cife-i dünya degül kerkes gibi matlubumiz bir bölük ankalariz kaf-i kanaat bekleriz .........................................................fuzuli ismi olup cismi olmayan bir kustur. kaf daginin tepesinde yasadigi varsayilir. asirlarca yasar ve vucudunda her hayvandan bir alamet bulunurr...
simurg da denilen bir kuş..zamanın birinde bir sürü kuş hayallerindeki özlenen diyarı aramaya yola çıkarlar.anlatılanlara göre hayatın anlamı bu aradıkları diyardadır,yaşamın sırrına ereceklerdir o vardıkları diyarda..zorlu iklimlerden geçerler ve kayıplar verirler..yolun sonunda otuz tane kuş kalmıştır ki simurg zaten otuz kuş demektir..bir de bakarlar ki aradıkları kendilerinde olandır zaten..uzaklarda değil kendi içimizdedir aradığımız anka kuşu..
Ellerim cebimde, yürüyordum, ağır ağır… Peşimde gölgem… Dudaklarımda bir ıslık; Korkularıma inat… Zifiri karanlığında ömrümün Karşıma çıkan ihtiyar, Umudummuş meğer… Heyhat..! Oysa, ben, daha ondördümdeydim… Ondört asır geçse de, Ondördümde... Ürktüğümde sığındığım çocukluğum, Terk etmemişti henüz beni… Gencecik sevdalarım vardı; El değmemiş, Bakir… Kaf Dağı’na yuva yapan Anka Kuşum Küllerinden yaratılalı kaç gün geçmişti ki..? Gözlerime uçurum uçurum bakan umudum, Bir ömrü nerede tüketmişti? Anlamıştım: Yakındır dediğim şafak, Bana çok uzaktı Ve ben, gecikmiştim, mutluluğa… Artık bir meçhuleydi gidişim… Attığım her adım, bir boşluk Ve her boşlukta yüzlerce ben… Madem, tellere takılmıştı uçurtmam, Madem, ağlatılmıştı yüreğimdeki bebek; Umurumda değildi artık hayat…! ! !
Efsanevi bir kuş. Kaf dasğında yaşar. Çok hoş renkleri vardır büyük bir kuştur. Yardım etmeyi sever. Mir mehmet bu kuşun peşine düşer ve en sonunda aradığının içindeki ses olduğunu anlar. Aslında anka kuşu herkesin içinde olan ilkahiş sesin efsanevi ismidir. herkesin bu sesi duyması ümidiyle.
doğu mitolojisinde tüyleri güzel, boynu uzun, büyük bir kuştur..boynu halka halinde beyaz tüylerle çevrilidir.. ankanın anlamı gerdanlıktır.. mısır efsanesine göre üzerinde otuz çeşit kuşun rengi bulunur.. iranlılar ise simurg olarak adlandırırlar.. gözle görülmeyecek kadar yükseklerde uçar ve kaf dağında yaşar.. bir efsaneye göre beş yüz yıl yaşar..
bu kuşun ölümü ile ilgili, kendi küllerinden doğmak şeklindeki efsaneden farklı bir efsane de vardır..bu efsaneye göre; güneş, ölümü yaklaşan ankanın yuvasını yakar..o da tekrar bir yuva yapar, oradan hiç çıkmaz ve orada ölür..kemikleri içinde bir solucan bulunur, ondan yeni bir anka kuşu doğar..
Anka kuşu hayatın ve onu oluşturmakta olan her ince detayın betisini içinde saklıyor gibi...
Bir yok oluştan doğmak gibi..... Yaradılan herşeyin gerisinde, bir an öncesinde bir yok oluşun saklı olduğunu kendi hayatının bütünüyle anlatıyor gibi.......
Anka kuşu insanların ve onu oluşturmakta olan her ince detayın betisini içinde saklıyor gibi...
Dibe vurmakta olan her anı, yeniden yeniden var eden hayatın ta kendisi.......
Aslında Zümrüdü Anka, Kaknus ve Simurg olarak farklı isimlerle anılan farklı hikayeleri olan esatiri bir metafor olarak kullanılırlar.
Zümrüdü Anka: Bulutların üstünde yuvası olan büyük bir kuştur ve elma kabuğunun isisyle beslenir.(Tanımlamadaki ayrıntı inceliğine hayranım!) Uçarken yumurtasını gökyüzüne bırakır. Yumurta yeryüzüne doğru düşerken yavru kabuğu kırıp annesinin yanına uçar.
Simurg: Feriddün-i Attar'ın Mantık Al tayr kitabında kullanılan tasavvufi bir metafordur. Kuşlar efendilerini aramak için binbir türlü zorluğu geçerken elenirler ve geriye otuz kuş kalır. (Simurg farsçada otuz kuş anlamına gelir) Bir de farkederler ki aradıkları aslında kendileridir. Vahdet-i vucudu ifade etmek için kullanılır.
