yemamede ağır yara aldı. daha önce savaş meydanlarında ölüm aramış ölüm peylemişti. ama şehadeti bulamamıştı. bugün de bulamazsan talihine ağla diyordu. ciddi savaştı ağır yara aldı. sağ kolu kopacak gibiydi. sadece az bir et parçası tutuyordu. ibni ömer anlatıyor: 'onu çadırın içine soktum. hiç kıpırdamadan yatıyordu. ölüyor diye bekliyordum. bu arada dışardan sahabi feryatları duyuluyor. nesibe oğullarını kurban vermiş sıra bende diyor. ammar ben ki resulullahın önünde savaştım, burda kaçar mıyım? diyor. ama islam ordusunda çatlamalar oldu. bir ara müslümanlar dağılır gibi oldu. o ara çadırın önünden biri geçti şöyle seslendi 'YAELAL ENSAAAAAAR. KERRETEN KEKERRETE HUNEEEEEYYN' yani 'ey ensaaaar huneyndeki gibi tekrar toplanın' o ara ölüyor diye beklediğim eba akil hortladı sanki. yerinden fırladı koşmaya başladı. arkasından koştum nereye dedim öleceksin. 'duymuyor musun? dedi bizi çağırıyorlar.' kılıcı sol eline aldı. bir ara kolunun kendisine iliştiğini farketti diziyle üstüne basıp kopardı. 'YAAAA ALLAAAAAAH! ' dedi. ama çok gidemedi bu koca şehit devrildi. doktor ikbalin şişesine kan gönderiyordu. islamın dağılmış şemnine fer gönderiyordu, ölmüş yüreklere, yaşarmayan gözlere derman gönderiyordu. sonra ibn ömer gitti 'ebşir ya eba akil' müjdeler olsun ey eba akil, Allahın düşmanı öldürüldü......
arapçada akıl babası demek..
çeviriyim dedim
Mesuliyet duygusunu damarlarına kadar işleyen büyük sahabe.
ya Eba Akil
senin içinde bir şehadet arzusu da ben olsaydım
yemamede ağır yara aldı. daha önce savaş meydanlarında ölüm aramış ölüm peylemişti. ama şehadeti bulamamıştı. bugün de bulamazsan talihine ağla diyordu. ciddi savaştı ağır yara aldı. sağ kolu kopacak gibiydi. sadece az bir et parçası tutuyordu. ibni ömer anlatıyor: 'onu çadırın içine soktum. hiç kıpırdamadan yatıyordu. ölüyor diye bekliyordum. bu arada dışardan sahabi feryatları duyuluyor. nesibe oğullarını kurban vermiş sıra bende diyor. ammar ben ki resulullahın önünde savaştım, burda kaçar mıyım? diyor. ama islam ordusunda çatlamalar oldu. bir ara müslümanlar dağılır gibi oldu. o ara çadırın önünden biri geçti şöyle seslendi 'YAELAL ENSAAAAAAR. KERRETEN KEKERRETE HUNEEEEEYYN' yani 'ey ensaaaar huneyndeki gibi tekrar toplanın' o ara ölüyor diye beklediğim eba akil hortladı sanki. yerinden fırladı koşmaya başladı. arkasından koştum nereye dedim öleceksin. 'duymuyor musun? dedi bizi çağırıyorlar.' kılıcı sol eline aldı. bir ara kolunun kendisine iliştiğini farketti diziyle üstüne basıp kopardı. 'YAAAA ALLAAAAAAH! ' dedi. ama çok gidemedi bu koca şehit devrildi. doktor ikbalin şişesine kan gönderiyordu. islamın dağılmış şemnine fer gönderiyordu, ölmüş yüreklere, yaşarmayan gözlere derman gönderiyordu. sonra ibn ömer gitti 'ebşir ya eba akil' müjdeler olsun ey eba akil, Allahın düşmanı öldürüldü......
ebşir ya eba akil. Allahın düşmanı öldürüldü.