Köydür ölüm.. Kimimizin özlemle deneyip de gidemediği.. kimimizin özlediklerini bir türlü geri getiremediği kimimizin yaşama dair özlemlerini yitirdiği..
ezgisi olmayan şarkıdır ölüm.. her bebenin doğarken söylediği..
hakikate ve asla dönüş imtihan için geldiğimiz bu dünyada baki olmadığımızı ve birgün mutlaka tekrar dönücez demektir ama malasef bunun farkında değiliz yada farkındayız ama nefsimize her yeniğiz ölüm gelip çattığında işte ozaman notların verilme zamanı ALLAH bizleri affedilenlerden eylsin!
İki haftalık bir aradan sonra döndük yine köşemize, hasbihâl etmeye devam edelim dedik gençlerle. Dikkatli okuyucularımız arayı 2 haftadan 3'e çıkardığımı fark etmişlerdir. Böyle bir izin kullanmamızın ana sebebi dinlenme isteği değildi. Bizim işlerde ara vermek, tatil yapıyor gözükmek çoğu zaman klasik anlamı ile tatil yapıldığını göstermez, tam aksine başka işlerin yoğunlaşması demektir. Bizimki de aynen böyle oldu, dinlenme kavramından uzak olduğumuz bir zaman aralığı idi son birkaç hafta. Sonunda bu süre de geçti ve abiniz huzurlarınıza geldi.
Bu kısa süreli aranın hemen tamamında ABD'de idim. Türkiye'den yeni ayrılmıştım ve doğrusu Amerika'da da üç gün üst üste kaldığım yer olmadı diyebilirim. Bol seyahatli, hareketli ve yorucu süre içinde yine enteresan olaylar yaşadım, enteresan mekânlar gördüm.
Son birkaç haftanın benim açımdan en unutulmaz anı, bir eğitim gönüllüsü ile yıllar sonra karşılaşmamdı. Ziyarete gittiğim bir mekânda arabamı park ederken camıma vurup selam veren, o davudi ama sıcak ve içten sesi ile halimi hatırımı soran, çok kısa süren konuşmamızda bütün samimiyetini bir kere daha hissettiğim Ahmet Talu abimizdi. Daha sonra görüşmek üzere ayrılmıştık; ama kısmetimizde o kadarı varmış. Ertesi sabah öğrendiğim vefat haberi ile sarsılmış, bir yandan bir daha görüşememenin ve kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken, bir yandan da ülkemizden binlerce kilometre uzakta eski bir dostla, bir eğitim ustası ile son anında helalleşebilmenin mutluluğunu yaşamıştım.
Hayat böyledir. Yakınınızdan birini, uzun süredir tanımış olduklarınızdan birini, birkaç saat önce konuşurken sağlam şekilde karşınızda duran birini kaybettiğinizde ölümü, hayatı, dünyayı, ahireti ve hesabı daha bir yakından hisseder, düşünürsünüz. Belki kendi ölümünüzü de düşünerek bir kısım muhasebelere girer ve belki bazı kararlar bile alırsınız. Sonrasında hayat devam eder. Devam eden hayat içinde bu anlık muhasebeler ya kaybolur ya da bir müddet tesirini gösterdikten sonra iyi bir imani bilgi takviyesi yapılmazsa yavaş yavaş silinir gider.
Hayat böyledir. O gün o vefat haberini alan ben, geri dönerken bir başka arkadaşımızın yeni doğan çocuğunun haberini almıştım. Bir yanda gidenler, diğer yanda gelenler. Bir yanda bu gitme-gelmelerin farkında olarak yaşayanlar, diğer yanda başını devekuşu gibi kuma sokup, ölümden bahis açıldığında kaçanlar. Her şeyin farkında olup buna rağmen kendilerini günahtan, malayani işlerden alamayanlar... Alamadıkları için de imani noktada en riskli grubu oluşturanlar...
