kenyalı mevlana diye anlatırım çocuklara. daha çarpıcı olsun diye. hatta yanlış yol göstermeleri sonucu kenya yerine konyaya gittiği rivayet edilir. aşk konusunda şems ile dedikodusu hala yapılması onun düşün dünyasındaki yerini sarsmayacaktır. elin adamlarının bizden çok fazla önemsediği şahsiyet. Dr Ali Şeriati'nin başucu kaynaklarının yazarı olması hasebiyle tanıştığım mühim sevgi adamı.
Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova ucsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider arif olan geldimi usulca başını kor ne müslümanlığa yer var orada ne kafirliğe yer.
ne aklım kaldı benim, ne dinim ne kararaım kaldı benim ne sabrım gel ne olur gel artık,
ne gönlümün derdini sor bana, ne sararan yüzümü sor bana ne içimin ataşini sor bana gel gözünle gör, gel artık.
Sıcağınla pişmiş bir somun gibi, o kıpkızıl al al yüzümü sorma Gene ekmek gibi bayatlayıp bayatlayıp, gene ekmek gibi ufalana ufalana Çaresiz dökülmüşüm yollara.
Gel topla beni, gel artık...
Bir vakitler bir aynaydım, yüzünden izler toplamadaydım, Şimdi buruştum, şimdi sarardım, gel gör beni, gel artık.
Dere gibi akıyorum sağa sola, ayrılık her yanımda pusuda. Sabahları yalvarırım yakarırım rüzgarların karşısında. Gel ne olur, gel artık.
Başın kirle ıslaksada, ayağına diken batmışsa da, durma gel, Allah aşkına.
Gel demeden kurtar beni, ey aşıklar peygamberi, gönül ateşinde yanmışım ben, boğulmuşum gözyaşına, git sor Allahını seversen ne yol gösterir sevgili, ne çare yazar bana.
bir çok mutasavvuf gibi oda islama birçok hurafe kattı insanlar onun hakkında pek birşey bilmez. hatta kitabı (mesnevi) yi hiç okumamıştır buna rağmen onu yüceltmektedir hatta islamda zinhar haram olan putunu (heykel) türbesinin önüne diktiler sonra yine islamda yasak olan müziğide sırf o çaldı diye din adına çalıyor ve adına tasavvuf musikisi diyorlar sonra ne muhammed (as) mın nede sahabesinin yapmadığı bir bidatı o döndü diyerek yapıyor ve dönüyorlar birde bütün kötülüklerin anası olan şarabı o kendine helal etti diye içiyorlar ve dinin temeli olan namazı onun adına terk ediyorlar hür insanın mevlası (sahibi) yalnız allahtır ente mevlana fensurna alel gavmil kafirin sen bizim mevlamızsın. Sen kafirlere karşı bize yardım et
O bir müslümandı. Namaz kılar oruç tutar ve diğer emrolunduğu ibadetleri yerine getirirdi. Bir mutasavvıf olduğu kadar İslami ilimlerini tahsil etmiş bir İslam Alimiydi aynı zamanda.. Bir yaratıcıya inanıyordu, ve BİR yaratıcının peygamber gönderdiğine de inanıyordu.. Meleklere, Kur'anı Kerim'e.. Bir çok deist ve ateistin inkâr ettiği mucizeye de inanıyordu. Cennet ve cehenneme de.. ceza ve mükâfâtın var olduğuna da inancı tamdı.
Nedense çoğu insan Hazreti Mevlâna'nın bu yönlerini pek bilme(k isteme) z.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım... Mevlana...
9. sınıfta birlikte okuduğum bir arkadaşım bana, adının içerisinde 'ana' sözcüğü geçmesi sebebiyle Mevlana'nın bayan olduğunu sandığını söylemişti.. bu arkadaşın,tam 15 yıldır çalışaduran bir beyne Mevlana'nın cinsiyeti ile ilgili bilgiyi sığdıramamış olması beni şaşırtmış,güldürmüş ve bir o kadar da üzmüştü..
yasasaydıda görseydi............türk gençliginin ne halde oldugunu.................ırkçılıgın hoşgörüsüzlügün alıp başını gittigini..............................
