'İNSANLAR UYKUDADIR,ÖLÜNCE UYANIRLAR.DOLAYISIYLA DÜNYA HAYATI, GEÇTİĞİNİZ ALEMDE SİZİN İÇİN BİR RÜYA OLACAKTIR...ÖYLE İSE ÖLMEDEN ÖNCE ÖL; Kİ, UYKUDAN DÜNYADA İKEN UYAN! ..GERÇEKLERİ GÖR VE O GERÇEKLERE GÖRE YAŞAMINI DÜZENLE! .. ' Ahmed Hulusi
ölüm son değil, aksine sonsuzluğun başlangıcıdır. ölüm yeniden doğuşumuzdur. ama bu küçücük ve dar dünyaya benzer bir yerde değil, sınırsız ve ölümsüz bir dünyada..”Dünyada yaşadığım ve gördüğüm her şey bir denizin dalgası gibidir, dalga sahile vurdumu ölüm demektir.”. Bu dünyada uyuyan ruhunu uyandırmak, beden için bir ölümdür. bu dünya için ruh insan bedeninde hapsedilmiş bir kuş gibidir ve özgürlüğünü bekler durur.ölüm o kuşu salıvermektir.bir dünya değiliz, iki dünyadan ibaretiz. Bazen bir damla, bazen de deniz oluruz ve o denizlerde medcezir oluruz. Bazen kül bazen de köz. Üç okyanusta tufan, dokuz gezegende yörüngeyiz. Kıyamet kopup bütün gezegenler parçalansa, yıldızlar semadan birer birer dökülse bile, biz başka bir dünyada daha da yüksekteyiz. Biz her güzellik için bir ayna, aynaya da parlak bir yüzüz. Ve yıldızımız bütün yıldızlardan çok öte, gördüğün bütün yıldızların ruhudur, varlığıdır. O kadar yüksek bir varlık olduğumuz halde, bedenlerimiz bu dünyada toprak altına girecektir. yani ölecektir. 'sevgi ve ben' adlı kitaptan bir alıntı...
ölüm ektiğini biçmek demek yada meyvesini toplamak kısacası hasadını aklamak demek.. bence insan doğar bebek olur bilinirki ihtiyaçları karşılanır başkası tarafından büyür genç olur evlenir dede olur işte o zaman tekrar küçülmeye başlar vede kendi ihtiyaçlarını göremez oldumu tekrar yardım alır başkasından ama bu kez geldiği yere gider. toprağa
HAYATIN TEK GERÇEĞİ ÖLÜM DÜR BENCE...... ÇOĞU İNSAN KABUL ETMEK İSTEMESEDE TEK GERÇEK ÖLÜM DÜR...... ALLAH HERKESE HER ŞEYİN HAYIRLISI NI NASİP EDER ZATEN ŞÜPHE YOKTUR BUNDAN... İNŞALLAH ÖLÜMÜNDE HAYIRLISI NASİP OLUR TÜM İNSANLIĞA...SİVAS TAN ŞEHRİYAR.....
Kendi dilimizle konuştugumuzda şöyle diyebiliriz; bir varmış bir yokmuş oluyoruz. Arasındakide yaşamımız.Ne varoluşumuzu nede yok oluşumuzu biliyoruz.
Huzura Doğru
Ölümünde sefalar getireceği an olacaktır! . İş kavgası, eş kavgası, aşk kavgası,kardeş kavgası,son bulacaktır. Ölümünde huzur getireceği an olacaktır Ele avuca düşmenin korkusu son bulacaktır. Güzel olmak, üstün olmak,beğenilmek isteyen benimiz, Belkide özünü bulacaktır. Dünyayı zapt etmeye çalışan benimiz,yok olacaktır! .
Cevher Topo Kendimizi fark ettikten ben diyebildiktan sonra ölümüde fark ediyoruz. Diger canlılardan farkımızda bu olsa gerek! Bu soru.İlk insana sorulsaydı sanırım bende böyle bir bilgi yok derdi. .
Kendi dilimizle konuştugumuzda şöyle diyebiliriz; bir varmış bir yokmuş oluyoruz. Arasındakide yaşamımız.Ne varoluşumuzu nede yok oluşumuzu biliyoruz.
