o gün bir kanlı şafak gökten üflenen ateş birden dağın sırtında atlılar belirecek atlılar put şehrine gediklerden girecek bir şehir ki orada insan ayak üstü leş
yalnız iman ve fikir ne sevgili ne kardeş bir akıl gelecekki akıllar delircek ve bir devrim evvela devrimi devirecek her şey birbiine denk her şey birbirine eş
fertle toplum arası kalkacak artık güreş herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek gökler iki şakolmuş haberi bildirecek müjdeler olsun size doğdu batmayan güneş
ayrı ayrı
ne kadar göz bebeği varsa üst üste gelse
yine ayrı manzara ayrı görüş herkese
o kitap
hasta olsam ilacım çorbam sütüm o kitap
suda mantarım gökte paraşütüm o kitap
hayret
kuyruğu etrafında dönen kedi hayrette
alim ki hayreti yok ne boş yere gayrette
kelime
iman ihlas vecd ve aşk bunlar birer kelime
kelimeyi boğardım verselerdi elime
eksik
göz attığım her şeyde işte o şeydir eksik
mekan kopuk kopuktur zamanda kesik kesik
bir
varlık yalnız Birde dir toplam bölüm hep birde
devam eden yalnız bir sayıda dört tekbirde
sayılar
sayılar yalnız Bir in kendi dalgalanışı
sayılar kemmiyetin keyfiyeti anışı
hiç mi hiç
sayılarda çoğalmak niçin ne olmak için
bir tek hiçtir çarpısı kırk milyona bir hiçin
bir
Bir i deşerken her an beynini yiyen adam
sayılar köpürdükçe Allah bir diyen adam
bu dünya
bu dünya bir tamamdan eksiklikler alemi
kopuşlar ayrılıklar kesiklikler alemi
hatıra
renk renk hatıralarım oda oda silindi
anne kokan bir türkçem vardı o da silindi
ihtizaz
renkte seste ışıkta her şeyde bir ihtizaz
her şeyde bir titreşim zikir,fikir ve niyaz
yeni
tohum çatlar bilmemde kafa nasıl çatlamaz
yeni odur ki solmaz pörsümez bayatlamaz
Allah,Resul aşkıyle yandım bittim kül oldum
öyle zayıfladım ki sonund aherkül oldum
oyuncak
kırıldı oyuncağım artık bir daha gülmem
toz olur toprak olur duman olurum ölmem
KAHRAMANLAR
O na
benim efendim
ben san bendim
bir üfledin de
yıkıldı bendim
ben ki denizdim
dağbaşı bendim
şimdi sen oldun
aleme pendim
benim efendim
benim efendim
feza levendim
ölmemek neymiş
senden öğrendim
kayboldıum sende
sende tükendim
sordum aynaya
hani ya kendim
benim efendim
benim efendim
emri yüklendim
dağlandım kalpden
ve mühürlendim
askerin oldum
başta tülbendim
okum sadakta
elde kenemdim
benim efendim
bizim yunus
bir zaman dünyaya bir adam gelmiş
okunu kör nefsin kılıçla çelmiş
bizim yunus
biizm yunus
bişr zaman dünyaya bir adam hgelmiş
ölüm dedikler perdeyi delmiş
bizim yunus
bizim yunus
bir zaman dünyaya bir ada gelmiş
eli kaatilede kalkamaz elmiş
bizim yunus
bizim yunus
bir zamna dünyay br adam gelmiş
zaman onun kement attığı selmiş
bizim yunus
bizim yunus
bir zaman dünyay bir adam gelmiş
toprakta devrilmiş göğe çömelmiş
bizim yunus
bizim yunus
bir zaman dünyay bir adam gelmiş
sayıları silmiş BİR e yönelmiş
bizim yunus
bizim yunus...