Hayat böyledir... Birisi defalarca vize alamayıp dostları ile helalleşeceğini söylediği zaman (helallik kavramından habersiz olanlar tarafından) vize kapısı açılıyor... Okyanus aşırı da olsa eski dostlarını bulup helalleşiyor, bir yanda bu ve bunun gibi vefalılar... Bir yanda her gün beraber oldukları insanların, içinde yaşadıkları güzelliklerin farkında olmayıp kıymet bilmeyenler… Bir şeyin kıymetinin anlaşılabilmesi için illa da kaybedilmesi mi gerekir diye düşündürtenler...
Hayat böyledir... Ölenle ölünmüyor. Kimse de biz ölünce ölmeyecek. Hayat devam edecek. Herkes kendi hesabını işlemeye devam edecek. Sevilme ölçümüze göre bir müddet yoğun olarak hatırlanacağız, sonrasında belki de unutulacağız. Unutmaması gerekenlerin dünyada yaşayanlar olmadığının, unutulmamanın ölçüsünün de dünyaya göre değil ötelere göre yaşamak olduğunun farkına varacak mıyız?
Şehrime dönmüştüm. Bir tarafta bu vefat haberi tazeliğini koruyordu, diğer tarafta da bir başka hazırlık başlıyordu. Gurbet deyip yollara düşmüş bir arkadaşımız, toplum olarak gurbette olan dostlardan kız alıyor, Ahıska Türklerinden bir gelinimiz oluyordu. Bana da ‘düğünde bir iki cümle söyler misin? ' demişlerdi. Düğün akşamı mikrofona çağırdıklarında sahneye doğru yürürken, bir yandan bu düşünceler kafamdan geçiyor, bir yandan da kendi kendime “hayat böyledir.” diyordum.. Esat GÜRBÜZ.
dünyada var olan müstesna gerçeklerden bir tanesi olduğu için gerçekleşmesi üzerine 'neden ben, neden sen, neden o? ' gibisinden sorular gayet gereksizdir.
Ölüm bence ALLAH' a kavuşmaktır. Asıl yaşama geçmek, fanilik sınavını bitirip, sınav sonuçlarını almaktır. Uykudan uyanmak hayata geçmektir. Ölüm bence yeniden doğmaktır.
peygamber öldükten sonra
bizler ne güne yaşıyoruzki
titizdir... bir tehir beklemek anlamsız... doğmadan evvel bize bildirilendir...
-doğarken eline tevdî edilmişizdir...-
niceleri senin deli kuvvetine aptalca bir dirençle karşı koydular...
fakat ne oldu? hep olması gereken oldu... hep aldın...
'Ölüm bize ne uzak... Ne yakın bize ölüm.. Ölümsüzlüğü tattık.. Bize ne yapsın ölüm? '
Sev,yanına aldığın sevdiklerimizi, bizim seni sğimiz gibi...
olur mu gecemi yeşile çalmak
yıldız çivilemek parmak uçlarıma
ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak
hiç doğmamayı isterdim ama
bir kere doğmuşum ölmek yasak
“Gönül koydum, üstelik n’olur n’olmaz diye
Üzerime yazdırdım kaç çocuğun göğünü
Bir şey çıkmaz demiştim, bir daha söylüyorum
Gidenin arkasına boşaltılmış yağmurdan
Belki ölmüş olurum herkesin öldüğünü”.
hüseyin akın
Köydür ölüm..
Kimimizin özlemle deneyip de gidemediği..
kimimizin özlediklerini bir türlü geri getiremediği
kimimizin yaşama dair özlemlerini yitirdiği..
ezgisi olmayan şarkıdır ölüm..
her bebenin doğarken söylediği..
hakikate ve asla dönüş imtihan için geldiğimiz bu dünyada baki olmadığımızı ve birgün mutlaka tekrar dönücez demektir ama malasef bunun farkında değiliz yada farkındayız ama nefsimize her yeniğiz ölüm gelip çattığında işte ozaman notların verilme zamanı ALLAH bizleri affedilenlerden eylsin!
gerçeğe uyanmak huzura varmak
RABBİNLE kavuşmak
nerdesin eyy ölüm
İki haftalık bir aradan sonra döndük yine köşemize, hasbihâl etmeye devam edelim dedik gençlerle. Dikkatli okuyucularımız arayı 2 haftadan 3'e çıkardığımı fark etmişlerdir. Böyle bir izin kullanmamızın ana sebebi dinlenme isteği değildi.