Huzura Doğru
Ölümünde sefalar getireceği an olacaktır! . İş kavgası, eş kavgası, aşk kavgası,kardeş kavgası,son bulacaktır. Ölümünde huzur getireceği an olacaktır Ele avuca düşmenin korkusu son bulacaktır. Güzel olmak, üstün olmak,beğenilmek isteyen benimiz, Belkide özünü bulacaktır. Dünyayı zapt etmeye çalışan benimiz,yok olacaktır! .
Cevher Topo Kendimizi fark ettikten ben diyebildiktan sonra ölümüde fark ediyoruz. Diger canlılardan farkımızda bu olsa gerk. .
Ölüm, pek çok şiirin konusu olmuş.Şairlerin bir kısmı korkusunu, ölümün soğukluğunu, itici yüzünü anlatmış, bir kısmı dinî boyuttan bakıp hazırlanmak gerektiğine vurgu yapmış.Benim de bu konuda iki şiirim var birisini buraya yazarak görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.umarım şiiri ölüm kadar soğuk bulmazsınız.
ÖLÜM
Biz insanız ölüm, Meçhulümüz değilsin sen, Panter gibi sinsi ve sessiz, Bastırıverirsin aniden, Biz insanız, aciz... Baş eğeriz çaresiz.
Elbet bilmez yağmur baba, Gelince bahar, Niçin bunca bol yağar. Ve bilmez toprak ana, Düşünce cemre, Neden yeryüzünü yeşile boğar? Soğuk havalarda suyun buz kestiğini, Sonbaharlarda rüzgârların niçin kudretli estiğini, Aklı mı var ki ölüm, sararıp solmadan, Dalından savrulmadan, Yarenleriyle sarmaş dolaş, Delikanlılık çağındaki şu şımarık yaprak, Yaratılmışların aczini, nasıl anlayacak?
Hey ölüm, seni tanıyacak, Yaşasa da Rabbi’ni hiç tanımadan Tanıyacak her yaratılan, Atmışken acizliğini tam kafasından. Bilmese, Düşünmese, İstemese de, Toprağa kan olan yaprak gibi, Kaskatı olan su gibi, Dinginleşen hava gibi, Tamamlayacak Rab’in ol dediği dönüşümünü. Kim bilir kimin koynundasın sen şimdi, Ve soğuk bir yılan gibi, Sarmaktasın kim bilir kimi!
Kim ister seni, ölüm kim... Olmaz bilirim, seninle pazarlık, Lakin uzak tutar İnşallah Râb’im, Seni, benden ve sevdiklerimden Sadece şimdi, şimdilik!
ÖLÜM yolun sonu, ilklerin karşıtı..Yok olmaktır dünya gezegeninde..Hiçbir şeye gereksinim duymamaktır ölüm ve hiçbir şeyden sorumlu olmamak! Hiçbir şeye zorunlu olmamak..Kimilerine acı, kimilerine kurtuluştur..Özgürlüktür sonsuzluğun içinde..Ölüm öyle bir türküdür ki ne söylemeye, ne dinlemeye yürek dayanmaz! ..İçinde sevdalar sevgililer olmayan ölümü neyliyelim ki? ! ..
Öleceğiz hepimiz derken bile nasihatlerimizde, uzak görürüz kendimizden ölümü.,Ölüm Yolu tek yönlü ve hiçbir zaman kalkış saati belli olmayacak bir yolculuk… Gerçeğin başladığı andır ölüm.. Ölüm temizliktir, huzurdur,pişmanlıktır...
Ölüm sonsuz kaybediştir diye düşünüyorum.Kaybettiklerimizin acısını öyle içimizde yaşarız ve geri döndürememek ve onsuz yeni yaşamda olmak.Kalkış saati belli olmayan ve dönüşü olmayan bir yolculuk. Avuçlarımızdan kayıp gitmesi, yalnızlık,özlem,ruhunuz gelgitlerle çırpınışıdır.