Mevlana şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul etmiştir. Şu konuları işlemiştir. 1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı 2. Suçtan kurtuluş, akıl yolu ile gafletten uyanış 3. İnanç'daki kudret 4. Tövbe edip doğru yolu bulanların Allah'ın sevgili kulu olacakları 5. Bilginin değeri 6. Gaflete dalış 7. Aklın önemi
kelime anlamı (sahibimiz) demektir bu kelimeyi bir insan için kullanmak doğru deyildir çünkü hür ve yetişkin bir insanın sahibi yalnız allahtır yalnız köle ve çocuğun sahibi insan olabilir kuran ve hadislerde bu kelime sadece allahı kasteder ama bazı ehli tasavvuf bu kelimeyi allaha ortak koştukları şeyhleri için kullanıyorlar bunlardan en ünlüsü celalettin rumidir onun islamda haram olan heykelinide yaptılar niçin bu insanı o kadar yücelttiniz namazı terkedip şarap içtiği içinmi yoksa rasulullah sav ve ashabının yapmadığı, kendi etrafında dönme (sema) diye bir bidat ihtas etti diyemi yada musikiyi islama soktu diyemi
BENLİĞİN ŞIMARTILMASI Ten kafese benzer. Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Bu,? Ben senin sırdaşın olayım? der. Öbürü? Hayır, senin akranın, emsalin benim? der.
Bu der ki:? Varlık aleminde güzellik fazilet, iyilik ve cömertlik bakımından senin gibi hiçbir kimse yok.? Öbürü der ki:? İki cihan da senindir. Bütün canlarımız senin canına tabidir.? O da, halkı, kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir, elden, avuçtan çıkmağa başlar. Şeytan onun gibi binlerce kişiyi ırmağa atmıştır!
Dünyanın lutfetmesi ve yaltaklanması, hoş bir lokmadır, ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır! Ateş gizlidir, zevki meydanda. Dumanı sonunda meydana çıkar.
Sen? Ben o medihleri yutar mıyım? O, tamahından methediyor. Ben, onu anlarım? deme! Seni metheden, halk içinde aleyhinde bulunursa onun tesiriyle gönlün, günlerce yanar.
Onun; mahrumiyetten senden umduğunu elde edemeyip ziyan ettiğinden dolayı aleyhinde bulunduğu halde, O sözler, gönlüne dokunur, onun tesiri altında kalırsın. Medihten de bir ululuk gelir, dene de bak! Medihin de günlerce tesiri altında kalırsın. O medih canın ululanmasına, aldanmasına sebebolur.
Fakat bu tesir, zahiren görünmez, çünkü methedilmek tatlıdır. Kınanmak acı olduğundan derhal kötü görünür. Kınanmak, kaynatılmış ilaç ve hap gibidir; içer, yahut yutarsa uzun bir müddet ızdırap ve elem içinde kalırsın.
Tatlı yersen onun zevki bir andır, tesiri öbürü kadar sürmez.Zahiren uzun sürdüğü için de tesiri, gizlidir. Herşeyi, zıddıyla anla! Medhin tesiri, şekerin tesirine benzer; gizli tesir eder ve bir müddet sonra vücütta deşilmesi icabeden bir çiban çıkar.
Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol, sultan olma! Top gibi zahmet çekici ol, çevgan olma! Yoksa; senin bu letafetin, bu güzelliğin kalmayınca o, seninle düşüp kalkanlar, senden usanırlar.
Evvelce seni aldatıp duranlar, o vakit seni görünce? Şeytan? adını takarlar. Seni kapı dibinde görünce hepsi birden? Mezarından çıkmış hortlak? derler; Genç oğlan gibi. Ona önce Allah adını takarlar, bu yaltaklıkla tuzağa düşürmek isterler. Fakat kötülükle adı çıkıp da zaman geçince bu kötülükte sakalı çıkınca; artık ona yaklaşmaktan Şeytan bile utanır.
