Sokak lambaları gibi titrer dertlerim,
Gölgesi boyunu aşmış o sahte sevgilerin.
vitrinin de kıyar bazıları sevdasına
hiç acımadan
Artık uzansan da tutamaz
o kirlenmiş ellerin ellerimi
Bir kalp bıraktın,
masanın tam ortasında kimsesiz.
Yalanların bir gün
kendi kurduğun sofrada boğulur sessiz sessiz.
Ben o yangından sağ çıktım;
küllerim savruldu rüzgâra,
Sen ise bir ömür
boğulacaksın
bir kaşık suyun hatırasında.
Adını anmam artık,
yasını yalnız içimde tutarım.
Sana verdiğim emek,
ömrümden eksilen yıllar gibi bana miras kalır.
Gittiğin yollar senindir;
döndüğünde aynı kapıyı bulamazsın.
Çünkü kırılan güven
bir daha eski sesini bulmaz.
Sanma ki herkes gibi
ben de unutup geçerim.
İhanetin izi silinir belki,
ama öğrettiği ders
ömür boyu benimle yürür.
Ne beddua ederim sana,
ne de hesabını ben sorarım.
Vakit en doğru şahittir;
adalet bazen geç gelir,
ama yolunu asla şaşırmaz.
Bir gün kalabalıkların içinde
en büyük yalnızlığı yaşayacaksın.
İşte o vakit anlayacaksın;
insan en çok
kendi vicdanında kaybolur.
Sen kendine yanarsın...
Ben yaralarımı sabırla sararım.
Sırtımızdaki yükü
ancak toprak siler;
ama insanın vicdanına yüklediği ağırlığı
hiçbir toprak örtemez.
Ve gün gelir,
aynaya baktığında
en ağır hükmü yine kendi gözlerin verir.
İşte o gün anlarsın;
beni değil,
aslında kendini kaybetmişsin.
Çünkü insan,
başkasını yıkmadan önce
kendi içindeki evi yakar.
Ve en büyük yangınlar,
alevden değil,
vicdandan çıkar.
İşte o zaman...
Bana değil,
kendine yanarsın.
Kayıt Tarihi : 22.03.2026 05:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!