yunus emre
kaç mevsim bekleyim daha kapında
ayağımda zincir boynumda kement
beni de piştiğin bela kabında
o kadar kaynat ki buhara benzet
bekletme yunusum bozuldu bağlar
düşüyor yapraklar geçiyor çağlar
veriyor ayrılık dolu semalar
içime bayıltan acı bir lezzet
rüzgara bir koku ver ki hırkandan
geleyim izine doğru arkandan
bırakmam tutmuşum artık yakandan
medet ey devrişim yunusum medet
zeybeğn ölümü
zeybeğimi bir kaç kızan vurdular
çukurda üstüne taş doldurdular
bir de ya kalkarsa diye kurdular
zeybeğim zeybeğim ne oldu sana
Allah deyip şöyle bir doğrulsana
zeybeğim kalkamaz dirilemez mi
odası mühürlü girilemez mi
şu ters akan sular çevrilemez mi
ne güne dek böyle gider bu devran
zeybeğim bir sel ol bir çiğ ol davran
kır at zincirlenmiş ufuk sahibsiz
han kayıp hancı yok konuk sahipsiz
baş köşede sırma koltuk sahipsiz
kızanlar dört yandan hep abandınız
zeybeğin kanına ekmek bandınız
bilemem susarak ölmek mi hüner
lisan çıldırıyor dil nasıl döner
ondan son iz uzak uzak bir fener
öldü mü çatlarım yine inanmam
gzliye yanarım ölüye yanmam
zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne
tesbihi dökülmüş aranır nine
balaonu yok ağlar çocuk haline
zeybeğim dünyayı aldın götürdün
bir öldün de beni binbir öldürdün
beyni tırmık tırmık pençelere sor
mevsim niçin ölgün bahçelere sor
sor çukuru nerde serçelere sor
ağla bir dinmeyen hasretle ağla
zeybeksiz yolları gözetle ağla...
köroğlu
sırmalı cebkeni attı kouna
tek elle dizgini gerdi köroğlu
tozlarla atılıp dağın yoluna
yeşil muradına erdi köroğlu
dağlar omuz omza yaslanan dağlar
sular kararınca paslanan dağlar
bu dağlara gönül verdi köroğlu
dağların ardında kalınca çile
köroğlu yeniden gelmişti dile
ak saçlı anadan geçilse bile
dağlardan geçilmez derdi kör oğlu..
mansur
mercan mercan uçuk dudağında kan
inci inci soluk şakağında ter
ne baş yedi ne kan içti bu meydan
bu meydan aşıktan canını ister
tatlıydı akrebin sana kıskacı
acıya acıda buldun ilacı
diyordun geldikçe üstüste acı
bir azap isterim bundan da beter
sana taş attılar sen gülümsein
dervişin bir çiçek attı inledin
bağrımı delmeye taş yetmez dedin
halden anlayanın bir gülü yeter.....
o erler ki
o erler ki gönül fezasındalar
toprakta sürünme ezasındalar
yıldızları tesbih tesbih çekerde
namazda arka saf hızasındalar
içine nefs sızan ibadetlerin
birbiir ardıca kazasındalar
günü her dem dolup her dem başlayan
ezel senedinin imzasındalar
bir an yabancıya değse gözleri
bir ömür gözyaşı cezasındalar
her rengi silici aşk ötesi renk
o rengin kavuran beyzasındalar
ne cennet tasası ve ne cehennem korkusu
sadece Allah ın rızasındalar....
onlar
insandan murad onlar ölümü öldürenler
ötenin ötesnde sonsuz hayat sürenler
ve onlar
sebil sebil sunanlar ölümsüzlük tasını
çizenler nokta nokta ebed haritasını
seyyid taha yı ziyaret
şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden
kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden
kahramanlık
ne varsa çöplüğe at belli başlı zmanlık
ölümü öldürmekte olanca kahramanlık
şah -ı nakşıbend
yüce şah ı nakşıbend nakkaş ve nakış onda
büütn içi dışıyle ölüme bakış onda
DAVA VE CEMİYET
müjde
o gün bir kanlı şafak gökten üflenen ateş
birden dağın sırtında atlılar belirecek
atlılar put şehrine gediklerden girecek
bir şehir ki orada insan ayak üstü leş
yalnız iman ve fikir ne sevgili ne kardeş
bir akıl gelecekki akıllar delircek
ve bir devrim evvela devrimi devirecek
her şey birbiine denk her şey birbirine eş
fertle toplum arası kalkacak artık güreş
herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek
gökler iki şakolmuş haberi bildirecek
müjdeler olsun size doğdu batmayan güneş