Şeytan, adamın yanına bir kötülük için gelir; senin yanına gelmez. Çünkü sen Şeytan? dan da betersin. Şeytan, sen insan oldukça izini izler, ardından koşar, sana şarabını tattırırdı.
Ey bir işe yaramaz adam! Şeytan huyunda ayak direyip şeytanlaşınca senden Şeytan da kaçmaktadır. Eteğine sarılan kimse de, sen bu hale gelince senden kaçar!
MEVLÂNÂ’NIN AZ BİLİNEN BİR YÖNÜ: MEVLÂNÂ MÜSPET İLİMLE DE İLGİLENDİ
Mevlânâ Celaleddin Rumî sadece dinî ilimlerle değil aynı zamanda müspet ilimlerle de ilgilenmiş, eserlerine de bu durum yansıtılmış- Onun özellikle Mesnevi adlı eserinde bahsettiği mevzular arasında Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi, atom gibi konuları sayabiliriz. Mevlânâ, Mesnevi’sinde Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi ile ilgili şunları söyler:
Dolap gibi dönüp duran gökten kıyas tut. Onun dönmesi nedendir?
... Ey gök, ne vakte dek yerin etrafında dönüp duracaksın?
... Bu gökyüzü de elinde olmaksızın dönüp durmada.”
Yine Mesnevi’de yer alan bazı beyitlerde günümüzün bilim adamlarını dahi şaşırtacak biçimde atmosferi bir yumurtanın beyazına, dünyayı ise bu yumurtanın sarısına benzetmekte, dünyanın uzayda boşlukta durduğuna işaret etmekte, ayrıca mıknatıs ve kehribar örneğini vererek yer çekiminin varlığına değinmektedir.
Mevlânâ’nın değindiği bir diğer konu da atomdur. Mevlânâ atom için “zerre” kelimesini kullanarak henüz yakın zamanda keşfedilen “atom, atomun yapısı ve atomun patlaması”na gönderme yapmaktadır. Mevlânâ’nın zerrenin (atomun) içindeki güneşin (atom çekirdeğinin) “patlaması hâlinde her tarafın yerle bir olacağından bahsetmesi” ve bu çekirdeği de “kuzu postuna bürünmüş aslan”a benzetmesi oldukça ilgi çekicidir.
'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir. Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O... Herkes söz satma hevesini bilir, Bense susmayı bilenin Kulu kölesiyim...'
kenyalı mevlana diye anlatırım çocuklara. daha çarpıcı olsun diye. hatta yanlış yol göstermeleri sonucu kenya yerine konyaya gittiği rivayet edilir. aşk konusunda şems ile dedikodusu hala yapılması onun düşün dünyasındaki yerini sarsmayacaktır.
elin adamlarının bizden çok fazla önemsediği şahsiyet. Dr Ali Şeriati'nin başucu kaynaklarının yazarı olması hasebiyle tanıştığım mühim sevgi adamı.
Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim
Kaynağın benim demedim mi?
Bir gün kızsan bana
Alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi?
Demedim mi su görünene razı olma?
Demedim mi sana yaraşır otağı kuran benim ancak?
Onu süsleyen, bezeyen benim demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın?
Senin duru denizin benim demedim mi?
Demedim mi yolunu vururlar senin?
Demedim mi soğuturlar seni?
Oysa senin ateşin benim
Sıcaklığın benim demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin,
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle bunları sana hep demedim mi?
Mevlana Celaleddin Rumi
çıplak geldik, giyindik.
soyunduk, gidiyoruz
^^Hamdım^^ derken, çocukluk yıllarını kastetmiştir.
^^Piştim^^ derken, Hz.Seyyid-i Burhaneddin^den aldığı eğitimi kastetmiştir.
^^Yandım^^ derken Şems-i Tebrizi'nin nurlu aynasında gördüğü kendi güzelliğinin aşk ateşini kastetmiştir.
Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir...
Mevlana...
Aya öfkelenmişim ben işte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum
Padişaha kızmışım çırılçıplak bir yoksul olmuşum
Güzeller sultanı gel demiş evine çağırmış beni
Ben bir yolunu bulmuşum, yola başkaldırmışım.
Sevgilim baş çeker, naz ederse, gamlara atar kararsız korsa beni
Bir kere bile ah demeyeceğim inad için, ah’a da kızmışım ben.
Beri gel daha beri daha beri,
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle.
Bu hır gür bu savaş, nereye dek.
Sen bensin işte, ben senim işte.
Ne diye bu direnme böyle ne diye,
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık ne diye.
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek.
Ne diye böyle şaşı olmuşuz ne diye.
Zengin yoksulu hor görür ne diye,
Sağ soluna yan bakar ne diye.
İkisi de senin elin ikisi de.
Peki kutlu ne kutsuz ne?
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
Başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız,
İki büklüm gök kubbenin altında ne diye?
* * *
Sen habire gevele dur bakalım
Habire usul boylu birlik çam ağacı de
Sonu nereye varır bunun nereye
Şu beş duyudan, altı yönden
Varını yoğunu birliğe çek birliğe
Kendine gel benlikten çık uzak dur
İnsanlığa karıl, insanlara,insanlarla bir ol
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin bir ulu deniz
Kendinde kaldın mı, bir damlasın, bir dane
Ama sen canı da bir bil bedenide
Yalnız sayıda çoktur onlar alabildiğine
Hani şu bademler gibi, bademler gibi
Ama hepsindeki yağ bir.
Dünyada nice diller var, nice diller
Ama hepsinde anlam bir
Sen kapları testileri hele bir kır
Sular nasıl bir yol tutar gider
Hele birliğe ulaş, hır gürü savaşı bırak
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.
Bu gün AHMED benim
ama dünkü Ahmed değil.
Bu gün anka benim,
ama yemle beslenen kuşcağız değil.
Enel hak kadehiyle bir yudum içen sızdı hak şarabından,
Şişelerle, küplerle içtim ben sızmadım.
Ben sultanların aradığı sultan,ben hacetler kıblesiyim.
Gönül kıblesiyim ben.
Ben Cuma mescidi değilim, insanlık mescidiyim ben.
Ben saf aynayım, sırrım dökülmemiş paslanmamışım.
Ben kin dolu bir gönül değilim, tur i sina nın gönlüyüm ben.
Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum
benim sarhoşluğumun sonu yok.
Tarhana çorbası içmem ben,
can yemeği yerim, içerim can şerbeti.
İşte sararttı seni bir gümüş bedenlinin özlemi, altın haline geldin artık.
Sen altına aşıksın, altın benim rengime aşık.
Gönlü saf sufiyim ben,
benim tekkem alem, medresem dünya benim.
Değilim abalı sufilerden.
İster yakarış eri ol sen, meyhane eri istersen,
bundan sanki ne çıkar.
Yok Cumartesi imiş yok Cuma imiş, bence ne farkı var.
Gerçeğin tadını alan er,
ne altına aldırış eder,
ne kalender tacına bakar.
Ne tasası vardır, ne kini.
Ey Tebrizli hak Şemsi,
yüzünü göstermeseydin sen, yoksul çaresiz kalırdı kulun,
ne gönlü olurdu, ne dini...
Ne duruyorum, ne yürüyorum,
Üzengideki ayak gibi…
Ne susuyorum, ne konuşuyorum,
Kitaptaki yazı gibi…
Ne varım, ne yokum,
Gülsuyundaki koku gibi…
Gel
Müslümanlığın kafirliğin dışında bir ova
ucsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider
arif olan geldimi usulca başını kor
ne müslümanlığa yer var orada ne kafirliğe yer.
ne aklım kaldı benim, ne dinim
ne kararaım kaldı benim ne sabrım
gel ne olur gel artık,
ne gönlümün derdini sor bana,
ne sararan yüzümü sor bana
ne içimin ataşini sor bana
gel gözünle gör, gel artık.