ÖLÜM... Bizim için değerli olanın bir anda elimizden kayıp gitmesidir...Tutmak için çırpınıp da tutamayısınızdır...Görmek isteyip de göremediğimiz, dokunmak istediğimizde dokunamadığımız,kokusunu duyduğumuzda etrafımızda söyle bir dönmemiz, görecekmisiz gibi...ÖLÜM...Gelirken izin istemeyen,geldimi almadan gitmeyen,çaresizliğinizde dönüp arkasına bile bakmayan... Ölüm soğuktur soğuk, sıcaklık bunun neresinde...
KAÇINILMAZ SON Ölüm gençlik dinlemez, vakit tamam der. Götürür seni, bilmediğin o yere. Ne sultanlığın Ne paran söker o anda Ne de ağlayıp sızlanman. Hayatta iken kimsenin görmediği, Ama her nedense, belki konu komşunun, Eşin dostun lafı ile Çoğumuzun korktuğu o yerde; Genç yaşlı dinlemeden, Güzel çirkin gözetmeden Zengin fakir kayırmadan Kefenden başka bişey geçmeyecek üstünden. Yaşadığın kadar yaşamış olacaksın. Yaşanmamış yıllarına, sen ağlamayacaksın. Kalanların varsa geride, Onlar ağlayacak senin yerine. İzmir, 01.11.2005
Ölüme merhaba demek Kavuşmaktır mevlaya. Bir sela ile başlar yolculuk Kurt,kuş haber alır,saf tutarlar peşinde. Güzeldir ölüm, hak eden için cenneti. Düğün günüdür bugün,herkes davetlidir. Giysilerin en güzelidir üstündeki, bembeyaz. Kokular sürünmüş, bugüne özel. Melekler elele vermişler hepsi nikah şahidi. Semah dönerler etrafında, Hu çekerler huşu ile, Hu çekerler Hu……..
Kimi davetli ağlar, kimi şaşkın bakar etrafa, Kimi kendini görür ölümde, haline vahh der. Kimi ibret alır da belki,eyvah der.
Güneş bir başka doğar bugün, Yağmur bir başka yağar. Bulutlar eğilir zirveye de, kucaklaşır dağlarla. Soğuk bir rüzgar eser hafiften, yalar yüzleri. Salavatlar dökülür, hüzünlü dudaklardan.
Ölüm güzele koşmaktır sevdayla, Ulu bir servinin gölgesinde. En Sevgili ye yakın olmaktır. “O ndan geldik O na döneceğiz” Bilinciyle, Buluşmaktır toprakla.
Ne krallar kaldı ebedi, Ne sultanlar ne de şahlar. Rabbim bize de nasip et, Bu şerbeti içmeyi ama, Ama en tatlısından.
Bu düğünün tek farkı, Habersiz geliverdi. Cümle davetlileri, Yürekten deliverdi.
Melekler nikah şahidi, elele vermişler de, Semah dönerler etrafında. Hu çekerler huşu ile. Hu çekerler Hu…..
'İNSANLAR UYKUDADIR,ÖLÜNCE UYANIRLAR.DOLAYISIYLA DÜNYA HAYATI, GEÇTİĞİNİZ ALEMDE SİZİN İÇİN BİR RÜYA OLACAKTIR...ÖYLE İSE ÖLMEDEN ÖNCE ÖL; Kİ, UYKUDAN DÜNYADA İKEN UYAN! ..GERÇEKLERİ GÖR VE O GERÇEKLERE GÖRE YAŞAMINI DÜZENLE! .. ' Ahmed Hulusi
Yarını düşünürüm rarın varmı acaba bu gün ne iş yaptın yarın için...? ? ? ? ? ? ? ?