Bizim işlerde ara vermek, tatil yapıyor gözükmek çoğu zaman klasik anlamı ile tatil yapıldığını göstermez, tam aksine başka işlerin yoğunlaşması demektir. Bizimki de aynen böyle oldu, dinlenme kavramından uzak olduğumuz bir zaman aralığı idi son birkaç hafta. Sonunda bu süre de geçti ve abiniz huzurlarınıza geldi.
Bu kısa süreli aranın hemen tamamında ABD'de idim. Türkiye'den yeni ayrılmıştım ve doğrusu Amerika'da da üç gün üst üste kaldığım yer olmadı diyebilirim. Bol seyahatli, hareketli ve yorucu süre içinde yine enteresan olaylar yaşadım, enteresan mekânlar gördüm.
Son birkaç haftanın benim açımdan en unutulmaz anı, bir eğitim gönüllüsü ile yıllar sonra karşılaşmamdı. Ziyarete gittiğim bir mekânda arabamı park ederken camıma vurup selam veren, o davudi ama sıcak ve içten sesi ile halimi hatırımı soran, çok kısa süren konuşmamızda bütün samimiyetini bir kere daha hissettiğim Ahmet Talu abimizdi. Daha sonra görüşmek üzere ayrılmıştık; ama kısmetimizde o kadarı varmış. Ertesi sabah öğrendiğim vefat haberi ile sarsılmış, bir yandan bir daha görüşememenin ve kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken, bir yandan da ülkemizden binlerce kilometre uzakta eski bir dostla, bir eğitim ustası ile son anında helalleşebilmenin mutluluğunu yaşamıştım.
Hayat böyledir. Yakınınızdan birini, uzun süredir tanımış olduklarınızdan birini, birkaç saat önce konuşurken sağlam şekilde karşınızda duran birini kaybettiğinizde ölümü, hayatı, dünyayı, ahireti ve hesabı daha bir yakından hisseder, düşünürsünüz. Belki kendi ölümünüzü de düşünerek bir kısım muhasebelere girer ve belki bazı kararlar bile alırsınız. Sonrasında hayat devam eder. Devam eden hayat içinde bu anlık muhasebeler ya kaybolur ya da bir müddet tesirini gösterdikten sonra iyi bir imani bilgi takviyesi yapılmazsa yavaş yavaş silinir gider.
Hayat böyledir. O gün o vefat haberini alan ben, geri dönerken bir başka arkadaşımızın yeni doğan çocuğunun haberini almıştım. Bir yanda gidenler, diğer yanda gelenler. Bir yanda bu gitme-gelmelerin farkında olarak yaşayanlar, diğer yanda başını devekuşu gibi kuma sokup, ölümden bahis açıldığında kaçanlar. Her şeyin farkında olup buna rağmen kendilerini günahtan, malayani işlerden alamayanlar... Alamadıkları için de imani noktada en riskli grubu oluşturanlar...
Hayat böyledir... Birisi defalarca vize alamayıp dostları ile helalleşeceğini söylediği zaman (helallik kavramından habersiz olanlar tarafından) vize kapısı açılıyor... Okyanus aşırı da olsa eski dostlarını bulup helalleşiyor, bir yanda bu ve bunun gibi vefalılar... Bir yanda her gün beraber oldukları insanların, içinde yaşadıkları güzelliklerin farkında olmayıp kıymet bilmeyenler… Bir şeyin kıymetinin anlaşılabilmesi için illa da kaybedilmesi mi gerekir diye düşündürtenler...
