim...
güzel gözünden, yiğit sözünden belli olur....
sayın istanbullu tın durumu ergen kızların keprisinden ibaret olup,genelde istemem yan cebime koy durumu birşekilde peşinden koşturma çabası dır gayet atletik bir yapıya sahip olmama rağmen yakışıklı olduğumu da bildiğimden böyle bir az ve kısa bir koşuyu tercih etmem mümkün değil.
TIN'sa Tın'dır. Yok çaresi.
sonra dedim ki;
sen benim iyi dieklerim,
günaydınlarım ,
en nazik hareketim,
en ince naif durumum,
en modern halimsin,
yani sen beni insan yapan,
insanlığı hatırlatan,
denizin dibinde bulduğum inci,
karşıma çıkan mercan,
ah sen var ya hayatıma renk katan,
varlığın gönül zenginliği,
yokluğun ise hezeyan.
sonra dedim ki;
herkese sabah moralim bozuk olduğu halde,
günaydın deyip iyi dileklerde bulunmak zorundamıyım,
ya da gülmek içindeki acılara aldırmadan,
yani bir sıfır mağlup ken,
beş sıfır öndeymiş gibi görünmek,
tuhaf,
çünkü gayet sevecen,nazik,ince ruhlu insanların,
ne büyük acıları var bilemezsin.