İstanbul Üniversitesi Beyazıt meydanı giriş kapısı üzerindeki kitabe:
( Sağdaki yazı ) “Muhakkak ki Biz, sana apaçık bir fetih verdik.” (Fetih Suresi 1 ayet)
(Ortadaki büyük yazı ) “DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE” Askeri Emir Dairesi Yani Eski Genelkurmay Başkanlığı
( Soldaki yazı ) “Ve Allah, sana azîz bir zaferle yardım etsin.” (Fetih Suresi 3 ayet)”
Osmanlı dönemindeki ismi Serasker Kapısı. Günümüzde İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt meydanına bakan ana giriş kapısı olarak kullanılıyor. İlk olarak 1865 yılında Harbiye Nezareti Binası’nın nizamiye kapısı olarak yaptırılıyor. Kapıdan ve arkasındaki bahçeden geçilerek günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak kullanılan yapılar grubuna ulaşılıyor.
Deneyim tarihi: Ekim 2016
kısa tanıtım arapcasının anlamını merak edene. kapıdaki yazıların.eksiği var fazlası yok.
Güneşli Melek "Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık. Sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.Özlemek, ölmekten sadece iki harf fazla be çocuk"demiş CEMAL SÜREYA..
Üç çeyreklik, dinle... Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın yanısıra Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasının da önderi O İnsan'a ve hatta O'nun Mücadele Arkadaşları'na en iğrenç küfürlerle saldırılırken korkudan gık'ın çıkmayacak...
Ve hatta, iktidara yakın olduğunu bildiğin o saldırganlara "haha'lı hihi'li" yılışıklıklarla şirin görünmeye çalışacaksın...
Ama... Her şeyimizi borçlu olduğumuz İnsanlara sahip çıkanlara o yarım aklınla boyunu, haddini aşan biçimde müdahale edeceksin. Sinsi düşmanlık budur işte.
Senin bu taktiğini daha önce II Cumhuriyetçi ve ayrıca "yetmez ama evet"çiler de denemişti ama kullanıldıktan sonra buruşturulup atıldıkları çöplüklerde ağlayıp sızlayarak pişmanlık göz yaşları döküyorlar şimdi.
"Mallık"larına doymasınlar, he mi? :))) Dikkat de onlara benzeme sen de...
https://www.dailymotion.com/video/x248du6
Oy Neslixan
18 Kasım 1833'de Türkiye'nin ilk ve tek üniversitesi olarak öğrenim hayatına başlamış olan kurumdur.
İstanbul Üniversitesi Beyazıt meydanı giriş kapısı üzerindeki kitabe:
(Sağdaki yazı): “İnna fetehna leke fethan mubina(mubinen).” (Fetih Suresi 1. ayet)
(Ortadaki büyük yazı): “DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE.”
(Soldaki yazı): “Ve yansurekallahu nasran azîzâ(azîzen).” (Fetih Suresi 3. ayet)
Türkçe Anlamı
İstanbul Üniversitesi Beyazıt meydanı giriş kapısı üzerindeki kitabe:
( Sağdaki yazı ) “Muhakkak ki Biz, sana apaçık bir fetih verdik.” (Fetih Suresi 1 ayet)
(Ortadaki büyük yazı ) “DAİRE-İ UMUR-U ASKERİYE” Askeri Emir Dairesi Yani Eski Genelkurmay Başkanlığı
( Soldaki yazı ) “Ve Allah, sana azîz bir zaferle yardım etsin.” (Fetih Suresi 3 ayet)”
Osmanlı dönemindeki ismi Serasker Kapısı. Günümüzde İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt meydanına bakan ana giriş kapısı olarak kullanılıyor. İlk olarak 1865 yılında Harbiye Nezareti Binası’nın nizamiye kapısı olarak yaptırılıyor. Kapıdan ve arkasındaki bahçeden geçilerek günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak kullanılan yapılar grubuna ulaşılıyor.
Deneyim tarihi: Ekim 2016
kısa tanıtım arapcasının anlamını merak edene. kapıdaki yazıların.eksiği var fazlası yok.
hani şu altın sarısı harfle yazısı olan kapı.
bu arada Tarkan çok güzel bir klip yapmış beğeniyorum.
eski adıyla darül funun darül askeriyye mezunuyum:)) hadi geçmiş olsun geçcek ama üzülmeyin:):)
bu arada nur sertere selam basım örtülü olmadığı için beni okuldan edemedi.
bilim ve fen ve teknik olarak usulüne göre cevap verdim:):)
içiniz ne kadar fesat ya:):)
17:45
sana sitem etmedim gerçekten safım ben yeri gelmişken söyleyim dedim sonru unutur munuturm :)
Pislik değil.. safım
17:45
kenani okuyan bir başka din mensubu müslüman olacaksa da olmaz...
Ali mahiri okuyan Atatürk'çü olmaz....
Bunların ikisini aynı hücreye koymak lazım muhteremler....
Kenan Abi 17 45 bana pislik dedi
hem biz gerçekten hep arkadan sevmek zorunda kaldık onu hala önümüzde:))
Unutursak kalbimiz kurusun der... unuturuz
Her yöne mavi boncuk dağıtarak yandaş kazanma peşinde koşan onursuzların, onur sözcüğünü ağızlarına almaları olsa olsa komiklik olur :)))
Güneşli Melek
"Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık. Sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.Özlemek, ölmekten sadece iki harf fazla be çocuk"demiş CEMAL SÜREYA..
Üç çeyreklik, dinle...
Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın yanısıra
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasının da önderi O İnsan'a ve hatta O'nun Mücadele Arkadaşları'na en iğrenç küfürlerle saldırılırken korkudan gık'ın çıkmayacak...
Ve hatta, iktidara yakın olduğunu bildiğin o saldırganlara "haha'lı hihi'li" yılışıklıklarla şirin görünmeye çalışacaksın...
Ama...
Her şeyimizi borçlu olduğumuz İnsanlara sahip çıkanlara o yarım aklınla boyunu, haddini aşan biçimde müdahale edeceksin. Sinsi düşmanlık budur işte.
Senin bu taktiğini daha önce II Cumhuriyetçi ve ayrıca "yetmez ama evet"çiler de denemişti ama kullanıldıktan sonra buruşturulup atıldıkları çöplüklerde ağlayıp sızlayarak pişmanlık göz yaşları döküyorlar şimdi.
"Mallık"larına doymasınlar, he mi? :)))
Dikkat de onlara benzeme sen de...
Hadi güle güle şimdi!
(Çıkış kapısı tam arkanda)
Maria, hiç gelmeyecek birini özlemek mi daha zor, yoksa özleyecek birinin kalmaması mı?
Ben karar veremedim...
Sorular sorup durmayın yüklemime cümlelerimden hiçbir şey anlayamazsınız
...
:(
O his gelince
içerdeysem eğer kendimi dışarı atarım dışardaysam bilmediğim sokakalra yürürüm
çaresiz acının derdini ayaklar çeker
Bir daha asla göremeyeceğiniz birini çok özlerseniz ne yapıyorsunuz ?