Hayat böyledir... Ölenle ölünmüyor. Kimse de biz ölünce ölmeyecek. Hayat devam edecek. Herkes kendi hesabını işlemeye devam edecek. Sevilme ölçümüze göre bir müddet yoğun olarak hatırlanacağız, sonrasında belki de unutulacağız. Unutmaması gerekenlerin dünyada yaşayanlar olmadığının, unutulmamanın ölçüsünün de dünyaya göre değil ötelere göre yaşamak olduğunun farkına varacak mıyız?
Şehrime dönmüştüm. Bir tarafta bu vefat haberi tazeliğini koruyordu, diğer tarafta da bir başka hazırlık başlıyordu. Gurbet deyip yollara düşmüş bir arkadaşımız, toplum olarak gurbette olan dostlardan kız alıyor, Ahıska Türklerinden bir gelinimiz oluyordu. Bana da ‘düğünde bir iki cümle söyler misin? ' demişlerdi. Düğün akşamı mikrofona çağırdıklarında sahneye doğru yürürken, bir yandan bu düşünceler kafamdan geçiyor, bir yandan da kendi kendime “hayat böyledir.” diyordum.. Esat GÜRBÜZ.
Ölüm güzel şey..Odur perde ardından haber;
Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber? ? ?
rüyadan uyanıştırkı..ölmekmış meğerse yenıden doğmak hayattayken anlamadıgımız yada anlayamadığımız.
dünyada var olan müstesna gerçeklerden bir tanesi olduğu için gerçekleşmesi üzerine 'neden ben, neden sen, neden o? ' gibisinden sorular gayet gereksizdir.
Ölüm; Ademiyete geri dönme olduğu gibi yeniden dirilmektir. Kesret denilen çokluk alemi de denilen dünya dan aslına dönme kapısıdır ölüm.
Yok oluş veya songu demek onu anlayamamadır.
Yok oluş veya son ile adlandırılarak anlam kazandırılırsa o anlamı kazandıranın akıbetidir aynı zamanda ölüm.
Benim için ölüm ise, Hakka, Hakikatle bütünleşmedir.
Her bitişin yeni bir başlangıç olduğunu gösteren en güzel örnek...
Ölüm bence ALLAH' a kavuşmaktır. Asıl yaşama geçmek, fanilik sınavını bitirip, sınav sonuçlarını almaktır. Uykudan uyanmak hayata geçmektir. Ölüm bence yeniden doğmaktır.
Ölümün bana çağrıştırdığı; bu hayattan çok çok farklı, çok üstün bir mertebeye geçmek,sonsuzluğa, sonsuz huzura geçiş yapmak...
kapı açmak
kimine göre yeni bir başlangıç kimine göre de sonsuz bir hiçlik.
hayattan çıkarı olmayanların ölümden de çıkarı olmayacaktır..
o geldimi ne var korkacak,korkular biter..
hepimize besbelli aynı mesafede..
ölüm allaha daha yakın olmanın baslangıcı benim icin
ÖLÜM GÜZEL ŞEY BUDUR PERDE ARDINDAN HABER
HİÇ GÜZEL OLMASA ÖLÜRMÜYDÜ PEYGAMBER
'öLüm yarınLarın ucunda bekLiyor değiL; şimdinin kaLbinde ve budağında
büyüyor, bugünün yanağında ve dudağında güLümsüyor. Her günün akşamı kendi
cenazemizi yatırıyoruz yumuşak yastıkLara.'
'Bir tabutun içinde sır vermeden gidenLer,
Orda, beyaz tasLarLa yıLLardır beni bekLer,
Benim de gözLerime yakın oLsun toprağım...'
'Gece değmemis sema, dalga bilmiyen deniz,
En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz
Ümitler içindeyim, çok sükür öleceğiz..'
ölümdn daha güçlü olan şey bize ölümü göze aldıran şeydir...candan daha kıymetli olan canın kendisi için feda edildiği şeydir..
kaybetmek ne? olum kaybetmek mi? MEVLANA der ki:insanlarin olulerine degil dogumlarina aglayin! !