ölüm son değil, aksine sonsuzluğun başlangıcıdır. ölüm yeniden doğuşumuzdur. ama bu küçücük ve dar dünyaya benzer bir yerde değil, sınırsız ve ölümsüz bir dünyada..”Dünyada yaşadığım ve gördüğüm her şey bir denizin dalgası gibidir, dalga sahile vurdumu ölüm demektir.”. Bu dünyada uyuyan ruhunu uyandırmak, beden için bir ölümdür. bu dünya için ruh insan bedeninde hapsedilmiş bir kuş gibidir ve özgürlüğünü bekler durur.ölüm o kuşu salıvermektir.bir dünya değiliz, iki dünyadan ibaretiz. Bazen bir damla, bazen de deniz oluruz ve o denizlerde medcezir oluruz. Bazen kül bazen de köz. Üç okyanusta tufan, dokuz gezegende yörüngeyiz. Kıyamet kopup bütün gezegenler parçalansa, yıldızlar semadan birer birer dökülse bile, biz başka bir dünyada daha da yüksekteyiz. Biz her güzellik için bir ayna, aynaya da parlak bir yüzüz. Ve yıldızımız bütün yıldızlardan çok öte, gördüğün bütün yıldızların ruhudur, varlığıdır. O kadar yüksek bir varlık olduğumuz halde, bedenlerimiz bu dünyada toprak altına girecektir. yani ölecektir. 'sevgi ve ben' adlı kitaptan bir alıntı...
sevgiliye kavuşmaktır ölüm.gerçekleri sınırsızca yaşamak kaybettiklerini bulmaktır ölüm.ölüm öldükten sonra binlerce defa ölmektir
bugünü düşünürüm...dün geçti... yarın varmı? ?
gençliğe de güvenmem..ölen hep ihtiyar mı? ? ?
sadece hayatını dolu dolu yaşamams 1sonkorktugu
hak
yeni bir hayata başlangıç. beden olarak değil bilinç olarak başlayacağımız yeni hayata doğum, ölümdür...
ölüm ektiğini biçmek demek yada meyvesini toplamak kısacası hasadını aklamak demek.. bence insan doğar bebek olur bilinirki ihtiyaçları karşılanır başkası tarafından büyür genç olur evlenir dede olur işte o zaman tekrar küçülmeye başlar vede kendi ihtiyaçlarını göremez oldumu tekrar yardım alır başkasından ama bu kez geldiği yere gider. toprağa
dağların yalın gölgesinde geçti
ilk gençliğim
düşe kalka büyüdüm
asi ve kırılgan şerbetinden içerek
ölümlerin…
BENCE ÖLÜM HAYATIN ÖMÜR DENİLEN KISA SÜRENİN TEK GERÇEĞİDİR..... ALLAH HERKESE HAYIRLI ÖLÜMLER NASİP ETSİN.....SİVASTAN ŞEHRİYAR.....
HAYATIN TEK GERÇEĞİ ÖLÜM DÜR BENCE...... ÇOĞU İNSAN KABUL ETMEK İSTEMESEDE TEK GERÇEK ÖLÜM DÜR...... ALLAH HERKESE HER ŞEYİN HAYIRLISI NI NASİP EDER ZATEN ŞÜPHE YOKTUR BUNDAN... İNŞALLAH ÖLÜMÜNDE HAYIRLISI NASİP OLUR TÜM İNSANLIĞA...SİVAS TAN ŞEHRİYAR.....
Kendi dilimizle konuştugumuzda şöyle diyebiliriz; bir varmış bir yokmuş oluyoruz. Arasındakide yaşamımız.Ne varoluşumuzu nede yok oluşumuzu biliyoruz.
Huzura Doğru
Ölümünde sefalar getireceği an olacaktır! .
İş kavgası, eş kavgası, aşk kavgası,kardeş kavgası,son bulacaktır.
Ölümünde huzur getireceği an olacaktır
Ele avuca düşmenin korkusu son bulacaktır.
Güzel olmak, üstün olmak,beğenilmek isteyen benimiz,
Belkide özünü bulacaktır. Dünyayı zapt etmeye çalışan benimiz,yok olacaktır! .
Cevher Topo
Kendimizi fark ettikten ben diyebildiktan sonra ölümüde fark ediyoruz. Diger canlılardan farkımızda bu olsa gerek! Bu soru.İlk insana sorulsaydı sanırım bende böyle bir bilgi yok derdi.
.
Kendi dilimizle konuştugumuzda şöyle diyebiliriz; bir varmış bir yokmuş oluyoruz. Arasındakide yaşamımız.Ne varoluşumuzu nede yok oluşumuzu biliyoruz.