Sıcağınla pişmiş bir somun gibi, o kıpkızıl al al yüzümü sorma
Gene ekmek gibi bayatlayıp bayatlayıp, gene ekmek gibi ufalana ufalana
Çaresiz dökülmüşüm yollara.
Gel topla beni, gel artık...
Bir vakitler bir aynaydım, yüzünden izler toplamadaydım,
Şimdi buruştum, şimdi sarardım,
gel gör beni, gel artık.
Dere gibi akıyorum sağa sola, ayrılık her yanımda pusuda.
Sabahları yalvarırım yakarırım rüzgarların karşısında.
Gel ne olur, gel artık.
Başın kirle ıslaksada, ayağına diken batmışsa da,
durma gel, Allah aşkına.
Gel demeden kurtar beni, ey aşıklar peygamberi,
gönül ateşinde yanmışım ben, boğulmuşum gözyaşına,
git sor Allahını seversen
ne yol gösterir sevgili, ne çare yazar bana.
bir çok mutasavvuf gibi oda islama birçok hurafe kattı
insanlar onun hakkında pek birşey bilmez. hatta kitabı (mesnevi) yi hiç okumamıştır buna rağmen onu yüceltmektedir
hatta islamda zinhar haram olan putunu (heykel) türbesinin önüne diktiler
sonra yine islamda yasak olan müziğide sırf o çaldı diye din adına çalıyor ve adına tasavvuf musikisi diyorlar
sonra ne muhammed (as) mın nede sahabesinin yapmadığı bir bidatı
o döndü diyerek yapıyor ve dönüyorlar
birde bütün kötülüklerin anası olan şarabı o kendine helal etti diye içiyorlar
ve dinin temeli olan namazı onun adına terk ediyorlar
hür insanın mevlası (sahibi) yalnız allahtır
ente mevlana fensurna alel gavmil kafirin
sen bizim mevlamızsın. Sen kafirlere karşı bize yardım et
O bir müslümandı. Namaz kılar oruç tutar ve diğer emrolunduğu ibadetleri yerine getirirdi. Bir mutasavvıf olduğu kadar İslami ilimlerini tahsil etmiş bir İslam Alimiydi aynı zamanda..
Bir yaratıcıya inanıyordu,
ve BİR yaratıcının peygamber gönderdiğine de inanıyordu..
Meleklere, Kur'anı Kerim'e..
Bir çok deist ve ateistin inkâr ettiği mucizeye de inanıyordu. Cennet ve cehenneme de.. ceza ve mükâfâtın var olduğuna da inancı tamdı.
Nedense çoğu insan Hazreti Mevlâna'nın bu yönlerini pek bilme(k isteme) z.
Sen düşünceden ibaretsin
Geriye et ve kemiksin
Gül düşünür gülistan olursun
Diken düşünür dikenlik olursun...
MEVLANA
Sana çoook aşığım ya Mevlana çoook..
Istırapta nice nimetler gizli.
Istırap vermişse,
Bil ki nimeti gelecektir.
Gökyüzü ağlamayınca
Çimenler gülmez...
Hz. Mevlâna
Her gün bir yerden göçmek ne iyi.
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
Mevlana...
Hz mevlana ^^ Kim olursan ol gel ^^ diyebilecek kadar engin hoşgörüye sahip muhterem bir insandır.
Ama ben bu güne kadar mevlana olduğumu hiç söylemedim. Böyle olduğumu da hiç düşünmedim.
Ben ancak, ^^ ÖNCE İNSAN OL, SONRA GEL ^^ diyorum. Ve insan olmayanlarla muhatap bile olmam.
