Soğuksun ölüm, soğuksun. İstediğin kadar soğuk ol, Bana buz gibi sudan daha tatlı gelirsin! Unutma ki sen benim kölemdin, Ve öyle de kalacaksın. Ben senin efendin, Ben emrederim sen itaat edersin. Ey özgür dağların kölesi, emrediyorum; Gel ve al canımı! ' Bir Çeçen Türküsünün sözleri...
çok merak ediyorum ama elbet bi gün tadacağız hayat yolculuğumuz son bulacak asıl olan yere gideceğiz yani gerçek yaşam ölümden sonra başlayacak onun için bu sahte yaşama dikkat etmek gerekir ölüm denince birden bunlar aklıma geldi
Rüzgar değmez oldu artık yüzüme, Gün ışığı kapıma boş yere gelir; Kötü bir düş gibi dolar gözüme, Bu toprak bana dağ, size tepedir! Toprak yukarda, gül, aşağıda yılan! Elimde kelepçe, gözümde burgu! Toprak, kemiğimden etimi soyan Hırsız, kanlı katil, kefen soyucu! Bütün uzuvlarım bana darılmış, Kulağım unutmuş artık sesimi; Hepsi ayrı ayrı hayale dalmış, Bu omuz, bu ayak bu el benim mi? Girdiğim çukurdan iki facia: Burda karınca dev, insan noktadır; Toprağın altında bir zaman daha, Tırnaklar ve saçlar uzamaktadır! Ölüler, ölüler, koşun imdada! Ölüler, sizin en yoksulunuzum! Ölüler, koşun ki öbür dünyada Topraktan bir sema ile mahpusum! Yağmur çisil çisil üstüme yağar. Tabiat kardeşim yasıma ortak; Şehrin üzerinde uçan bulutlar Serviler ucunda sallanan bayrak! Cevdet Kudret Solok
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzü anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür! AN GELİR BİTER MUAHBBET. işte böyle bir şeydir ölüm (atilla ilhan)
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş; Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş. Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi; Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi.... Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü; Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü. Bezin üstünde ayak parmaklarının izi; Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi. Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana; Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana. Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var; Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar. Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an; Belliki birden bire gitmis çarpınamadan. Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm.. Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....
'İnsan, belirli bir açıdan bakıldığında kendisi için muğlak ve bilinmez olan iki sessizlik dünyası arasına yerleştirilmiştir. Birincisi, ölümden önceki dönem; ikincisi ise ölümden sonraki evredir. Bu ikisi arasında insan hayatı bir çığlık gibi sonsuz sessizliği kısa bir anlığına, onunla birleşmek için dağıtan bir uğraktır. Fakat derin bir çalışma gösterir ki, insana, hiçbirşey'lik ya da sessizlik olarak görülen şey, yani bu dünya hayatının ötesindeki süreç, Saf Varlık'tır; görünüşte bu maddi evrende hayatın kısa uğrakları olan şey ise, o aşkın Varlık'ın yalnızca yansıması ve gölgesidir. İnsan hayatı da, bütün müziklerin en derin boyutu olan o ebedi sessizliğe karşı bir gürültüden başka bir şey değildir.'
ölüm bence benim asıl sonumun başlangıcı ölmekten değilde gidince ne cevap vericem kendimi nasıl affettiricem asıl korkutan bu:(yaptığım herşey için beni affet:(
Bana çok yakın...
Nefesini ensemde hissediyorum...
Bir elvedalık zamanım olurmu bilmem...
Soğuksun ölüm, soğuksun.
İstediğin kadar soğuk ol,
Bana buz gibi sudan daha tatlı gelirsin!
Unutma ki sen benim kölemdin,
Ve öyle de kalacaksın.
Ben senin efendin,
Ben emrederim sen itaat edersin.
Ey özgür dağların kölesi, emrediyorum;
Gel ve al canımı! '
Bir Çeçen Türküsünün sözleri...
ebedi bir yalnızlık...
cizgi///bitisle baslangicin kesistigi ince bi cizgi..
ölüm,ölümün bittiği sonsuzluğun başladığı yerdir..
ölüm bence herşeyin başlangıcı
susmak..
çok merak ediyorum ama elbet bi gün tadacağız hayat yolculuğumuz son bulacak asıl olan yere gideceğiz yani gerçek yaşam ölümden sonra başlayacak onun için bu sahte yaşama dikkat etmek gerekir ölüm denince birden bunlar aklıma geldi
cehenneme gidişin giriş kapısı:(
Rüzgar değmez oldu artık yüzüme,
Gün ışığı kapıma boş yere gelir;
Kötü bir düş gibi dolar gözüme,
Bu toprak bana dağ, size tepedir!
