Sonra dedim ki iftar saati, yemeğe oturmadan bak kediler miyavlıyor kapıda, kalk onları doyur sonra otur dedim nefsim, onlar senin değil, sen onların hakkını yiyorsun...
Modern insanın, can sıkıntısı, hezeyankarı ve bunalımları,uhrevi gaye ve dertlerini bir kenara itip, hayatı salt dünyevi ve gündelik amaçlar için yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Maalesef bu durum kişiyi gerçek ve deruni manasından uzak düşmeye, kişinin yaşadığı hayata dair bir anlam bulamamaya ve sonuçta ruhi bunalımlara sıkıntılara sürüklemektedir. Oysa insan,akıl, beden, nefis, ruh ve gönülden teşekkül eden çok boyutlu bir varlıktır. Nasıl ki karnımız acıktığında yemek yemeye muhtaç isek, aynı şekilde aklımızı, ruhumuzu ve gönlümüzü doyurmaya da ihtiyacımız vardır. Aklın gıdası hikmetli ve faydalı bilgi, ruhun ve gönlün gıdası, yaratılma amacımızı bilmek ve buna uygun şekilde yaşamaktır. Ruh ve gönül, insana hususi kıymetini veren asli özüdür. Ve insan bu boyutlarıyla, kutlu bir yükün taşıyıcısıdır.
Bir gün ölüp, kesin olarak dünyadan göçecegimizi bildiğimiz halde, bu fani yitip gidici mekana haddinden öte tutkuyla sarılıp , hiç gitmeyecekmişcesine yerleşmeye çalışmak hangi salim aklın ürünüdür? ???
Benim hiç sevindiğim bir kaybım olmadı. 'Oh be kurtuldum. Zaten değmezdi.' diyemedim kimsenin ardından. Her giden bir cenaze bıraktı içimde, bir yara açtı, bir parça çaldı... Bu benim mükemmelliğimden değil. Sadece kolay inanan, seven ama zor vazgeçen bir kalbim var. Hepsi bu...
Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok hiç Umudum yok Ama bil ki farklı bir hayaldi İşkenceydi bazen çok güzeldi Ama anlıyorum sesinden Kurtulmuşsun sen Nokta konmuş, bitmiş En güzel hikayem
İnsanlara ne anlatırsan anlat
Ama kendini anlatma.
Bilirim, anlamazlar...
Sonra dedim ki iftar saati, yemeğe oturmadan bak kediler miyavlıyor kapıda, kalk onları doyur sonra otur dedim nefsim, onlar senin değil, sen onların hakkını yiyorsun...
Aslında çok acıyor da belli etmiyorum .
Sabahları sana vereyim
Geceleri ben biriktiririm
Kırpıp kırpıp sabah yaparım
Tanrıyla aramız açık zaten
Ben de sana taparım
Muharrem ince
Allah, Adem'i ellerinden ve ayaklarından ensesine bağlı bir şekilde denize attı ve dedi ki;
Dikkat et su seni ıslatmasın.!!!
Modern insanın, can sıkıntısı, hezeyankarı ve bunalımları,uhrevi gaye ve dertlerini bir kenara itip, hayatı salt dünyevi ve gündelik amaçlar için yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır.
Maalesef bu durum kişiyi gerçek ve deruni manasından uzak düşmeye, kişinin yaşadığı hayata dair bir anlam bulamamaya ve sonuçta ruhi bunalımlara sıkıntılara sürüklemektedir.
Oysa insan,akıl, beden, nefis, ruh ve gönülden teşekkül eden çok boyutlu bir varlıktır.
Nasıl ki karnımız acıktığında yemek yemeye muhtaç isek, aynı şekilde aklımızı, ruhumuzu ve gönlümüzü doyurmaya da ihtiyacımız vardır.
Aklın gıdası hikmetli ve faydalı bilgi, ruhun ve gönlün gıdası, yaratılma amacımızı bilmek ve buna uygun şekilde yaşamaktır.
Ruh ve gönül, insana hususi kıymetini veren asli özüdür. Ve insan bu boyutlarıyla, kutlu bir yükün taşıyıcısıdır.
Ya sonun başlangıcı ise bugün!!
Oysa bir tek sebebi yoktu kötülüğün. Sayısız ve sınırsızdı.
... çapkınlık başka bişey, avcılık başka... istirham ediyorum karışmasın, lütfen:)
Aynı yerde kaldıkça, nesneler ve insanlar yozlaşır, çürür ve de leş gibi kokmaya başlar.. Céline
kovalansam da kaçsam... :P
"Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektlr. Bağlılık bilinçsizliktir."
"Dünya kötülere bırakılmayacak kadar güzel"
O hâlde,teslim olmayalım Halil'im kurşun atalım:))
Hayatta fikirler çok büyük, kafalar çok küçük
Bir gün ölüp, kesin olarak dünyadan göçecegimizi bildiğimiz halde, bu fani yitip gidici mekana haddinden öte tutkuyla sarılıp , hiç gitmeyecekmişcesine yerleşmeye çalışmak hangi salim aklın ürünüdür? ???
Benim hiç sevindiğim bir kaybım olmadı. 'Oh be kurtuldum. Zaten değmezdi.' diyemedim kimsenin ardından. Her giden bir cenaze bıraktı içimde, bir yara açtı, bir parça çaldı...
Bu benim mükemmelliğimden değil. Sadece kolay inanan, seven ama zor vazgeçen bir kalbim var.
Hepsi bu...
Vay be!
Ben bu Dünyaya ait değilim sanırım...
Sırtında uzun hırka gibi gece
Yârenlik etmez, kaytarır hece
Hatıra oturmuş, kalkmaz, hâlden anlamaz
Derya deniz düşünce
Birisi soruyordu; "bunlar yahu böyle sözler ederken hiç mi Allah'tan korkmazlar?" diye...
Diğer adam da cevap olarak; "inanmadıkları bir şeyden neden korksunlar ki?" dedi...
Oysa bir hayale aşk sanıp dalıp gitmişim ...
Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok hiç
Umudum yok
Ama bil ki farklı bir hayaldi
İşkenceydi bazen çok güzeldi
Ama anlıyorum sesinden
Kurtulmuşsun sen
Nokta konmuş, bitmiş
En güzel hikayem
Zorsun be dünya...
Beğenmemem için bir neden mi var?_____:))
Beğenmemem için bir neden mi var?_____:))
NER GIZsende kendını begenmışlik mi var? düşündünmü bunu
Nereye kadar böyle ?lanet olsun içimdeki sen’e.. canın cehenneme ....
Kaldı öyle ..
Gülüşünden ver!!
Özgürlüğün ayaklarının altından çekilen taburedir 6 Mayıs 1972. !
Üç genç varmış, ölmek için uyanan.
Astılar,
ama öldüremediler. !
Sonra dedim ki
Aslında diyemediğimdir
Keşke deseydim dediğimdir
Mesela
Sonra dedim ki kendi kendime
Keşke ...
Senin alayına karşılık aşksa benim ettiğim, Yazıklar olsun bana; kendimi hiç sevmemişim.