Belki de insanı hayatta tutan, üzerindeki yapraklar değil; yapraksız kaldığında bile toprağın altında devam eden hikâyesidir. Bahar biraz da kaybettiğimiz yerlerden yeniden doğmayı bilmek değil midir...
Demek ki mesele odanın varlığı değil, o odada hâlâ esebilen bir iklimin kalması… Bazıları içinde koca mevsimler taşır ama tek bir yaprak bile kıpırdamaz. :)
İnsan, kalbinin görünen tarafında değil, kimseyi sokmadığı arka odasında saklar kendini. Orada bir mevsim vardır. Sessiz. Derin. Sadece kendine ait… Ve belki de insanı insan yapan, tam olarak o saklı iklimdir.
Belki de insanı hayatta tutan, üzerindeki yapraklar değil; yapraksız kaldığında bile toprağın altında devam eden hikâyesidir.
Bahar biraz da kaybettiğimiz yerlerden yeniden doğmayı bilmek değil midir...
Tum yapraklarının dökülmüş olması da muhtemeldir:) mevsimler yeni filizlere muktedir midir acaba?
Demek ki mesele odanın varlığı değil, o odada hâlâ esebilen bir iklimin kalması… Bazıları içinde koca mevsimler taşır ama tek bir yaprak bile kıpırdamaz. :)
İnsanı insan yapan arka odasındaki zaman dilimleri değil, natahammül ses ve sığ anlarda ruhunda esen iklimlerdir zannımca:)
İnsan, kalbinin görünen tarafında değil,
kimseyi sokmadığı arka odasında saklar kendini.
Orada bir mevsim vardır.
Sessiz.
Derin.
Sadece kendine ait…
Ve belki de insanı insan yapan,
tam olarak o saklı iklimdir.