Kaknus: Bin yıl yaşayan bir kuştur ve türünün tek örneğidir. Gagasında üçyüzaltmıbeş delik vardır. Hintli bir hakim musiki ilmini kaknus ten öğrenmiştir. Kaknus bin yılın sonunda bir çalı çırpı yığınının üzerine tüner ve muhteşem nağmelerle bütün kuşları etrafına toplar. Onu dinleyen kuşların bazıları tahammül edemezler. Kaknus bedenindeki son güçle kanatlarını çırpar ve bir kıvılcımla kendini tutuşturur. Üzerinde tünediği odunlarla birlikte büyük bir ateş ortaya çıkar. En son korlar kül olduğunda küllerin ortasından yavru kaknus başını çıkarır. O da bin yıl yaşar...
................ bilgi ve acı birlikte öğrenilir anımsa....seni acın esmerletir seni.........anıların terletir! Bak o şehre ve unutma küllerden bir anka kuşu yarattığını.........
masallarda adi geçer... bir rivayete göre bilgi denilen agacin dallarında yasar ve herşeyi bilirmiş..Rimurd Anka ve Zümrüdü Anka diye de bilinir.Kuslar işleri ters gittikçe anka kuşunu beklerlermiş.Ve her seferinde de Zümrüdü Anka gelirmiş.Ancak belli bir zaman sonra Anka kuşunun gelmesi mraka düşürmüş kuşları ve Kaf Dağında (masal dağı) evi bulunan zümrüdü ankaya ulaşmak için yola çıkmışlar.Ve geçmeleri gereken 7 vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış Kaf dağına varıldığındaysa 30 kuş kalmış...Aslında Simurg Anka 30 kuş demekmiş ve kuşlardan her biri de SİMURG muş...
kendini külünden yaratmak, umudu, kavgayi amaci ve direnci yasamak
zümrüdü ankâ olarak da bilinir bunun nedeni yasadigi varsayilan kaf daginin yesil zümrüdden olmasidir.......
cife-i dünya degül kerkes gibi matlubumiz
bir bölük ankalariz kaf-i kanaat bekleriz
.........................................................fuzuli
ismi olup cismi olmayan bir kustur.
kaf daginin tepesinde yasadigi varsayilir.
asirlarca yasar ve vucudunda her hayvandan bir alamet bulunurr...
simurg da denilen bir kuş..zamanın birinde bir sürü kuş hayallerindeki özlenen diyarı aramaya yola çıkarlar.anlatılanlara göre hayatın anlamı bu aradıkları diyardadır,yaşamın sırrına ereceklerdir o vardıkları diyarda..zorlu iklimlerden geçerler ve kayıplar verirler..yolun sonunda otuz tane kuş kalmıştır ki simurg zaten otuz kuş demektir..bir de bakarlar ki aradıkları kendilerinde olandır zaten..uzaklarda değil kendi içimizdedir aradığımız anka kuşu..
*müziğin kuşu
*bir hayat bitimi
*yeni bir doğuş
*gözyaşları ilaç hayvan
*herry polter
hacıyatmaz..
GENCECİK SEVDALARIM VARDI
Ellerim cebimde, yürüyordum, ağır ağır…
Peşimde gölgem…
Dudaklarımda bir ıslık;
Korkularıma inat…
Zifiri karanlığında ömrümün
Karşıma çıkan ihtiyar,
Umudummuş meğer…
Heyhat..!
Oysa, ben, daha ondördümdeydim…
Ondört asır geçse de,
Ondördümde...
Ürktüğümde sığındığım çocukluğum,
Terk etmemişti henüz beni…
Gencecik sevdalarım vardı;
El değmemiş,
Bakir…
Kaf Dağı’na yuva yapan Anka Kuşum
Küllerinden yaratılalı kaç gün geçmişti ki..?
Gözlerime uçurum uçurum bakan umudum,
Bir ömrü nerede tüketmişti?
Anlamıştım:
Yakındır dediğim şafak,
Bana çok uzaktı
Ve ben, gecikmiştim, mutluluğa…
Artık bir meçhuleydi gidişim…
Attığım her adım, bir boşluk
Ve her boşlukta yüzlerce ben…
Madem, tellere takılmıştı uçurtmam,
Madem, ağlatılmıştı yüreğimdeki bebek;
Umurumda değildi artık hayat…! ! !
ANKA
Efsanevi bir kuş. Kaf dasğında yaşar. Çok hoş renkleri vardır büyük bir kuştur. Yardım etmeyi sever. Mir mehmet bu kuşun peşine düşer ve en sonunda aradığının içindeki ses olduğunu anlar. Aslında anka kuşu herkesin içinde olan ilkahiş sesin efsanevi ismidir. herkesin bu sesi duyması ümidiyle.
efsanevi bir kuş kaf dağında yaşıyomuş
küllerimden doğar mıyım sana doğru? ...
doğu mitolojisinde tüyleri güzel, boynu uzun, büyük bir kuştur..boynu halka halinde beyaz tüylerle çevrilidir..
ankanın anlamı gerdanlıktır..
mısır efsanesine göre üzerinde otuz çeşit kuşun rengi bulunur..
iranlılar ise simurg olarak adlandırırlar..
gözle görülmeyecek kadar yükseklerde uçar ve kaf dağında yaşar..
bir efsaneye göre beş yüz yıl yaşar..
bu kuşun ölümü ile ilgili, kendi küllerinden doğmak şeklindeki efsaneden farklı bir efsane de vardır..bu efsaneye göre; güneş, ölümü yaklaşan ankanın yuvasını yakar..o da tekrar bir yuva yapar, oradan hiç çıkmaz ve orada ölür..kemikleri içinde bir solucan bulunur, ondan yeni bir anka kuşu doğar..