Toprak yukarda, gül, aşağıda yılan!
Elimde kelepçe, gözümde burgu!
Toprak, kemiğimden etimi soyan
Hırsız, kanlı katil, kefen soyucu!
Bütün uzuvlarım bana darılmış,
Kulağım unutmuş artık sesimi;
Hepsi ayrı ayrı hayale dalmış,
Bu omuz, bu ayak bu el benim mi?
Girdiğim çukurdan iki facia:
Burda karınca dev, insan noktadır;
Toprağın altında bir zaman daha,
Tırnaklar ve saçlar uzamaktadır!
Ölüler, ölüler, koşun imdada!
Ölüler, sizin en yoksulunuzum!
Ölüler, koşun ki öbür dünyada
Topraktan bir sema ile mahpusum!
Yağmur çisil çisil üstüme yağar.
Tabiat kardeşim yasıma ortak;
Şehrin üzerinde uçan bulutlar
Serviler ucunda sallanan bayrak!
Cevdet Kudret Solok
ÖLÜM DEDİGİN NEDİRKİ GÜLÜM BEN SENİN İÇİN YAŞARIM
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzü anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür! AN GELİR BİTER MUAHBBET. işte böyle bir şeydir ölüm (atilla ilhan)
dünyevi hayatın pisliğinden arınıp
uhrevi hayata başlangıç noktası
ama yinede ne demiş şair her ölüm erkendir...
... çok yakın...
Kaybedilen ve yarım bırakılmışlıklar...
Acıııııı....
:((((((((((
kimi için ebedi saadete ulaşmak.kimi için sonun başlangıcı
Hakikat değişiyor daha bitmeden cümle,
Koşuyorum yetişmek için bütün gücümle.....
NFK
Varlığı yokluğu sordum özüne
Sustun bir damla yaş geldi gözüne
Ölüm nedir dedim bakıp yüzüne
Yüzüme bakıp da 'hiç' dedin bana.....
şair ne de güzel dokunmuş ölümün bam teline.
ÖLÜM = HİÇ
Geçiş kapısının anahtarı...
Yeni bir başlangıç
En önemlisi de sevdiklerinden ayrılmak
UYKUNUN BÜTÜNÜ.
ölüm bence bu iğrenç yasamdan kurtuluş
baslangic
Ölüm! ömrün pes demesidir,Ölüm! bana toprağı çağrıştırıyor.
Ölünün Odası
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an;
Belliki birden bire gitmis çarpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm..
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....
Necip Fazıl Kısakürek
ölümden korkma imansız ölmekten kork....
'İnsan, belirli bir açıdan bakıldığında kendisi için muğlak ve bilinmez olan iki sessizlik dünyası arasına yerleştirilmiştir. Birincisi, ölümden önceki dönem; ikincisi ise ölümden sonraki evredir. Bu ikisi arasında insan hayatı bir çığlık gibi sonsuz sessizliği kısa bir anlığına, onunla birleşmek için dağıtan bir uğraktır. Fakat derin bir çalışma gösterir ki, insana, hiçbirşey'lik ya da sessizlik olarak görülen şey, yani bu dünya hayatının ötesindeki süreç, Saf Varlık'tır; görünüşte bu maddi evrende hayatın kısa uğrakları olan şey ise, o aşkın Varlık'ın yalnızca yansıması ve gölgesidir. İnsan hayatı da, bütün müziklerin en derin boyutu olan o ebedi sessizliğe karşı bir gürültüden başka bir şey değildir.'
ölüm bence benim asıl sonumun başlangıcı ölmekten değilde gidince ne cevap vericem kendimi nasıl affettiricem asıl korkutan bu:(yaptığım herşey için beni affet:(
ölümü tadamassın tadıyorsan da daha ölmemişsindir...!
yürek ne zaman ölür?
kan pompalamayı bıraktığı anmı? ......
ölümden niye korkarsın ki,ölüm varken sen yoksun sen varken ölüm yok....
ölümün iyi veya kötü oluşu dünyada yaptıklarına göre değişir..ölüm anlk bişi önemli olan ondan sonrası..
Ölüm güzel şeydir
Budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı
Ölürmüydü peygamber
N.F.Kısakürek