9. sınıfta birlikte okuduğum bir arkadaşım bana,
adının içerisinde 'ana' sözcüğü geçmesi sebebiyle
Mevlana'nın bayan olduğunu sandığını söylemişti..
bu arkadaşın,tam 15 yıldır çalışaduran bir beyne
Mevlana'nın cinsiyeti ile ilgili bilgiyi sığdıramamış olması
beni şaşırtmış,güldürmüş ve bir o kadar da üzmüştü..
'Ben, hem âşık, hem de maşukum.
Ben hem aynayım, hem güzelliğim, hem de güzelliği seyreden.'
hz.mevlana
yasasaydıda görseydi............türk gençliginin ne halde oldugunu.................ırkçılıgın hoşgörüsüzlügün alıp başını gittigini..............................
Mevlana şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul etmiştir. Şu konuları işlemiştir.
1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı
2. Suçtan kurtuluş, akıl yolu ile gafletten uyanış
3. İnanç'daki kudret
4. Tövbe edip doğru yolu bulanların Allah'ın sevgili kulu olacakları
5. Bilginin değeri
6. Gaflete dalış
7. Aklın önemi
HZ.MEVLANA derki
'Aşkta tıpkı ELİF gibidir isminde gizlidir o olmadan da besmele sese gelmez o herşeyin başıdır '
kelime anlamı (sahibimiz) demektir
bu kelimeyi bir insan için kullanmak doğru deyildir
çünkü hür ve yetişkin bir insanın sahibi yalnız allahtır
yalnız köle ve çocuğun sahibi insan olabilir
kuran ve hadislerde bu kelime sadece allahı kasteder
ama bazı ehli tasavvuf bu kelimeyi allaha ortak koştukları şeyhleri için kullanıyorlar
bunlardan en ünlüsü celalettin rumidir
onun islamda haram olan heykelinide yaptılar
niçin bu insanı o kadar yücelttiniz
namazı terkedip şarap içtiği içinmi
yoksa rasulullah sav ve ashabının yapmadığı, kendi etrafında dönme (sema) diye bir bidat ihtas etti diyemi
yada musikiyi islama soktu diyemi
Oraya gitme demedim mi sana
Seni yalnız ben tanırım demedim mi
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim
Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi
Demedim mi şu görünene razı olma
Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi
Ben bir denizim demedim mi sana.
Sen bir balıksın demedim mi,
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
Senin duru denizin benim demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi
Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,
Senin kolun kanadın benim, demedim mi
Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi tövbeni bozarlar senin.
Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi
Türlü şeyler derler sana demedim mi.
Ölmezlik kaynağını kaybedersin, yani
Ben’i kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Anlamak lazım...
BENLİĞİN ŞIMARTILMASI
Ten kafese benzer. Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Bu,? Ben senin sırdaşın olayım? der. Öbürü? Hayır, senin akranın, emsalin benim? der.
Bu der ki:? Varlık aleminde güzellik fazilet, iyilik ve cömertlik bakımından senin gibi hiçbir kimse yok.? Öbürü der ki:? İki cihan da senindir. Bütün canlarımız senin canına tabidir.? O da, halkı, kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir, elden, avuçtan çıkmağa başlar. Şeytan onun gibi binlerce kişiyi ırmağa atmıştır!
Dünyanın lutfetmesi ve yaltaklanması, hoş bir lokmadır, ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır! Ateş gizlidir, zevki meydanda. Dumanı sonunda meydana çıkar.
Sen? Ben o medihleri yutar mıyım? O, tamahından methediyor. Ben, onu anlarım? deme! Seni metheden, halk içinde aleyhinde bulunursa onun tesiriyle gönlün, günlerce yanar.
Onun; mahrumiyetten senden umduğunu elde edemeyip ziyan ettiğinden dolayı aleyhinde bulunduğu halde, O sözler, gönlüne dokunur, onun tesiri altında kalırsın. Medihten de bir ululuk gelir, dene de bak! Medihin de günlerce tesiri altında kalırsın. O medih canın ululanmasına, aldanmasına sebebolur.