Huzura Doğru
Ölümünde sefalar getireceği an olacaktır! .
İş kavgası, eş kavgası, aşk kavgası,kardeş kavgası,son bulacaktır.
Ölümünde huzur getireceği an olacaktır
Ele avuca düşmenin korkusu son bulacaktır.
Güzel olmak, üstün olmak,beğenilmek isteyen benimiz,
Belkide özünü bulacaktır. Dünyayı zapt etmeye çalışan benimiz,yok olacaktır! .
Cevher Topo
Kendimizi fark ettikten ben diyebildiktan sonra ölümüde fark ediyoruz. Diger canlılardan farkımızda bu olsa gerk.
.
ölüm.............................
belki bir kurtuluş ........
belki yeni bir başlangıç........
belki bir son..........
ya da hiçbiri ..........
Ölüm, pek çok şiirin konusu olmuş.Şairlerin bir kısmı korkusunu, ölümün soğukluğunu, itici yüzünü anlatmış, bir kısmı dinî boyuttan bakıp hazırlanmak gerektiğine vurgu yapmış.Benim de bu konuda iki şiirim var birisini buraya yazarak görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum.umarım şiiri ölüm kadar soğuk bulmazsınız.
ÖLÜM
Biz insanız ölüm,
Meçhulümüz değilsin sen,
Panter gibi sinsi ve sessiz,
Bastırıverirsin aniden,
Biz insanız, aciz...
Baş eğeriz çaresiz.
Elbet bilmez yağmur baba,
Gelince bahar,
Niçin bunca bol yağar.
Ve bilmez toprak ana,
Düşünce cemre,
Neden yeryüzünü yeşile boğar?
Soğuk havalarda suyun buz kestiğini,
Sonbaharlarda rüzgârların niçin kudretli estiğini,
Aklı mı var ki ölüm, sararıp solmadan,
Dalından savrulmadan,
Yarenleriyle sarmaş dolaş,
Delikanlılık çağındaki şu şımarık yaprak,
Yaratılmışların aczini, nasıl anlayacak?
Hey ölüm, seni tanıyacak,
Yaşasa da Rabbi’ni hiç tanımadan
Tanıyacak her yaratılan,
Atmışken acizliğini tam kafasından.
Bilmese,
Düşünmese,
İstemese de,
Toprağa kan olan yaprak gibi,
Kaskatı olan su gibi,
Dinginleşen hava gibi,
Tamamlayacak Rab’in ol dediği dönüşümünü.
Kim bilir kimin koynundasın sen şimdi,
Ve soğuk bir yılan gibi,
Sarmaktasın kim bilir kimi!
Kim ister seni, ölüm kim...
Olmaz bilirim, seninle pazarlık,
Lakin uzak tutar İnşallah Râb’im,
Seni, benden ve sevdiklerimden
Sadece şimdi, şimdilik!
nicelikten niteliğe geçişteki değişim sureci.
ÖLÜM yolun sonu, ilklerin karşıtı..Yok olmaktır dünya gezegeninde..Hiçbir şeye gereksinim duymamaktır ölüm ve hiçbir şeyden sorumlu olmamak! Hiçbir şeye zorunlu olmamak..Kimilerine acı, kimilerine kurtuluştur..Özgürlüktür sonsuzluğun içinde..Ölüm öyle bir türküdür ki ne söylemeye, ne dinlemeye yürek dayanmaz! ..İçinde sevdalar sevgililer olmayan ölümü neyliyelim ki? ! ..
ölüm yeni bir yasama yeniden dogmaktir
ölüm bir son bir bitiş gibi görünsede aslında bir başlangıç bence.sevgiliye kavuşmak bence.tabiki layıkıyla istenildiği gibi yaşarsak.
Öleceğiz hepimiz derken bile nasihatlerimizde, uzak görürüz kendimizden ölümü.,Ölüm Yolu tek yönlü ve hiçbir zaman kalkış saati belli olmayacak bir yolculuk… Gerçeğin başladığı andır ölüm..
Ölüm temizliktir, huzurdur,pişmanlıktır...