ANKA KUŞU
Bir kuşum var, sanıl söyleyeyim sana;
Anka ile bulunur daim yan yana,
Anka'nın adını dumuştur herkes, Kimse bilmez cismini;
Benim kuşumu görmüştür herkes, Kimse bilmez ismini.
Ankâ avlanılmaz, tuzağı topla!
Tuzağa giren, olur yalnız hava.
anka kuşu uyuya kalmış yumurtasını çalın haydii...
ne zaman duysam bu kuşun adını çocukluğum gelir aklıma.
aslında hala çocuk sayılırım. iş olsun diye yazıyorum bunları.
anka kusunu hakikat sananlarla ayni havayi solumak ah bu en zoru :)
anka kusu deyince bende yarattığı ilk etki büyü ve ulaşılamazlık
Bir de, D.H.Lawrence'nin AnkaKuşu (The Phoenix) isimli, denemelerini topladığı kitap........
Anka kuşu hayatın ve onu oluşturmakta olan her ince detayın betisini içinde saklıyor gibi...
Bir yok oluştan doğmak gibi.....
Yaradılan herşeyin gerisinde, bir an öncesinde bir yok oluşun saklı olduğunu kendi hayatının bütünüyle anlatıyor gibi.......
Anka kuşu insanların ve onu oluşturmakta olan her ince detayın betisini içinde saklıyor gibi...
Dibe vurmakta olan her anı, yeniden yeniden var eden hayatın ta kendisi.......
anka kuşu takip edilecek rehber.
Aslında Zümrüdü Anka, Kaknus ve Simurg olarak farklı isimlerle anılan farklı hikayeleri olan esatiri bir metafor olarak kullanılırlar.
Zümrüdü Anka: Bulutların üstünde yuvası olan büyük bir kuştur ve elma kabuğunun isisyle beslenir.(Tanımlamadaki ayrıntı inceliğine hayranım!) Uçarken yumurtasını gökyüzüne bırakır. Yumurta yeryüzüne doğru düşerken yavru kabuğu kırıp annesinin yanına uçar.
Simurg: Feriddün-i Attar'ın Mantık Al tayr kitabında kullanılan tasavvufi bir metafordur. Kuşlar efendilerini aramak için binbir türlü zorluğu geçerken elenirler ve geriye otuz kuş kalır. (Simurg farsçada otuz kuş anlamına gelir) Bir de farkederler ki aradıkları aslında kendileridir. Vahdet-i vucudu ifade etmek için kullanılır.
Kaknus: Bin yıl yaşayan bir kuştur ve türünün tek örneğidir. Gagasında üçyüzaltmıbeş delik vardır. Hintli bir hakim musiki ilmini kaknus ten öğrenmiştir. Kaknus bin yılın sonunda bir çalı çırpı yığınının üzerine tüner ve muhteşem nağmelerle bütün kuşları etrafına toplar. Onu dinleyen kuşların bazıları tahammül edemezler. Kaknus bedenindeki son güçle kanatlarını çırpar ve bir kıvılcımla kendini tutuşturur. Üzerinde tünediği odunlarla birlikte büyük bir ateş ortaya çıkar. En son korlar kül olduğunda küllerin ortasından yavru kaknus başını çıkarır. O da bin yıl yaşar...
................
bilgi ve acı birlikte öğrenilir anımsa....seni acın
esmerletir seni.........anıların terletir!
Bak o şehre ve unutma küllerden bir anka kuşu yarattığını.........
Masal bu ya.e buda masal kuşu işte......
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi...
masallarda adi geçer...
bir rivayete göre bilgi denilen agacin dallarında yasar ve herşeyi bilirmiş..Rimurd Anka ve Zümrüdü Anka diye de bilinir.Kuslar işleri ters gittikçe anka kuşunu beklerlermiş.Ve her seferinde de Zümrüdü Anka gelirmiş.Ancak belli bir zaman sonra Anka kuşunun gelmesi mraka düşürmüş kuşları ve Kaf Dağında (masal dağı) evi bulunan zümrüdü ankaya ulaşmak için yola çıkmışlar.Ve geçmeleri gereken 7 vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış
Kaf dağına varıldığındaysa 30 kuş kalmış...Aslında Simurg Anka 30 kuş demekmiş ve
kuşlardan her biri de SİMURG muş...
mutluluk ve umut
sevgiliye mesaj