Fakat bu tesir, zahiren görünmez, çünkü methedilmek tatlıdır. Kınanmak acı olduğundan derhal kötü görünür. Kınanmak, kaynatılmış ilaç ve hap gibidir; içer, yahut yutarsa uzun bir müddet ızdırap ve elem içinde kalırsın.
Tatlı yersen onun zevki bir andır, tesiri öbürü kadar sürmez.Zahiren uzun sürdüğü için de tesiri, gizlidir. Herşeyi, zıddıyla anla! Medhin tesiri, şekerin tesirine benzer; gizli tesir eder ve bir müddet sonra vücütta deşilmesi icabeden bir çiban çıkar.
Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol, sultan olma! Top gibi zahmet çekici ol, çevgan olma! Yoksa; senin bu letafetin, bu güzelliğin kalmayınca o, seninle düşüp kalkanlar, senden usanırlar.
Evvelce seni aldatıp duranlar, o vakit seni görünce? Şeytan? adını takarlar. Seni kapı dibinde görünce hepsi birden? Mezarından çıkmış hortlak? derler; Genç oğlan gibi. Ona önce Allah adını takarlar, bu yaltaklıkla tuzağa düşürmek isterler. Fakat kötülükle adı çıkıp da zaman geçince bu kötülükte sakalı çıkınca; artık ona yaklaşmaktan Şeytan bile utanır.
Şeytan, adamın yanına bir kötülük için gelir; senin yanına gelmez. Çünkü sen Şeytan? dan da betersin. Şeytan, sen insan oldukça izini izler, ardından koşar, sana şarabını tattırırdı.
Ey bir işe yaramaz adam! Şeytan huyunda ayak direyip şeytanlaşınca senden Şeytan da kaçmaktadır. Eteğine sarılan kimse de, sen bu hale gelince senden kaçar!
Mesnevi'den Hikayeler - Cilt 1
Asırlık evliya ve alim bir zâta ' Filozof ' diye bayağı bir ifade ile tasvir ederlerya, kabullenemem ben bunu...! ! !
MEVLÂNÂ’NIN AZ BİLİNEN BİR YÖNÜ: MEVLÂNÂ MÜSPET İLİMLE DE İLGİLENDİ
Mevlânâ Celaleddin Rumî sadece dinî ilimlerle değil aynı zamanda müspet ilimlerle de ilgilenmiş, eserlerine de bu durum yansıtılmış- Onun özellikle Mesnevi adlı eserinde bahsettiği mevzular arasında Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi, atom gibi konuları sayabiliriz. Mevlânâ, Mesnevi’sinde Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi ile ilgili şunları söyler:
Dolap gibi dönüp duran gökten kıyas tut. Onun dönmesi nedendir?
... Ey gök, ne vakte dek yerin etrafında dönüp duracaksın?
... Bu gökyüzü de elinde olmaksızın dönüp durmada.”
Yine Mesnevi’de yer alan bazı beyitlerde günümüzün bilim adamlarını dahi şaşırtacak biçimde atmosferi bir yumurtanın beyazına, dünyayı ise bu yumurtanın sarısına benzetmekte, dünyanın uzayda boşlukta durduğuna işaret etmekte, ayrıca mıknatıs ve kehribar örneğini vererek yer çekiminin varlığına değinmektedir.
Mevlânâ’nın değindiği bir diğer konu da atomdur. Mevlânâ atom için “zerre” kelimesini kullanarak henüz yakın zamanda keşfedilen “atom, atomun yapısı ve atomun patlaması”na gönderme yapmaktadır. Mevlânâ’nın zerrenin (atomun) içindeki güneşin (atom çekirdeğinin) “patlaması hâlinde her tarafın yerle bir olacağından bahsetmesi” ve bu çekirdeği de “kuzu postuna bürünmüş aslan”a benzetmesi oldukça ilgi çekicidir.
Kötü yaratılışlı kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesen eşkıyanın eline kılıç vermeye benzer.
'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir.
Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O...
Herkes söz satma hevesini bilir,
Bense susmayı bilenin
Kulu kölesiyim...'