“Kün” emriyle vücûd buldu âlem; hikmet-i nûr-ı hüdâ!
Yankılandı arş ü ferşte; o ulu, ilâhî sedâ!
Yerden arşa küll-i mevcudât, vecd ile durdu kıyama;
Yaratan’ı takdis ettiler, râm edip o ulu nizâma!
Murâd etti Cenâb-ı Hakk, arzda halîfe istedi;
Nûrundan üfledi cânı, halk eyledi Âdem’i!
“Küll-i esmâ”yı tâlimle, mükerrem kıldı Mevlâ;
Sırr-ı Hak’la eyledi ol demde mülke muallâ!
Arz ü semâ emrine âmâde kılındı muhlisin;
Lütf-i Mevlâ ile oldu vârisi her meclisin.
Emr-i Hak’la secdeye vardı melekler o an;
Kibre daldı ol İblis, kovuldu huzurdan!
Hayvandan beterdir, kim aklını nefsine râm eylerse;
Melekten yücedir, kim nefsini aklına bende ederse!
Mürşid olsun kullara diye, kitaplar indirdi;
Nebîlerle nûr-ı tevhîd yolun’ bildirdi!
Ni’metin her türlüsün kıldı helâl Âdem’e;
Tamah edip dünyaya, kul oldu o nefsine!
Bezm-i Elest’teki o kudsî ahdi unuttu;
Nefsin dehlizlerinde bir karanlık yol tuttu!
Unutup aslındaki cevheri, daldı hulyâya;
Bende oldu nefsine, aldandı fânî dünyaya!
Lâkin bunca îkaza rağmen, inkâr etti beşer;
Azdıkça tuğyân arttı, her yandan sarıldı şer!
İbret olsun diye Hak, helâk etti kavimleri;
Azgınlıkla silindi, kalmadı hiçbir izleri!
İnsan şu fenâda garip; bir yolcu, aslı gurbette...
Lâkin tamah eyler cihâna, sanır kalacak ebette!
Can da mülk de bâkî değil, arz u semâ emânettir;
Dünya fânî bir hândır, akıbeti nedâmettir!
Ne mülk kaldı ne sultan, ne saray ne de hân;
Bâkî kalan ancak “O”, fânî olandır cihân!
Üryan gelir Âdemoğlu, üryan döner o son demde;
Yalnız ameli kalır, yoldaş olur mahşerde!
14.04.2026
22:46
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 18:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!