****** ÖLÜM ******
Ne hasta bekledi sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar
Kimi çağırdın da gelmedi..?
**************
yeryüzündeki tek gerçek.ispatlanabilecek tek gerçek.yalanı olmayan tek gerçek.
Ölüm sonsuz kaybediştir diye düşünüyorum.Kaybettiklerimizin acısını öyle içimizde yaşarız ve geri döndürememek ve onsuz yeni yaşamda olmak.Kalkış saati belli olmayan ve dönüşü olmayan bir yolculuk.
Avuçlarımızdan kayıp gitmesi, yalnızlık,özlem,ruhunuz gelgitlerle çırpınışıdır.
ÖLÜM... Bizim için değerli olanın bir anda elimizden kayıp gitmesidir...Tutmak için çırpınıp da tutamayısınızdır...Görmek isteyip de göremediğimiz, dokunmak istediğimizde dokunamadığımız,kokusunu duyduğumuzda etrafımızda söyle bir dönmemiz, görecekmisiz gibi...ÖLÜM...Gelirken izin istemeyen,geldimi almadan gitmeyen,çaresizliğinizde dönüp arkasına bile bakmayan... Ölüm soğuktur soğuk, sıcaklık bunun neresinde...
Aşağı akan nehri yukarı çevirebilirmiyiz...tabiki hayır...akan nehrin yatağında düzgün akmasını sağlayabilirsek ne mutlu bize...iste hepsi buuuu....
KAÇINILMAZ SON
Ölüm gençlik dinlemez, vakit tamam der.
Götürür seni, bilmediğin o yere.
Ne sultanlığın
Ne paran söker o anda
Ne de ağlayıp sızlanman.
Hayatta iken kimsenin görmediği,
Ama her nedense, belki konu komşunun,
Eşin dostun lafı ile
Çoğumuzun korktuğu o yerde;
Genç yaşlı dinlemeden,
Güzel çirkin gözetmeden
Zengin fakir kayırmadan
Kefenden başka bişey geçmeyecek üstünden.
Yaşadığın kadar yaşamış olacaksın.
Yaşanmamış yıllarına, sen ağlamayacaksın.
Kalanların varsa geride,
Onlar ağlayacak senin yerine.
İzmir, 01.11.2005
Karanlık, yalnızlık, korku, bilinmezlik....
Ölüme merhaba demek
Kavuşmaktır mevlaya.
Bir sela ile başlar yolculuk
Kurt,kuş haber alır,saf tutarlar peşinde.
Güzeldir ölüm, hak eden için cenneti.
Düğün günüdür bugün,herkes davetlidir.
Giysilerin en güzelidir üstündeki, bembeyaz.
Kokular sürünmüş, bugüne özel.
Melekler elele vermişler hepsi nikah şahidi.
Semah dönerler etrafında,
Hu çekerler huşu ile, Hu çekerler Hu……..
Kimi davetli ağlar, kimi şaşkın bakar etrafa,
Kimi kendini görür ölümde, haline vahh der.
Kimi ibret alır da belki,eyvah der.
Güneş bir başka doğar bugün,
Yağmur bir başka yağar.
Bulutlar eğilir zirveye de, kucaklaşır dağlarla.
Soğuk bir rüzgar eser hafiften, yalar yüzleri.
Salavatlar dökülür, hüzünlü dudaklardan.
Ölüm güzele koşmaktır sevdayla,
Ulu bir servinin gölgesinde.
En Sevgili ye yakın olmaktır.
“O ndan geldik O na döneceğiz” Bilinciyle,
Buluşmaktır toprakla.
Ne krallar kaldı ebedi,
Ne sultanlar ne de şahlar.
Rabbim bize de nasip et,
Bu şerbeti içmeyi ama,
Ama en tatlısından.
Bu düğünün tek farkı,
Habersiz geliverdi.
Cümle davetlileri,
Yürekten deliverdi.
Melekler nikah şahidi, elele vermişler de,
Semah dönerler etrafında.
Hu çekerler huşu ile. Hu çekerler Hu…..
Süleyman Ergül
21,07,2006
herşei bırakıp gitmektir bu düyarlardan