ölüm sınanmak maksadıyla gelmiş olduğumuz dünya hayatından ayrılıp ebedi bir saadet kapısını aralamanın ilk adımı bazıları için bir son gibi gözüksede asla ölüm bir son değildir ölüm hiç sona ermiyecek hayata atılan en büyük adımdır
yahya kemal'i çağrıştırıo we 'düşünce' şiirinden şu son mısralar aklıma gelio,hep aklımn we hayatmn bi köşesinde olan mısralarr :))) ... ölmek deildir dünyann en mühim işi müşkül budur ki ölmeden evvel öülr kişi.
Ölümden korkuyorum, ama neden; imansız gitmekten dolayı ölümden korkuyorum,,, Eğerki şu anda imanla gideceğimi bilsem şimdik ölmeyi isterdim.............
Bir çığlıktır ama sen duyamazsın ölumun sessız bağırışlarını ve hep içimizde bizi bırakmayan, yaşıyorken bile istemediğimiz bir anda yolumuza çıkan, hızla üzerimizden gecip,paramparca olmamızı sağlayan keskın ama sessız bır çığlık.....
Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki konuşma: Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile yok. B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: K: Ölüm. B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir,ama bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu şekilde devam ederim:Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz? K:Hayır B:Şu saniye içinde olma olasılığı var mı? K:Var. B:Yarın? K:Evet. B: 30 yıl sonra? K: Olabilir. B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle hiç bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm: B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti? K: Yoktur hocam. B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar. K: Hocam konuyu değiştirsek? B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız? K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam. B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona 'yüreğinizin taa derininden gelen bir 'seni gerçekten çok seviyorum' demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir. B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde 'şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim? ' diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
sonsuzluga ulaşmak.....belkı korkularının ızdırapların bittigi belkide başladıgı şeydirr! ! ! ! ! !
ölüm sınanmak maksadıyla gelmiş olduğumuz dünya hayatından ayrılıp ebedi bir saadet kapısını aralamanın ilk adımı bazıları için bir son gibi gözüksede asla ölüm bir son değildir ölüm hiç sona ermiyecek hayata atılan en büyük adımdır
yahya kemal'i çağrıştırıo we 'düşünce' şiirinden şu son mısralar aklıma gelio,hep aklımn we hayatmn bi köşesinde olan mısralarr :)))
...
ölmek deildir dünyann en mühim işi
müşkül budur ki ölmeden evvel öülr kişi.
Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznün beni aşan taşkınlığını
Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
Anlayabilseydin
Anlatabilirdim sana
Seninle yaşanan bir aşktan sonra
Ayrılığın ölüm bile olsa
Mavi bir ölüm olacağını
Ölümden korkuyorum, ama neden; imansız gitmekten dolayı ölümden korkuyorum,,, Eğerki şu anda imanla gideceğimi bilsem şimdik ölmeyi isterdim.............
saat 14.15ti benim için ölüm.. saat içinde öyleydi aslında; durmuştu! sonrasında hersaniyemi paylaştığım gerçek sadece..
küçük bir son, büyük bir başlangıç...
başlangıç son uyanış korku ürperti
Bir çığlıktır ama sen duyamazsın ölumun sessız bağırışlarını ve hep içimizde bizi bırakmayan, yaşıyorken bile istemediğimiz bir anda yolumuza çıkan, hızla üzerimizden gecip,paramparca olmamızı sağlayan keskın ama sessız bır çığlık.....
ölüm bilmedim bişe ama azrail düşünemiom
cinin lambadan çıkması.
hayattan canli ölüm... (alıntı)
Özgür olan ölünce hayatının zevklerıni kaybeder.
Köle olan öldü mü yaşamının acılarını kaybeder
Bu nedenle köle ölümden korkmaz
Ama ölümden korkmayanlardan korkulur.
ölüm ve yaşam o kadar yakın ki
Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki konuşma:
Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile yok.
B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar:
K: Ölüm.
B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir,ama bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu şekilde devam ederim:Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
K:Hayır
B:Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?
K:Var.
B:Yarın?
K:Evet.
B: 30 yıl sonra?
K: Olabilir.
B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle hiç bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm:
B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?
K: Yoktur hocam.
B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar.
K: Hocam konuyu değiştirsek?
B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona 'yüreğinizin taa derininden gelen bir 'seni gerçekten çok seviyorum' demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.
B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde 'şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim? ' diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
ölümü sıgdıramaz
akıl daracık koguk
ölemez, çıldıramaz
ağlarlar boguk boguk
ilaç yarım, şişede
koltuk mahzun, köşede
ev halkı telaşede
ölü yerde, sopsoğuk................
Ölüm mümin için en güzel bir hediye, mevlananın deyimiyle düğün gecesi, kafir içinse söylemek bile istemiyorum:(((
ölüm dünyadan ahirete göç etmektir
Yaşamaktan kolay olan şeydir ölüm!
bilinmezlik...
ölüm! ! !
çok büyük bir özlem...
ölüm dogal bı yasam surecınden sonra gelen ebedi uykudur.tum canlılar dogar gelısır yaslanır we ölürler bu normal bısey hepımızın topragı bol olsun..
Ölüm güzel bir şey, budur perde arkasından haber
Güzel olmasaydı hiç ölürmüydü peygamber......
ölüm yeni bir başlangıçtır.bence
ölüm var ölüm...ölüm.....
kalp kırma gülüm.... gülüm....unutma bir gün.......ölüm var....
Hülyâsı kalmayınca hayatın ne zevki var?
Bitsin hayırlısıyla bu beyhûde sonbahar,
Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi......
YAHYA KEMAL
yaşayacaklarımızı düşünmeden daldığımız tek ve en derin uyku
dünyanın sonu, ahiretin başlangıcı
sonsuz huzur!
bir daha ölmemek üzere doğmak...
vuslat...
boyut değiştirmek...
dünyaya ait olanların son bulması...
yalan olanla gerçek arasındaki pasaj...
korkunc bır kurban bayramı olan mahser gunu ınsanlara bayram gunudur okuzlere olum gunu....
'Anne insan hiç 38 yaşında ölür mü? ? '
(vefat eden arkadaşımın oğlunun ölümü anlama çabası..:(()
zaman geçtikçe daha çok daha çok özlemek.....